Türkçe neden iflâh olmaz?

"Medeniyetin dilsiz olmayacağını bilmeyenleri veya akletmeyenleri yarım asra yakındır uyarmaya, uyandırmaya çalışan D. Mehmet Doğan'ın yeni kitabı 'Türkçe Düşünmek, Türkçeyi Düşünmek' Yazar Yayınları'ndan Doğan Külliyatı’na dâhil oldu." Ahmet Köseoğlu yazdı.

Türkçe neden iflâh olmaz?

Medeniyet tasavvuru ve inşasından bahsedenlerin büyük çoğunluğunun dil hassasiyetlerinin olmadığı ya da zayıf olduğu aşikârdır. Medeniyetin dilsiz olmayacağını bilmeyenleri veya akletmeyenleri yarım asra yakındır uyarmaya, uyandırmaya çalışan D. Mehmet Doğan'ın yeni kitabı 'Türkçe Düşünmek, Türkçeyi Düşünmek' Yazar Yayınları'ndan Doğan Külliyatı’na dâhil oldu.

Mehmet Doğan, "Dilimiz, kültürümüz, edebiyatımız, sanatımız... Yüzyıllar içinde var ettiğimiz manevi vatanımızdır; manevi vatanımızı yaşatmazsak maddi vatanı konuşamayız." diyerek günümüzde sıkça kullanılan vatan, mavi vatan gibi kavramlarımızın yanına ‘manevi vatan’ı yerleştiriyor. Milli savunmanın hedefine ulaşması için vatan savunmasına "manevi vatanı koruyup yaşatmaktan başla." İfadesiyle manevi vatanı muhafaza edebilirsek, milli savunma hedefine ulaşabileceğimizin us’unu işaret ediyor.

Yahya Kemal'in "Ağzımda annemin sütü" dediği Türkçe’nin yıllardır sürekli müdahale edilen bir dil hâline geldiğini, getirildiğini biliyoruz. Türkçemiz en çok da kamu kurumlarının ve akademyanın yazı dilinde uydurukça kelimelerin taarruzuna maruz kalıyor.

Doğan, "Türkiye'de en millîci yaklaşıldığı görüntüsü uyandıran saha dildir. Kültürün taşıyıcısı olan dil, gerçekçe en fazla soykırıma uğratılan alanlardan biri oldu. Dilimizin binlerce yıl içinde kazandığı kelime kadrosu tırpanlandı. Tam bir kelime katliamı ile karşılaştık." diyerek dildeki özleştirmenin soykırım olduğunu, dilimizin genleriyle oynandığını, yeni kelimeler uydurmanın yerleşik anlama karşı savaş ilanı olduğu anlatıyor, Türkçe Düşünmek, Türkçeyi Düşünmek kitabında.

D. Mehmet Doğan, Yunus’un, Yahya Kemal’in, Topçu’nun, Akif’in dilinin, Karacaoğlan'ın Dadaloğlu'nun Emrah’ın deyişlerinin, Fuzûli’nin şiir dilinin yılmaz bir mücadelecisi, dil kalesinin yıldırılamaz bir bekçisidir. Sadece ‘Osmanlıca yazılışlı Büyük Türkçe Sözlük’ dahi Doğan’ın ana dilimizi koruma sevdası için yaptığı çalışma olarak tek başına takdire şayandır.

Türkçe Düşünmek Türkçeyi Düşünmek’le aynı minvalde önceki yıllarda da Yüzyılın Soykırımı, Bir Lügat Bulamadım, Devlet Sözlük Yazar mı, Kelimelerin Seyir Defteri, Söz Okyanusunda Yolculuk, Ortadoğu’nun Türkçesi, Neden Klasiklerimiz Yok, Dil Kültür Yabancılaşma, Türkçe’nin Cenaze Töreni gibi çok kıymetli eserlerini, ilgililerinin ve ilgisizlerin istifadesine sunmuştu.

Doğan yeni kitabında;

“Türkçe yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulur mu? Dil Kurumu, Türkçenin gidişatından kendini mes’ûl tutan bir kurum olmalıdır. Dil bir çıkmaza saplanmıştır, bu çıkmazdan kurtulmak için harekete geçme zamanıdır. Sadece aylık dergi yayınlamak ve kitap bastırmakla görevini yaptığını düşünüyorsa o zaman “Türk Dil Yayın Kurumu” olmalı o kurumun adı.” diyerek kurum, görevlerini yapmayacaksa lüzumsuz olacağını söylüyor.

Felsefecilerin, “Nasıl Türkçe düşünülür?” sorusunu ne zaman cevaplayacağını da eleştirel sorularla açıkladığı, adaleti kelimelerde aradığı kitabında mücadelenin kelimeler üzerinden sürdürüldüğünü ve geleceğimizi bu kelimeler arasında yapılacak seçimin belirleyeceğini belirtirken aslında Mehmet Doğan Ağabey, kendisinin de yıllardır yaptığı mücadelenin adını koyuyor. Sahih Türkçeye dönmek zorundayız. Dilimiz bir taraftan yabancı dillerin istilasına maruz kalmıştır, diğer taraftan GDO’lu uydurma bir dilin. İkisinden de kurtulmazsak Türkçe iflâh olmaz. Sadece günlük konuşma diliyle sınırlı mahalli bir dil hâline gelir.

Ahmet Köseoğlu

Yayın Tarihi: 29 Aralık 2021 Çarşamba 11:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ümit
Ümit - 1 ay Önce

Tebrikler. Teşekkürler

banner26