Turan'ın Alpleri İran'ın pehlivanlarına karşı

Hamide Demirel, 'Türk Destanlarının Ana Unsurları' adlı eserinde destanlarımızdaki ana unsurlara dair incelikli değerlendirmeler yapıyor. M. Murtaza Özeren yazdı.

Turan'ın Alpleri İran'ın pehlivanlarına karşı

https://www.ktpkitabevi.com/urun/trk-destanlarinin-ana-unsurlari-9786051553351Destanlar, genel itibarıyla, bir milletin yazı olmadığı dönemlerinde başvurduğu bir aktarım biçimidir. (Üretilmiş destanları bu giriş cümlemin haricinde tutuyorum.) Yaşanmışlık, inanç, hayat algısı, hayat amacı ve sosyal kanunların içerisinde yoğrulduğu anlatılardır. Köklü milletlerin destanlarından söz edebiliyoruz. Daha tarihi birkaç yüzyıllık devletlerin/toplulukların destanlarından bahis açmayız. Destan, dediğimiz gibi, tarihi yaşanmışlıkların aktarıldığı mecralardır. Üretilen (yapma) destanlar bir şairin bakışını aktarırken; anonimleşmiş, yüzyıllardır söylenegelmiş olan destanlar toplumun ortak malı, ürünü haline gelmiştir.

Destanların üretiminin üzerinden bin yıllar geçse de...

Türkler yazı kendilerine gelmezden evvel de varlık göstermiş topluluklardan olduğundan, destan gelenekleri çok uzun yılların ötesine gitmektedir. Türklerin hayatlarında bu anlatılar öyle bir yer tutar ki yazı geldiğinde bile bu destanlar anlatılır durur. Yaşanmışlıklar genç nesillere, ibret alsınlar diye aktarılır. Çadırlardan köy odalarına, kahvelere kadar, destanların üretiminin üzerinden bin yıllar geçse de bu destanların yaşayan izlerine halk muhayyilesinde rastlanır.

Din değişimi ile dünyaya bakış, dolayısı ile kültür değişir. Ancak bu sefer de geçmişten gelen kahramanlara, İslami bir kıyafet biçilip giydirilir. Düşmanlar artık Çinli yahut İranlı olmalarıyla değil, Allah’a inanmamalarıyla anılır. Yiğitler Göktengri’ye değil Tanrı’ya/Allah’a yalvarır. Yiğitler ganimetlerle değil cennetle müjdelenir.

Coğrafya değişir, bu sefer destanlar apayrı bir hüviyetle çıkar. Kayserlerden, tekfurlardan, padişahlardan söz edilir, Malatya, Arz-ı Rum (Erzurum), Kayseri, Konstantiniye destanlara karışır. İsimler değişir, Malkoçoğlu, Battal Gazi, Hazreti Ali destanların başrolünü oynarlar.

Destan ile ilgili bu kelamlardan sonra yazımızın sebeb-i telifine geçelim. Hamide Demirel’in Ötüken Neşriyat’tan çıkan Türk Destanlarının Ana Unsurları adlı eseri destanlarla ilgili kalem oynatmaya sevk etti. Hamide Demirel’in bahsi geçen kitabı ilk olarak 1995 yılında basılmış, destan hususunda kaynak niteliğinde bir eser. Şimdi ise üçüncü baskısı Aralık ayı itibarıyla yapılmış bulunuyor.

Deniz gibi aklı var”

Hamide Demirel, öncelikle destanlar üzerinden genel değerlendirmelerde bulunuyor. İslamiyet öncesi ve sonrasında ortaya çıkmış bulunan destanların bir değerlendirmesini yapıyor. Hususiyetle de İslamiyet öncesi destanlar üzerine kısa fakat öz bilgiler sunuyor bize.

Bu kısa değerlendirmelerden sonra Hamide Demirel, kitabının esas mevzuuna geçiyor: Destanlarımızın esas unsurları neler? Esas itibarı ile destanlarımızdaki unsurları ele alan yazar, bunları “Alp”, “At” ve “Silah” olarak üç kısma ayırmış. Bu her konu başlığına dair incelikli değerlendirmelere rastlıyoruz. Örneğin destanlarımızdaki Alp karakterinin çok yemek yemesi de söz konusu ediliyor, uykusu da.

Kitapta ilgimi çeken bir hususa dem vurmak istiyorum. Kitabın bir diğer bölümü de “Türk Destanlarında Güzellik Unsurları”. Bu bölümde unsurlardan bir su. Orta Asya gibi bir coğrafyada suyun önemi ve dolayısıyla da güzelliği tartışılmaz. Hatta kitaptan öğrendiğime göre Türkler kendilerine okyanus anlamına gelen isimler almış; aralarındaki zekilere de “deniz gibi aklı var” derlermiş. Günümüzde aklı zehre benzetmekten daha yeğ gibi.

Turan’ın Alpleri İran’ın pehlivanlarına karşı

Kitabın geri kalan kısımlarında Hamide Demirel masalsı ve dini unsurları inceledikten sonra bir diğer ilginç kısma geçiyor: “İran Destanı Şehname’de Türk Kahramanları”. Şehname aslında İran ile Turan’ın nihayet bulmaz mücadelesini aktarır. Her ne kadar İran’ın milli destanı olsa da, Şehname’de Türklere dair unsurlar bulmak gayet tabiidir. İran’ın pehlivanlarının karşısına Turan’ın Alpleri çıkar ve güreş üstüne güreş tutarlar. Yenen mi? Kendi destanlarının dışında, deplasmanda güreşen Turanîler galip çıkacak değil ya!

Binlerce yıl evvelinden bize seslenen destanlar için bir giriş mahiyetinde eser geçmişten gelen hoş seda. Kulak kabartıp ders çıkartana selam ola…

M. Murtaza Özeren yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2018, 12:17
banner12
YORUM EKLE

banner19