Türk solu dil devrimiyle intihar etti

Ercan Köksal, “100 Yıllık Dava” adlı bir çalışma ile edebiyat ve düşünce dünyamızın tanınmış birçok ismine sorular yönelterek, harf ve dil devrimi üzerine kapsamlı bir çalışma ortaya koymuş..

Türk solu dil devrimiyle intihar etti

Ercan Köksal, 100 Yıllık Dava (İlmek Yayınları) adlı bir çalışma ile edebiyat ve düşünce dünyamızın tanınmış birçok ismine sorular yönelterek, harf ve dil devrimi üzerine kapsamlı bir çalışma ortaya koymuş. Röportajlar ve soruşturmalar şeklinde iki bölüme ayrılan kitapta Köksal, röportajlar için konuştuğu kişilerle ilgili özenli bir çalışma yürüterek konuştuğu kişiler için özel sorular hazırlamış. Yani basmakalıp sorular yerine ilgi alanlarını, yaptıkları çalışmaları göz önünde bulundurarak çalışmasını kapsamlı bir zemine oturtmuş.

Dil devrimi büyük bir yaradır

Ercan Köksal, bu çalışmasında hem seçtiği isimler, hem de yönelttiği sorular bakımından tavrını ortaya koyuyor. O da konuşan bütün isimler gibi dil devriminin bir kayboluş, bir kendini yitirme ve kendine yabancılaşma olduğunun farkında olarak çalışmasına başlamış. Konuşan bütün isimlerin altını özenle çizdiği bir gerçek var; dil devrimi, harf devrimi bir ulusun kökleriyle olan bağının koparılmasıdır.

Kitapta on altı isimle yapılmış röportaj ve soruşturma yer alıyor. Bu konuda konuşması gereken isimlerin nerdeyse hepsi kitapta yer almış. “Şu isim de olmalıydı” gibi bir serzenişte bulunanlar için ben de şunu diyebilirim. Kitabın oluşum aşamasını az çok bildiğim için Ercan Köksal’ın ulaştığı ama aylarca çeşitli bahanelerle olayı sürüncemede bırakan birkaç ismin var olduğunu da biliyorum. Elbette böylesine önemli bir çalışma birkaç kişi için bekleyemezdi. Bu da konunun farklı bir yönü.

Kitapta yer alan isimler şöyle: Ahmet Turan Alkan, Beşir Ayvazoğlu, Cihan Okuyucu, Dursun Gürlek, Hayati Develi, Hilmi Yavuz, İskender Pala, Mehmet Niyazi, Necati Mert, Orhan Okay, Ömer İşbilir, Sadettin Ökten, Sırrı Er, Yağmur Tunalı, Yavuz Bülent Bakiler.

Dil devriminin arka planında gizlenen amacın aslında insanların kökleriyle olan bağını koparmak olduğunu birçok isim farklı örneklerle açılıyor. Amaç açık ve net. Beşir Ayvazoğlu’nun dikkat çektiği gibi, “Türk Dil ve Tarih Tezi’nin amacı imparatorluk bakiyesi kültürün reddi ve yeni ulus devlet idealidir.” Yani yeniyi kurarken eskiyi yıkmaktır bazıları için kurtuluşun yolu.

İnsanları köklerinden koparmak için ellerinden ne geldiyse yapanlar oldu bu topraklarda. Biliyorlardı ki köklerini unutan, tarihini de unutacaktır. Tarihini unutan gün gelecek kendini de unutacaktır. Böyle bir toplumu her yöne çekmek de kolay olacaktır. Dursun Gürlek bunu, “Korkaklıkla münevverlik yana yana gelemez.” diye ifade ediyor.

Türk solu dil devrimiyle intihar etti

Ahmet Turan Alkan, dil devrimi ve Türk solu bağlantısına dikkat çekerek; “Türk solu dil devrimini desteklemekle intihar etti.” merkezli düşüncelerini sıralıyor. Yapılan her devrimi kayıtsız şartsız kabul etmek ne yazık ki Türk solunun en büyük maharetleri arasındadır. Kendi köklerini tanımak, köklerine sahip çıkmak yerine yenilik olarak gördüğü her şeyi kabul etmek olsa olsa aymazlıktır.

Bundan yüz yıl öncesinin eserlerini anlamakta zorluk çeken bir neslin inşasında hangi değerleri kullanmak topluma fayda getirebilir ki… Ömer İşbilir’in ifade ettiği gibi; “Geçmişinden kopuk milletler başkalarını taklit etmeye mahkumdur.” Elbette Türk solunun böyle bir sorunu hiç olmamıştır. Onlar için geçmişi bilmek değil batıyı her şeyiyle taklit etmek bir yaşam tarzıdır.

Yeniden ve yeniden Osmanlıca’ya dönmek

Kitapta ortak paydalardan biri olarak, Osmanlıcanın zenginliğinden kopmamanın gerektiği birçok isim tarafından vurgulanıyor. Orhan Okay, sadeleştirmenin büyük bir kayıp olacağına dikkat çekerken, Cihan Okuyucu, soylu kelimelerin köklü kelimeler olduğuna vurgu yapıyor. Sırrı Er, Osmanlı Türkçesine vakıf olmayanın dili doğru kullanamayacağına dikkat çekiyor.

Yeni eğitim-öğretim yılında liselerde Osmanlıcanın okutulacak olması bir nebze de olsa bu yaraya merhem olabilir. Ehil ellerde ve layıkıyla yapılacak çalışmalar gençler için bizim olanı geç de olsa tanıtma fırsatını doğuracağı için önemli bir adım olarak görülebilir.

Ercan Köksal, kitabın soruşturma bölümünde kendi görüşlerine yer veriyor. Harf ve dil devriminin aslında insanların tarihinin sıfırlanması anlamına geldiğini söyleyerek hazırlamış olduğu bu çalışmaya olan inancını da pekiştirmiş oluyor.

Bazı kişilerle ilgili röportaj öncesi düşüncelerini de paylaşan Köksal, ortaya samimi bir çalışma koymuş. Bu konuda yapılan nitelikli çalışmaların arasına gönül rahatlığıyla girecek bu kitap, işinin ehli kişileri bir arada okumak anlamında dikkate değer bir gayretin ürünü olarak göz dolduruyor.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 13:51
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13