Türk şiirine Mehmet Erdoğan müdahalesi

'Şiirin Eşiğinde', ismiyle müsemma bir kitap. Mehmet Erdoğan bu kitabında şiir eleştirisinden çok, şiire nasıl yaklaşmamız gerektiği üzerinde durmuş. Ömer Yalçınova yazdı.

Türk şiirine Mehmet Erdoğan müdahalesi

Şiirin Eşiğinde (2004, Dergâh y.), Mehmet Erdoğan’ın ikinci eleştirel deneme kitabı. İlkinin ismi Subjektif Yazılar’dır (1997, Dergâh y.). Henüz görmedim ama Ülke Kitaplığı Mehmet Erdoğan’ın bu iki kitabını Eleştiri Denemeleri (2014) ismiyle yeniden yayımlamış. Bu, güzel bir haber. Biz yazımızda Mehmet Erdoğan’ın daha çok Şiirin Eşiğinde kitabını tanıtacağız. Yer yer Subjektif Yazılar’a göndermelerde bulunacağız.

Şiirin Eşiğinde, ismiyle müsemma bir kitap. Mehmet Erdoğan bu kitabında şiir eleştirisine çok girmiyor. Diğer ifadeyle herhangi bir şairi veya şiiri ayrıntılarıyla, uzun uzadıya eleştiriden geçirmiyor. O, bu kitabında daha çok, şiire nasıl yaklaşmamız gerektiği üzerinde durmuş. Çünkü bir şiire neresinden nasıl yaklaşılacağı bilinmediği zaman, onu doğru anlamak, değerlendirmek ve eleştirmek mümkün değildir.

Bu yüzden Mehmet Erdoğan Şiirin Eşiğinde’de şiir akımlarını ele alır. Garip ve İkinci Yeni; en çok üzerinde durduğu, değindiği, düşünce ürettiği, hatta bir nevi kıstas kabul ettiği akımlardır. Daha sonra yer yer Beş Hececilere, 60 Kuşağı ve 80 Kuşağına değinir. Tabii kitapta bir de eleştiri geleneğimiz üzerine yazılar vardır. Türk edebiyatında eleştirmen var mıdır? Eleştirmen diye ön plana çıkan isimlerin bir eleştiri tekniği, yöntemi, kuramı oluşmuş mudur? Bu isimlerin eserleri günümüze ne kadar seslenmekte, anlam ifade etmektedir? Bugün gelinen nokta nedir? Bu gibi soruları Mehmet Erdoğan özenle sorar ve tek tek cevaplamaya çalışır.

Bizde daha çok okuyucu zevkine dayanan değerlendirmeler söz konusu

Genel olarak Mehmet Erdoğan karamsardır. Ona göre eleştiri konusunda halen bir gelenek oluşmamıştır. Batılı anlamda eleştirmen, eleştiri kuramcısı veya şiir kuramcısı diyebileceğimiz isimler biri ikiyi geçmez. Bundan kastımız, bir tekniği, şiire yaklaşımı, yöntemi, dayanakları olan eleştirmenlerdir. Bizde daha çok okuyucu zevkine dayanan değerlendirmeler söz konusudur. Bu da ister istemez “sevdim”, “beğendim”, “bayıldım”, “hiç hoşlanmadım” şeklinde yüzeysel, neden belirtmeyen, incelemeye ve bir kıstasa dayanmayan yargılar üretmektir. Burada tek kıstas, okuyucunun kendisidir. Hatta aynı kişi bugün beğendiği, hayran kaldığı bir eserle ilgili, bir süre sonra “hata yapmışım, aslında kitap çok kötüymüş” de diyebilir. Bu yüzden Mehmet Erdoğan aslında bir nevi Hüseyin Cöntürk’ün temsilcisi olduğu nesnelliğin peşindedir. Çünkü şiire yaklaşmak için sağlam alet edevata gerek duyulur. Şiirde eleştirinin bir işlev sahibi olabilmesi için, herkesin bir şekilde buluşacağı değerlendirme yöntemleri bulunmalıdır. O şekilde değerliyle değersiz, zayıfla güçlü ve olanla olmayan birbirinden ayırt edilebilir, hiç olmazsa ortalama bir düzeyde, eleştiri seyrinde ilerler.

Hüseyin Cöntürk, Eser Gürson ve Haluk Aker… Bu üç isim Türk şiirinde “nesnel eleştiri” kulvarında ilerlemişlerdir. Fakat Cöntürk kadar çalışkanı ve üretkeni çıkmamıştır. Diğer iki isim, kitap çapında eleştiri çalışmaları yapmamışlardır. Gerçi Eser Gürson yazılarını Edebiyattan Yana ismiyle kitaplaştırdı. Fakat bunun da yeterli olmadığını söyler Mehmet Erdoğan.

İkinci Yeni’nin en güçlü oğulları İsmet Özel ve Cahit Zarifoğlu’dur

Mehmet Erdoğan şairlerin tamamına bir şekilde hakkını teslim etmeye çalışan biridir. Bu yüzden İsmet Özel’i ve İsmet Özel şiirinin dahil olduğu şiir damarını benimser, tutar, anlamaya çalışır ve savunur. Mesela 60 Kuşağı içinden yalnızca Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel şiirinin etkili olduğunu belirtir. Çünkü bu iki şair şahsiyet sahibidir. Kendilerine özgü bir dünyaları ve şiirleri vardır. Ve modern Türk şiirinin zirvesi olan İkinci Yeni’yi en iyi şekilde değerlendirmişlerdir. Değerlendirmiş derken, istifade etmişler, onlardan alacaklarını almış ve bunlarla şiiri bir çıta daha yükseğe taşımışlardır. Tabiri caizse İkinci Yeni’nin en güçlü oğulları İsmet Özel ve Cahit Zarifoğlu’dur.

Mehmet Erdoğan’ın İsmet Özel savunması, günün edebiyat ortamına müdahale anlamı da taşır. Sağdan soldan bir sürü gruplaşmalar, kişisel hesaplar üzerinden toplaşmalar vardır ve bunlar çeşitli yayınlarla Türk şiirinin en güçlü damarını görmezden gelmek, değersiz göstermek çabası içine girmişlerdir. Bu, edebiyat ortamındaki yöntemsizlik, pusula sapması, yönsüzlük demektir. Mehmet Erdoğan’ın bu yönsüzlüğe, pusula sapmasına karşı müdahalesinde İsmet Özel merkezi bir isimdir. Yoksa Mehmet Erdoğan için, varsa yoksa İsmet Özel’dir demek yanlış. O Türk şiirinin geneline dönük bir bakışa sahiptir.

Şiirin Eşiğinde’de bu bakışı görebiliriz. Hatta İkinci Yeni ve 60 Kuşağıyla ilgili neden etraflıca bir yazı yazmadığını da sorabiliriz. Buna binaen neden Garip şiiriyle ilgili detaylı, faydalı, ilginç, taşı gediğine oturtan bir değerlendirme ve Beş Hececilerden Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Osman Saba, Faruk Nafız Çamlıbel’in Türk şiirindeki yerini işaret eden denemeler yazdığını sorabiliriz. Bu sorulara onun kitaplarından yola çıkarak bir cevap da verebiliriz. Sonuçta Mehmet Erdoğan günümüz şiirini eski şiirle, eski şiiri gelecekte yazılacak şiirle birlikte düşünür ve ele alır. Öyle olunca onun geçmişteki şairlerin tanıtılması, okunması ve eleştirilmesini, bugünün şiirine bir müdahale, yönlendirme olarak gördüğünü söyleyebiliriz. Ki günümüzde yazılan şiirin, İkinci Yeni ve 60 Kuşağı etkisinden sıyrılmasında Mehmet Erdoğan’ın da bu şekilde inkar edilemeyecek bir etkisi olmuştur.

Ömer Yalçınova yazdı

Yayın Tarihi: 20 Nisan 2015 Pazartesi 14:56 Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2021, 11:50
YORUM EKLE

banner19

banner36