Türk hükümdarı Balamir Han hakkında bir roman: Yağız Atlı

Her ne kadar Balamir Han’ın yaşamı hakkında bilgimiz yok denecek kadar az olsa da yazar, bir romancı olarak bir Yeşilçam filmi tadındaki kurgusuyla bu konuya dikkat çekmiştir. Murat Aslan yazdı.

Türk hükümdarı Balamir Han hakkında bir roman: Yağız Atlı

Kuzey Kafkasya doğumlu Kadircan Kaflı, tarihi romanlarıyla bilinen bir yazardır. Yazarın altmış yedi romanından elli beşi tarihî roman türündedir. Bunlardan biri de Batı Hun Devleti’nin bilinen ilk hükümdarı Balamir hakkında olan Yağız Atlıdır. Eser, 1943 yılında Yeni Mecmua Neşriyatı tarafından basılmıştır.

Her ne kadar Balamir Han’ın yaşamı hakkında bilgimiz yok denecek kadar az olsa da yazar, bir romancı olarak bir Yeşilçam filmi tadındaki kurgusuyla bu konuya dikkat çekmiştir. Nihayetinde roman bir tarih kitabı değil; bir kurgudur. Tarihi sevdirmeyi ve Türklük bilinci oluşturmayı hedefleyen Kaflı, romanında, bozkırın deli dolu atlıları hakkında yazdığı bu hikayeyle okurlarını yüzyıllar öncesinin atlı göçebe Türk hayatına götürmektedir. Romantik bir yaklaşımla yazar; cesaret, yiğitlik ve aşk temaları etrafında, Balamir’in hükümdar olma serüvenini anlatmaktadır.

Balgasun hükümdarı Akbay Han, 70 yaşını geçmiştir ve rahat yatağında ölmektense savaşta erkekçe can vermeyi arzu etmektedir. Onun bu isteği, Karluklar’ın İrtiş suyunu geçmesinden dolayı onlara karşı durma gereği ile gerçekleşir. Akbay Han savaşta ölür ve hanlık, onun en büyük oğlu Targıt’a geçer. Halk ve askerler her ne kadar Akbay Han’ın ortanca oğlu Balamir’i han olarak görmek isteseler de töre değiştirilemez. Balamir ise Türkeli’ni terk ederek adsız bir şekilde yaşamaya başlar ve kendisine bir yurt arar.

Bir gün tek başına ovada gezinirken on beş kadar atlının dört atlıyı kovaladığını görür. Çatışma sürerken büyük olan grup dokuz kişiye, küçük olan grup ise iki kişiye düşer. Balamir, zayıf olan tarafa yardım etmek ister ve kılıcına davranır. Ne var ki büyük grup, kalan iki kişiden birini yaralar ve diğerini kaçırır. Balamir, yaralı atlıdan, kaçırılan kişinin Hun hanının kızı Termiz olduğunu öğrenir. Termiz’i kaçıran ise Kıpçak Hanı Angay’dır. Balamir, Tanık adındaki yaralı atlıyı orada bırakıp Kıpçakların peşine düşer. Angay’ı ve adamlarını öldürüp Termiz’i kurtaran Balamir, bu sarı saçlı ve mavi gözlü kıza âşık olur. Kız da Balamir gibi bir yiğide karşı boş değildir. Ne var ki o, Alanların hanı Çoyan ile nişanlıdır.

Balamir, Termiz’i Hun Hanı Gulçur’a teslim eder. Karabulut halkı ve Gulçur Han, Balamir’i coşkuyla karşılar. Gulçur, Balamir’den bir dilek dilemesini ister. Balamir ise Termiz ile evlenmeyi diler. Hun hanı buna sıcak bakmaz. Balamir, bunun üzerine kılıcına davranır. Bundan dolayı han, Balamir’i hapsettirir ve idamı için emir verir. Termiz ve Karabulut halkı ise böyle bir yiğidin ölümüne karşı olmalarına rağmen hana bir şey söyleyemezler. Balamir idam edileceği sırada ise Termiz ve Tanık askerlere kılıç çekerler ve Balamir’in bağlarını çözerler. Termiz, babasına, eğer Balamir’i affetmezse intihar edeceğini söyler. Gulçur da bunun üzerine Balamir’in serbest bırakılmasına izin verir. Ne var ki Çoyan’a yalancı çıkmak istemez. Danışmanı Ermiş, Balamir ile Çoyan’ın Termiz için dövüşmesi yoluyla bu problemi halletmeyi teklif eder. Han da bunu kabul eder. Çoyan, Karabulut şehrine gelince durumdan haberdar olur ve Balamir ile dövüşmeyi kabul eder. Balamir, Çoyan’ı ağır bir şekilde yener. Bunun üzerine Çoyan, askerleriyle beraber eli boş bir şekilde ülkesine dönmek zorunda kalır. Balamir ise Termiz ile evlenir ve böylece Batı Hun Devleti’nin hanlık adayı olur; çünkü Gulçur, erkek bir evlada sahip değildir.

Savaş, kahramanlık, zayıfa yardım etme, dürüstlük, aşk için mücadele, hanlık kavgası, halkın sevgisini kazanma, savaş hileleri, entrika, isyan… Yazarın 96 sayfalık bu kısa romana ya da uzun hikâyeye sığdırdığı o kadar şey vardır ki… Kısa paragraflar sayesinde temposu yüksek tutulan bu hikâye, okurun elinden bırakamayacağı ve bir oturuşta bitireceği bir serüvendir. Her ne kadar teknik ve sanatsal anlamda yetersiz olsa da bu roman, hele benim gibi ergenlik yıllarını Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun romanlarıyla geçirenler için güzel ve tadına doyulmaz bir nostalji yaşatır. Ne var ki romanın yeni basımı yoktur ve sahaflarda da bu eseri bulmak neredeyse imkansızdır. Neredeyse iki yıldır aradığım bu romanı Prof. Dr. Zeki Taştan’ın kitaplığında buldum ve ödünç alarak okudum. “Böylesine basit bir romanı iki yıl aramanın anlamı ne?” diye sorulabilir. Oğluma Balamir adını verdik de onun için. Kültürümüzde böylesine nadir bir isim hakkında yazılan –bildiğim kadarıyla- tek edebi eser de Kadircan Kaflı’ya ait. İkincisi ise bana ait olacak gibi; çünkü Balamir Han hakkında bir tiyatro eseri yazmayı düşünüyorum. Ne de olsa pandemi dolayısıyla uygulanan sokağa çıkma yasakları, bu tür fikirlerimizi gerçekleştirmek için oldukça bol zaman bahşetmekte.

Nihayetinde; eğer Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına ait Türkçü tarihi romanları seviyorsanız ve okuyorsanız “Yağız Atlı”yı da bir şekilde bulup okuyun, derim; ancak ondan bir Tanpınar ya da Pamuk kalitesinde bir kurgu ya da üslup beklemeyin. Sonuçta amacımız edebi bir şölen değil, yalnızca nostalji yaşamak.

Murat Aslan

Yayın Tarihi: 25 Aralık 2020 Cuma 15:00 Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2020, 14:51
banner25
YORUM EKLE

banner26