banner17

Tipolojik ve anlık öykülerden hüzünlü bir demet

Ali Haydar Haksal’ın 'Kapıda Bir Çift Ayakkabı' kitabı yeni baskısıyla okuru selamladı. Tipolojik ve anlık öykülerin kendisine yer bulduğu kitaba dair yazdı İsmail Demirel.

Tipolojik ve anlık öykülerden hüzünlü bir demet

Öykü tarihimizin önemli kalemlerinden Ali Haydar Haksal, İz Yayıncılık etiketiyle yeni bir kitap daha yayımladı: Kapıda Bir Çift Ayakkabı… İlk baskısını 2001 yılında yapan Kapıda Bir Çift Ayakkabı, aradan geçen uzun yıllardan sonra yeni baskısı ve yüzüyle yeniden okurlarını selamlıyor.

Zaten zarif, ince, naif bir dili olan ve insanın ruh yapısını, 'ben’i en ince ayrıntısına kadar didikleyip anlatma özelliğine sahip Haksal öyküsü, Kapıda Bir Çift Ayakkabı ile birlikte hüzünlü, okurun duyarsız kalamayacağı olayların dünyasına giriyor. Kitaba ad olan “Kapıda Bir Çift Ayakkabı” adlı öyküde ölümü konu edinen Ali Haydar Haksal, “Eskici Dükkânı” öyküsünde, hiç başörtüsü kelimesi geçmemesine rağmen başörtülü bir memurun (öğretmen de olabilir bu, hemşire de) işten çıkarılmayı bekleyişini hikâyeleştirmiş.

Kapıda Bir Çift Ayakkabı”da mekân Üsküdar. Cumbalı evler, kaybolan değerler, komşuluk ilişkileri… “Eskici Dükkânı”nda ise mekân Doğuda bir şehir. Önce selam verilen ve merhabalaşılan bir şehir… “Eskici Dükkânı”, Haksal’ın ilk romanı Yitik Yaşamın Güncesi’ni hatırlatmıyor değil. Yitik Yaşamın Güncesi’nde de taşradaki bir hemşirenin hayatından bir kesit anlatılıyordu benöyküsel bir dille. Haksal, yaşadığı coğrafyanın dilini yansıtıyor öykülerinde. Onlara, oralara, mekâna yabancı değil. Dışardan değil, içerden bir bakışla bakıyor.

Haksal’ın tipoloji koleksiyonu

Haksal, normal, alelade okuyucu bıktıracak, kaçıracak, kendinden soğutacak denli yoğun bir şekilde ruh tahlillerine yer veriyor öykülerinde. Her bir cümle bir fırça darbesi oluyor ve kahramanın portresi tam bir şekilde ortaya çıkıyor. Haksal, durum ya da olay öyküsü değil, tiplerin resmigeçit eylediği öyküler yazıyor. Bunu yaparken elbette olaylar da kendiliğinden akıp gidiyor; kimi durumlar da ortaya çıkıyor. Ancak öykülerin başat unsuru tipler… Olaylar ve durumlar tiplerin tasviri ve teşhisi için birer yardımcı unsur olarak yer buluyor öyküde.

Cahit Zarifoğlu, daha Haksal ilk öykülerini yayınladığı zamanlarda, Haksal’dan, öykülerde hastalıkları tipleri anlatmayı bırakmasını istiyor. Yani Haksal öyküye başladığı ilk günlerden (1980) bugüne hep tiplerle uğraşmış bir kalem. Ondan geriye bize birçok tip kalıyor. Özellikle Yalnızlık Sarkacı kitabının son öykülerindeki tipler… Örneğin “Ölüm İlanlarını Okuyan Rıfkı Bey”, “Kırışmayan Pantolon”, “Sayın Başkanın Masasında Kalan Çanta” öykülerindeki tipler, Haksal’ın tipoloji koleksiyonunun önde gelen ve onu evrensele açacak tiplerdir.

Merak unsurunu iyi yönlendiriyor

Haksal öyküsünün önemli bir özelliği de merak unsurunun iyi kullanılıp yönetilmesidir diyebiliriz. “Bir Gün” adını taşıyan öykü, başlangıç olarak yalnızlıktan, bunalımdan falan bahsediyor. Evine ilk kez misafir geliyor kahramanın. Ne olacak bitecek diye düşünürken okuyucu, kahramanın cinsiyetini evdeki dantellerden öğreniyor. Anlatıcı, evdeki dantelleri işaret ediyor, kahramanın cinsiyetini öğrenebilmesi için okuyucunun. Sonunda misafir (onun cinsiyetini de son cümlelerden öğreniyoruz) kahramana bir zarf uzatıyor. Zarfta evlenmek istediğini bildiren bir not ile telefon numarası bulunuyor. Okuyucunun ilgi ve merakının diri tutulduğuna örnek olabilecek bir öykü “Bir Gün”.

Anlık öykülerden bir demet

Kitabın bir başka evresi ise anlık öykü denilen kısa kısa öyküler. “Bir An”, “Gökbulut”, “Voltacı”, “Bir Cehennem Kaynıyor”, “Oradan Çok Uzaktayım” gibi anlık öykülerin kendine yer bulduğu bir kitap Kapıda Bir Çift Ayakkabı. Bu öyküler bize, Haksal’ın tarihsel olarak bir sonraki kitabı olan Renklerin Dansı’nı (Nesil Yayınları, 2004) müjdeliyor. Zira Renklerin Dansı’nda yer alan öyküler anlık öykülerden oluşuyor daha çok.

Kitaptaki anlık öykülerden “Voltacı”, Rasim Özdenören’in Yüzler kitabını anımsattı bize. Haksal her ne kadar verdiği bir söyleşide tiplerin, kahramanların aklında kalmadığını söylese de, aslında o, tip çizmede, portre ortaya koymada ve o tipin/portrenin en ince özelliklerini bile ihsas ettirmede usta. Bizce Haksal sırf tipolojik öykülerden müteşekkil bir kitap ortaya koysa, yayımlasa, bizce, değeri daha net anlaşılır. Zira Haksal öyküsünün en belirgin vasıflarından ve dairelerinden biridir tipolojik öyküler.

İsmail Demirel, ‘yeni eserlerin ilk baskılarını görmek istiyoruz’ diyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2019, 17:31
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20