Toplumun savruluşlarını da yansıtıyor bu şiirler

Bülent Ata'nın 'Savaş Meydanında Başıboş Atlar' kitabındaki şiirleri çağrışımlara açık ve okurundan da bilgi/kültür istiyor bu şiirler. Ahmet Serin yazdı.

Toplumun savruluşlarını da yansıtıyor bu şiirler

İnsanlar, içinde yaşadıkları toplumun yüzlerce yılda oluşturdukları değer yargılarının birçoğunu doğal olarak benimser ve bu değer yargılarının kendilerine va'zettiği düşünce biçimi ile hayat tarzının sürdürülmesini isterler içten içe. Bunun sürekliliğini temin için de, bu değer yargılarının hem öğrenilmesini hem de kuşaktan kuşağa aktarılmasını isterler. Bu istek, bu değer yargılarının sürmesini isteyen insanları hem bir şey anlatmaya hem de bir şeyler yazmaya iter ister istemez. Aslında, yazarlar da birer anlatıcıdır. Onlar da bir şeyler anlatırlar ama anlatırken başvurdukları araç ses değil de yazıdır.

Kısacası, önemli olan şey, anlatmaktır. Anlatıcılar, her toplumda her zaman için önemlidir. Bu anlatıcılar arasında, eskiden beri en dikkat çekici kesim şairler olagelmiştir. Şairlere geçmişte bazen büyücü bazen de kâhin dendiği bilinen şeydir. Çünkü şairlerin yazdıklarında gelecekte olacak şeylerden izler bulunur. Hissedilip topluma sunulan bu gelecek projeksiyonu, zaman içinde şairleri ayrıcalıklı bir konuma oturtmuştur. Bunun sebebinin, özellikle sanatkârlarda ortaya çıkan olağanüstü duyarlılık ve olağanüstü sezgi yeteneği olduğu bir tevatür haline gelmiştir artık.

Meselesi olan şiirler

Bülent Ata, şiir ağırlıklı olmak üzere hem şiir hem de öykü vadisinde at koşturan bir şairimiz. Özel ilgi alanında çocuk edebiyatı bulunuyor ve bu alanda özgün çalışmalar peşinde arayışlarını sürdürüyor. 2011 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülünü aldığı “Atlar Geliyor” isimli kitabından başka “Eve Gitmek İstemediğim Günler” ve “İnsan Aldanır” isimli iki şiir kitabı ile “Köpekler Akşamı” başlıklı bir de öykü kitabı var Bülent Ata’nın. Bülent Ata, meselesi olan biri. Bunu çalışmalarında da görüyoruz zaten.

Savaş Meydanında Başıboş Atlar”, Bülent Ata’nın Şule Yayınları'ndan yeni çıkan kitabının adı. Altmış iki sayfa olan kitapta toplam on iki şiir var. Bu da Bülent Ata’nın uzun soluklu şiirlerin şairi olduğu anlamına geliyor. Gerçekten de, Bülent Ata’nın “Savaş Meydanında Başıboş Atlar” başlıklı kitabının ilk otuz yedi sayfasını toplam üç şiir kaplıyor. “Kimse Aramıyorsa”, “Savaş Meydanında Başıboş Atlar”, “Nota Bilmem Ben Notayım” başlıklı şiirler, aynı zamanda şairin izleğini ve meselesini anlamak için fikir veriyor.

Destansı bir hava

Kitabın yarısında yer bulan bu üç şiir okunduğunda, alttan alta bir destan havası seziliyor. Bu şiirler, bir yere alelacele yetişme telaşında olan insanların ruh hallerini anlattığı kadar, savrulup giden bir toplumun o savruluşlarını da yansıtıyor. Şiirlerde kullanılan sözcükler, modern dünyanın sözcükleri ama dizelere alttan alta sinen ironik hava, bu sözcüklerdeki zehri fark ettiriyor bizlere. Bu sözcüklere eşlik eden “minare, Yusuf, firavun” gibi sözcükler ise, şairin sadece modern hayatın savurduğu bir insan topluluğundan haber vermediğini, aynı zamanda da bu savruluşun nedenlerine işaret ettiğini gözler önüne seriyor.

Kitapta, özellikle “Kimse Aramıyorsa” başlıklı şiirde bu husus göze çarpıyor. Kavram dünyası olarak birbirine uzak olan sözcükler şiirin dizelerinde birlikte yer alıyor ve bu yer alışın ortaya çıkardığı karmaşa, bir hengâme fotoğrafı koyuyor ortaya. Aynı başlıklı şiirde yer alan “Şimdi bir mağazada/ bir market reyonunda/ bir barkod, bir adres/ kaybolmayacak asla/ bekliyor okunmasını bir salâ” dizeleri, anlatmaya çalıştığım atmosferi ifade eden dizeler cümlesinden sayılabilir pekala. Keza “Arama motoruna ismini yazıp/ aratan insandır/ dünyanın en dipsiz kuyusu” dizeleri, artık kendine bile uzaklaşan insanı ele vermiyor mu?

Epik şiirin takipçisi

Savaş Meydanında Başıboş Atlar” kitabındaki ilk üç şiire, özellikle Sezai Karakoç’ta karşılığını bulan destansı şiir soyundan gelen şiirler gözüyle bakmak pek de yanıltıcı olmaz diye düşünüyorum. “Savaş Meydanında Başıboş Atlar” başlıklı şiirde yer alan şu dizelere baktığımızda, Bülent Ata’nın nasıl bir gelenekten beslendiğini ve nasıl bir dünya tasavvuruna sahip olup meselesinin ne olduğunu da kesin bir şekilde anlarız artık: “doğan her gün Yusuf/ aslında taş olan, bir yağmur şenliği/ sürüsüne musa bulan, bir şuayip sevinci/ avluya düşen dut tanesi/ gül şerbeti, incir kokusu…

Kitabın tümüne baktığımızda ise, bize kim olduğumuzu hatırlatmaya yarayan sözcüklerin (İsmail ve bıçak gibi) şiirin en beklenmedik yerinde ortaya çıkarak sarsıcı bir etki yaptığını söyleyebiliriz.

Bülent Ata, rahat şiir yazıyor. Şiirleri çağrışımlara açık ve okurundan da bilgi/kültür istiyor bu şiirler.

Ahmet Serin tanıttı

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2019, 18:22
banner12
YORUM EKLE

banner19