Türkçe ile başlamak: Türkçe Karakter

Türkçe Karakter, yaşamak denen muammayı kurcalayan bir zihnin ürünü olarak değerlendirebileceğimiz başarılı bir ilk kitap. Mehmet Burak yazdı.

Türkçe ile başlamak: Türkçe Karakter

Şubat 2015’te İtibar dergisinin 41. sayısında ilk şiirimin yayınlanmasıyla tarifsiz bir heyecan ve sevinç yaşamıştım. Aralığın Son Günü ismini verdiğim şiirin hemen yanındaki sayfada 20 Aralık başlıklı bir başka şiir vardı.

birlik beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde

öyle tutup karşıya geçiremezsin zamanı

diyordu şair.

Zaman bizi pek çok şeyin karşı kıyısına geçirdi ve o mısraların sahibi olan Fatih Muhammet Atasever’in Türkçe Karakter isimli ilk kitabı geçtiğimiz yaz çıktı. İşte bu kitapla ilgili birkaç cümle kurma gayretine, bu küçük anekdotla başlamak istedim.

Türkçe Karakter iki kelimeyle bile ne kadar çok şey anlatılabileceğini gösteren, dolayısıyla bir şiir kitabı için çok yerinde bir isim. Sadece bu yoğunluk değil elbette kitabın ismini güzel kılan. Gerçekle birbirine karışıp içinde yaşar hale geldiğimiz, isimlerimizde ve adreslerimizde kullanacağımız karaktere kadar bize sınırlar çizen şu sanal dünyada, insani olan özü ve sağlam bir karakteri arayan şiirin tutumu da çok net ve güzel özetleniyor.

Şiirlerin başlangıçları dikkat çekici

Fatih Muhammet Atasever şiirinde ilk dikkat çeken noktalardan biri, şiirlerin başlangıçları. Hemen her şiir, iki veya üç mısralık girişlerle açılıyor ve bu mısralar, şiirin ondan sonraki kısmı için adeta zihnen bir hazırlık yapmamızı sağlayıp ipuçları veriyor. En güzel örneği de Self Determination şiirinden: “öyle ki, ikna edilmemiş bir tek ölüm kalır.” şeklinde başlayan şiir,  Göksu’ya kıvrılıp giden bir gülümsemenin içli hikâyesiyle devam ediyor.

 akşam çökerse yanıma, ışıkları yak (İzinsiz Gösteri)                                                                                                     

önüme kırdı dallarını tanıdığım ağaçlar (Tövbe-i Nasuh)                                                                                                       

belki saçların aklanır eski suçlardan (Bir Tetiğin Çekip Gitmesi)

Türkçe Karakter, yukarıda örneklerini verdiğimiz buluşçu mısraların çokça yer aldığı şiirlerden oluşan bir kitap. Okuduktan sonra sizi çarpan ve zihninizde dönmeye devam eden mısraların sayısı oldukça fazla ki bu, iyi şiirde aranan özelliklerin başında gelir. Şiirlerdeki buluşçuluk, kelimelerin eş sesliliğine dayanan tamlamaların kullanılmasıyla sağlanmış:

ilk günah gibi işlenmiş çeyizleri (İzinsiz Gösteri)                                                                                                     

fakat o gün gelip çatacak kaşlarını, hazırlan (Camı Kırınız)

hatam: durmadan sokağa çıkan bir yangın (20 Aralık)

Fatih Muhammet Atasever’in şiirinde beslendiği kaynakları yine kendi şiiri içindeki ipuçlarından yakalayabiliyoruz. Başka şairlerin şiirlerinde kullandığı mısralara yakın ve benzer mısralar Atasever’in okuduğu ve etkilendiği şairlerin kimler olduğunu gösteriyor. güneş, bomba yüklü bir araç çığlığıyla battı (Güzel He), Ergin Günçe’nin “Güneş bir portakal çığlığıyla battı” mısrasını daha ileriye taşıyan bir mısra olmuş.  düşersek diye saat üçü getiriyorum yanımda (İç Hatlar) mısrası da İbrahim Tenekeci’nin “Gecenin üçüne takıldım düştüm” mısrasından etkiler taşıyor.

Bireysel ve toplumsal konuların iç içe geçmiş

Kitapla ilgili belirtmek istediğim ve önemli bulduğum noktalardan biri de şiirlerde bireysel ve toplumsal konuların iç içe geçmiş şekilde işlenmesi. Son zamanlarda, şiirimizde bu konuda keskin bir ayrım yaşanmış gibi duruyor. Bir kısım şair sadece toplumsal, siyasal meseleleri neredeyse düz yazıya dayanan bir üslupla yazıp diğer şairleri “çiçek böcek edebiyatı” yapmakla suçlarken, diğer bir kısım şair de kendi iç dünyasının gizli ve buhranlı taraflarında kapalı bir şiir içinde kayboluyor. Fatih Muhammet Atasever, bu noktada insani ve doğal olan orta yolu yakalamış görünüyor. Şair, hangi akla hizmet koduk geldik kızımızı o dağ başına/necmeddin’den bir yaş küçüktür … aybüke ile yaşıttır. (Güzel He) diyerek şehit öğretmenlerimizin ismini zikrederken efendim ben duşko tosiç/tankla çekilmiş bir fotoğrafım var/budur anladığım bu ülkede yaşamaktan (Lehtar) diyerek de 15 Temmuz’a bir atıfta bulunuyor. Kitapta düğünde çeyreği taktığın yaka, ayın on beşine benzeyen kadın gibi hayatın tam içinden meseleler de ifade ediliyor.

Türkçe Karakter, yaşamak denen muammayı kurcalayan bir zihnin ürünü olarak değerlendirebileceğimiz genel havası ve bu havanın yanında, az önce bahsettiğimiz şekilde, toplumsal meseleleri şiire kendi hikâyesi üzerinden eklemesiyle başarılı bir ilk kitap. Dileriz şair Türkçe bir karakter aramaya ve inşa etmeye devam eder.

       

   

   

Yayın Tarihi: 06 Aralık 2019 Cuma 11:00 Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2019, 14:12
banner25
YORUM EKLE

banner26