Türk öyküsüne Lekesiz bakmalı!

Ömer Lekesiz bu külliyat ile Türk öykücülüğünü teşrih masasına yatırıyor..

Türk öyküsüne Lekesiz bakmalı!

11279Öykümüz nerede?

Türk edebiyatının belki de –son yıllardaki hareketlilik dışta tutulursa- en çok ihmal edilen çocuğudur öykü/hikâye. Çoğu zaman, yazarların ya da şairlerin edebiyatta/yazında sıçrama tahtası olarak kullandığı edebi türdür, desek çok da insafsız bir genelleme yapmış olmayız.  

Uzun yıllar roman gibi popülaritesi hiç düşmeyen bir türün etkisi altında kalan öykünün kendi kimliğiyle ortaya çıkmasının tarihini pek de geriye götürmek olası değil.

Öykü üzerine kuramsal yazılar yazan ya da çözümlemeler yapan eleştirmenlerin de bunu roman türü  üzerinden yaptığı düşünülecek olursa, öykünün yetimliğini daha iyi anlamış oluruz. Tamamıyla öz kültürümüze ait olan öykünün (hikâyenin) yerini roman çoktan işgal etmiş durumda. Bir yıl içerisinde basılan kitapları tür olarak incelediğimizde romanın her zaman olduğu gibi önde olduğunu görüyoruz.

Son dönemde, özellikle genç öykücülerin bu işi sahiplenmesi, eleştirmenlerin yüreklendirmesi ve ustaların yol göstericiliği sayesinde bir yükselme dönemi yaşıyor öykücülüğümüz. Çeşitli öykü armağanlarında, yarışmalarında yeni bir öykü dili/kimliği oluşturma çabası içerisinde olan yazarların ödüllendirilmesi de yükselmenin göstergesi olarak okunabilir.  

11280Diğer incelemelerden farkı

Türk öykücülüğünün dünü  ile bugününü karşılaştırarak okumak; öykü anlayışımızdaki değişmeleri/kırılmaları yansıtan fotoğrafı ortaya çıkarmak demektir. Öykü ve öykücülük üzerine telif edilen gerek kuramsal gerek çözümleyici kitapların birçoğu ideolojik değerlendirmelerle temayüz etmiş, haliyle öteden beri devam eden sağ-sol kutuplaşmasının ürünü olarak ortaya çıktığı için kendi ‘cephesinin dışına’ çıkamamış, ‘öteki’ tarafından okunmamıştır, okunamamıştır.

Dünden bugüne öykümüzün genel durumunu ortaya koymak için hazırlanan seçkiler, antolojiler, derlemeler de maalesef “taraf olma” hastalığından kurtulamamıştır. (“Taraf olmanın” en açık örneği, Cevdet Kudret’in Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman kitaplarıdır. Bu kitabın değerlendirmesi için Ömer Lekesiz’ in Mimlerin Abecesi kitabına bakılabilir.) 

İşte burada sözü, Ömer Lekesiz ’in hazırladığı Yeni Türk Edebiyatında Öykü - Öykücüler ve Öykü Anlayışları/Öyküler ve Çözümlemeleri kitaplarına getirmekte fayda var.  

Öykü üzerine ihtiyaç duyulan bu eser, 1997 yılında yayınlandı ilk olarak. Üstün bir gayret ve çabanın neticesi olarak 2001 yılında, toplam beş cilt olarak, tamamlandı.

Ömrünü öykü ve öykücülük üzerine çalışmalara vakfetmiş bir eleştirmenin usta kaleminden süzülerek inmiş kitap kurtlarının sofrasına. Kısır seçki, derleme anlayışından uzak bir kütüphane çıkmış ortaya. Öykü ve öykücülüğümüzü kavrama, anlama, okuma çalışmalarında bir rehber…  

Nedir Yeni Türk Edebiyatında Öykü’yü bu kadar ‘iyi’ kılan:

* Ömer Lekesiz’ in sunuş yazında da belirttiği gibi 1890–1990 arası dönemi ele alıyor kitaplar. Yani öykü türünün ilk örneklerinden bugüne uzanan gelişim çizgisini okuma imkânı sunuyor.

11282* Kitapta ele alınan her öykücünün sadece bu vasfı üzerinde durulmuş, yazarın diğer alanlara olan ilgisine çok fazla değinilmemiş. Özellikle ‘öykücü’ kimliği üzerinde durulmuş, yazarların.

* Ele alınan her öykücünün kısaca hayatı aktarıldıktan sonra, yayımlanma tarihine göre öykü kitapları verilmiş. Her öykücü için “Öykü Anlayışı” başlığı altında verilen metinler, değerlendirmeler, çözümlemeler, eleştiriler tam bir hazine vasfında. Uzun ve hummalı bir araştırmanın, derlemenin ürünü olan bu bölüm, yazarı birkaç cepheden okuma fırsatı veriyor. Örneğin, Tezer Özlü için ayrılan kısımda (Tezer Özlü’ yü, şu an Yaşamın Ucuna Yolculuk’u üzerine bir yazı yazdığım için örneklendirdim) epey farklı görüşler alt alta verilebiliyor. Bu da kitapta ele alınan yazarların ideolojisi esas alınarak hazırlanmış bir çalışma olmadığının teyidi olsun. Ömer Lekesiz ile Doğan Hızlan’ın taban tabana zıt görüşleri var Tezer Özlü için. Böyle bir farklılığı okuyabilmek kitabın –bence- en büyük artısıdır.

* Yukarıda değindiğimiz “Öykü Anlayışı” bölümünü kitaptan örnekler vererek açmaya çalışalım: Oğuz Atay (4.cilt, s.349–368) için ayrılan kısımda, Atay’ın öykü anlayışını verebilmesi için seçilen kaynaklar şunlar: Oğuz Demiralp, yazı ve Yalnızlık; O. Demiralp, Okuma Defteri; Füsun Akatlı, Öykülerde Dünyalar; Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı cilt 5; Barlas Ö. İle Edebiyat eleştiri dergisinde yapılan konuşma… Görüldüğü gibi metinleri seçerken belli bir düşünceye odaklanılmamış, taraf tutma yok yani. Ayrıca çoğu okuyucunun bir araya getirmekte zorlanacağı metinleri bir araya getirerek Oğuz Atay’ ın öykü anlayışının “okunabilmesi” için hazır drajeler sunmuştur.

11281* Kitap için geniş  bir kaynak taraması yapılmış. Eski-yeni birçok dergiye ulaşılmış: Adam Öykü, Argos, Cumhuriyet Kitap, Çağdaş Eleştiri, Dergâh, Düşler/Öyküler, Hareket, Hece, Hisar, Hürriyet Gösteri, Kayıtlar, Kitap-lık, Nar, Sanat Olayı, Tempo, Türk Dili, Üçüncü Öyküler, Varlık, Virgül, Yaşasın Edebiyat, Yazı, Yazko, Yedi İklim, Yönelişler… Ve adını sayamadığımız onlarca ansiklopedi, yüzlerce kitap…

* Kitabın bir başka özgün yanı ise çözümlemeler… Hemen her öykücünün öykü anlayışını yansıtması bakımından en ideal öykü seçilmiş ve teşrih masasına yatırılmış. Çözümlemeler “öykücülük” adına hiçbir tarafta durmuyor. Olabildiğince nesnel bir tutum söz konusu… Örneğin yazar, Füruzan’ın Çocuk öyküsü için şu değerlendirmelerde bulunmuştur: “… çok insani ve gerçekçi oluşundan dolayı nefret ettiğimizi söyleyelim “Çocuk” öyküsünden. Ve onun her halükarda çok güzel, dünya edebiyatının şaheserleri arasında yer alacak kadar güzel bir öykü olduğunu belirtmeden de geçmeyelim.” Ufuk açıcı, özgün değerlendirme ve çözümlemeler…

* Taranan eserler açısından da ele alınan öykücüler açısından da tam bir kütüphane olma vasfı taşıyor eser. Beş ciltte toplan 103 öykücü  yer alıyor. Her cilt için seçilen öykücülerin sıralamasında, öykü kitaplarının ilk yayın tarihini esas alıyor. Ayrıca taranan 103 öykücü hakkında genel bir değerlendirmenin olduğu tam 60 sayfalık bir kısım yer alıyor ki tam bir hazine…

* Ele alınan öykücülerden bazıları: Halit Ziya, Mehmet Rauf, Halide edip, Nahit Sırri, Umran Nazif, Sabahattin Ali, Sait Faik, Bekir Sıtkı Kunt, Samim Kocagöz, Orhan Kemal, Haldun Taner, Nezihe Meriç, Tahsin Yücel, Kemal Tahir, Feyyaz Kayacan, Leyla Erbil, Sevim Burak, Rasim Özdenören, Selim İleri, Mustafa Kutlu, Tomris Uyar, Durali Yılmaz, Tezer Özlü, Necati Mert, Pınar Kür, Hüseyin Su, Cemil Kavukçu, Jale Sancak, Ayfer Tunç, Cemal Şakar…

Böyle bir “kütüphaneye”  sahip olmanın verdiği tarifsiz sevincin ifadesidir, söylemeye çalıştığımız her şey. Ömer Lekesiz iyi ki böyle bir kütüphane kazandırdı bizlere… 

Yeni Türk Edebiyatında Öykü ( 5 cilt) , Ömer Lekesiz, Kaknüs Yayınları 
 

Yılmaz Yılmaz incelemeyi inceledi 

Yayın Tarihi: 01 Şubat 2010 Pazartesi 12:05 Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2021, 14:36
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Rüştü
Rüştü - 12 yıl Önce

Her türlüsüne bayılırım listelerin. Hangi alanda, hangi ölçekte olursa olsun. En kötüsü, hatta en yanlısı bile bizi kendi listemizi ortaya çıkarmakla karşıkarşıya bırakır. Sonunda kendi listemiz oluşur. Nerede olduğumuz böylece belli olur. Lekesiz'in kendi listesi de var ayrıca. Seçici 205 kişinin arasında benim adımı görüp, öykücü ağabeylerinin adlarını göremeyince dedikodu ateşini harlandırabilecek olanlara mahsusen kendi listemi de ekindeki notla birlikte açıklayarak bitiriyorum yazımı:

ahmet mehmet
ahmet mehmet - 12 yıl Önce

bu yorumdaki yazı niye eksik? ben böyle sansürcü bir site görmedim. neye ulaşırsınız bu yolla. siteyi çıktığından beri takip ediyorum en küçük bir eleştiri veya karşıt görüş olunca yayınlanmıyor.

Rüştü Özdemir
Rüştü Özdemir - 12 yıl Önce

Sorun yok arkadaşlar. Bişi olmaz. Mesele yok. Bi yorumu bi kerede yollayamayınca uzatmamak lazım. kalan kısmı iki üç defa gönderdim. Netice alamadım. o yüzden öyle oldu

banner26