banner17

Turan Gündüz şiirinin bir sesi var!

Turan Gündüz, sessiz ve fakat gürültüyle çağıldayan bir yeraltı nehrine nispet eden şiirleriyle geldi.

Turan Gündüz şiirinin bir sesi var!


Turan Gündüz, sessiz ve fakat gürültüyle çağıldayan bir yeraltı nehrine nispet eden şiirleriyle geldi. Tedirgin, kıstırılmış, imge yoğunluğu resmedilmeye müsait bir armoni havası kattı dünyamıza. Müslüman duyarlığın zedelenmediği bir tutku ile ‘dünyanın tımarlanacağı zamanlar’ı muştuluyor mısralarında. İnsan gerçeğinden hareket eden Gündüz, eşya ve hadiseler karşısında esaslı bir şaşkınlık yaşatıyor ruhlarımıza. Kaygısı ruhuyla ruhumuza uzanan klasiğin dışında bir esenlik sunuyor. Klasik tamlamasında bekleyen geleneğin vücut bulduğu bu mısralar, şiir koleksiyonerleri açısından geleneği modern zamanların âdeta uru gören eşhasa şaşırtıcı gelmeyecektir elbet.

İmgenin sonu var ise şayet, Turan Gündüz’ün ‘parmaklarını şaklatınca uyanan raflarda yerini yadırgamış kitaplar’ arasında duran Cahit Zarifoğlu’nun, Sezai Karakoç’un, Cahit Koytak’ın ve özellikle İsmet Özel’in adlarını öncelik sırası gözetmeksizin anmak gerekir. Beslendiği damarı mazbut haliyle ortaya koyan şair, ilkel benlik tasarımlar eşliğinde modern zamanların insanı için kıyasa muhtaç şaşkınlıklar yaşatıyor okuyucuya.

Gündönümü Sızlaması vaktini aşmış bir ergenlik sonrasının ilk kitabı. Ergenlik sonrası diyorum çünkü, Turan Gündüz’ün yıllar yılı gizlediği ve fakat yazılış macerasının ilk tanıklarından biri olarak itiraf etmeliyim ki, keşfedilmenin nisyan hâlini yaşayan bir şair için bu şiirler, ‘piyasa’nın ziyadesiyle fevkinde bir umut bahşediyor edebiyat dünyasına. Özellikle, detaylandırılmış ruh burkuntusunun faş edildiği mısralarla bezenmiş şiir evreni, insan varlığımızın hasbi sızısı üzerine söylenmiş alabildiğine umurlu bir bakış fırlatıyor hayata. Reel olanın dışına bile isteye düşen parçalarda, müstakil yapısıyla şiirine sinen o metafizik ürperiş, bir kararlılık hâlinde uzayan şiirinin geri planına dair önemli ipuçları sunuyor.

Mütevekkil bir şair

Yumuşak geçişlerin yaşandığı mısra örgüsü, zamanla sertelecek olan bir duygu ikliminde ilerleyen edebiyatımız adına beklemeyi değecek bir pencere açıyor. Bununla birlikte şair, var olan kaygı ve tedirginliği, âdeta bir imtiyaz elde etmiş olmanın rahatlığı içinde müslüman bakışını bilinçli bir tercih eşliğinde kullanıyor. Öyle ki, yaşamanın öznesi olarak dünya, salt bir görüntü olarak algılanmaz şiirinde. Belki tersi bile söylenebilir; dünyadan intikam alma duygusunun üzeri tüllerle örtülü, merkezinde ‘ben’ olan ödeşme sarfiyatı içinde bir ilenç duygusudur sözkonusu söylenenler.

Konuşkan bir susuş hâlinde gömülü bulduğumuz şair, konuşkan bir çağ karşısında mütevekkil hâlini nazara sunmaktan kaçınmamaktadır artık. Beslendiği damarı şiirinin arka planına dengeli bir saldırganlıkla yediren bir hava yaratırken, imgenin dolaylı açıdan rahatlıkla savunulabildiği bu kumaşın şiire katkısı belki şaşırtan bir dil oyunu çıkarmaktadır ortaya. Fakat Gündüz’ün, resmiyeti belli ölçüde kucaklayan nazım biçimi, inanıyorum ki uzun soluklu şiirlerle bu dil oyununda daha bir sivilleşecek ve kaliteyi artıracaktır.

Gündönümü Sızlaması, sızısı olan bir şairin günaşırı şiirleriyle bezenmiş, ürkek, tedirgin ve dilemmaya tutulmuş orijinalitesiyle hakikatli bir nefes veriyor şiir evrenine. Toplumsal duyarlığı içinde, bireysel olarak nesne ve eşya karşısında insanı savunan Turan Gündüz, ilk kitabıyla övgüyü fazlasıyla hak ediyor.

 

Arif Akçalı haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2012, 22:18
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20