Timaş Yayınlarından Dünyabizim’e gelen kitaplar

Timaş Yayınları tarafından Dünyabizim’e gönderilen kitapları sizlerle paylaşıyoruz. Keyifli okumalar.

Timaş Yayınlarından Dünyabizim’e gelen kitaplar

Roger  Garaudy, İslâm ve İnsanlığın Geleceği (12. Baskı)

Bu eser, Roger Garaudy’nin Müslüman olduktan sonra kaleme aldığı, İslâm hakkındaki en özlü eseridir.

Bir zamanlar bütün dünyada adından söz ettirmiş, en ünlü sanatçı, yazar, filozof ve dünya liderleriyle görüşmüş, eserleri sayısız dile çevrilmiş, çağımızın en büyük düşünürlerinden biriydi Garaudy.

Bu kitabında, önce Batılılara ve dünya insanlığına, sonra da Müslümanlara seslenir.

Batılılara ve insanlığa seslenirken, İslâm’ı bütün yüceliği ve eşsizliğiyle tanıtır ve bu dini onların mutlaka tanımalarını ister. Bu arada dünya entelektüellerine de seslenir ve onlara İslâm’ı en çarpıcı yönleriyle takdim eder.

İslâm âlemine seslenirken de, Müslümanları her bakımdan uyarır, tenkit eder. İslâm’ın geçmiş çağlardaki parıltısına ve ışıltısına bu dini yeniden kavuşturmaları için ne yapmaları gerektiğini onlara söyler.

Bu kitap, Roger Garaudy’nin mutlaka okunması gereken eserlerinin en başta gelenlerinden biridir.

Okay Tiryakioğlu, Şeyh Şamil Kafkas Kartalı (roman)

Daha küçük yaşlarda içindeki müthiş cevher keşfedilen, amcasının ve babasının sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesinin çehresini tamamen değiştiren, yenildikçe daha da güçlenerek bir çığ gibi gelen düşmanlarının karşısında dağ misali dimdik duran bir kahraman… Hayatı iman ve vatan üzere şekillenen bir mücahit…

“Kafkas Kartalı” Şeyh Şamil…

Ve onun destansı hayatı…

Romanlarıyla yüz binlere tarihi sevdiren, okurları tarafından “günümüzün Peyami Safa’sı” olarak nitelenen Okay Tiryakioğlu, tarihi roman severleri bu kez Kafkasların imamı, Şeyh Şamil’in müthiş direnişine tanıklık ettiriyor. “Kafkas Kartalı” Şeyh Şamil’in her anı müthiş bir mücadele ve direnişle geçen hayatını capcanlı bir dille bugüne taşıyor.

Şamil, kendisine sonuna kadar inanmış dava arkadaşlarına sevgiyle bakarak, “Son kez hatırlatıyorum,” dedi. “Beni imamlığa siz seçtiniz! Ben bu göreve, kendi irademle gelmedim ve hatta yine şahitsiniz ki gelmemek için çaba sarf ettim; yerime başka adaylar gösterdim. Fakat neticede Gazi Muhammed’in rüyası bir kez daha zuhur etti ve baskınıza daha fazla tahammül edemedim. İki ay evvel, gönülsüz de olsa vazifeyi üstlendim. O ilk gün söylediğimi şimdi tekrarlıyorum! Emirlerime sorgusuz sualsiz itaat edecek, teslim olmayı aklınıza dahi getirmeyecek, hiçbir şart altında bana böyle bir teklifte bulunmayacak, kararlılığımı sorgulamayacaksınız!”

Kitaptan Alıntılar:

Gördüklerinin verdiği dehşet ve görkem hissiyle gözleri kamaşmıştı Dengav Muhammed’in. Artık uyanmak için bir şeyler yapması gerektiğini düşündü. Bağırmak ve kıpırdanmak için, iki yana salladı başını. Bedenini doğrultmaya çalıştı. Ancak başaramayınca, yaman bir korku sarıverdi yüreğini.

‘Bir oğlum olacak bu gece,’ diye düşündü. ‘Onun için uyanmalıyım... Tam beş kızdan sonra bir oğlan... Onun için kalkmalıyım... Adı Ali olacak oğlum için...’

Birden Hazreti Ali’nin, hilyelerde okuduğu ve tasvirlerde rastladığı güzel yüzü belirdi gözlerinin önünde. İşte o zaman rahatladı yeniden. ‘Ya Rabbi, ne mübarek bir rüya bu... Ama Hazreti Ali... Ey Allah’ın aslanı, ne de üzgün görünüyorsun? Neden... Niçin böyle kederlisin?.. Hem kederli, hem de endişeli...’

Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri’nin Ramazan sohbetlerinde geçtiğine göre, şunları söyledi Hazreti Ali, “Sabır, hedefe ulaşmanın anahtarıdır; direnişin sonu zaferdir. Her isteğin gerçekleşmesinin bir vakti vardır; kader, o vakti harekete geçirir...”

“Çok mu seversin bu şiiri ey Ali?” diye sordu Nakşibendi yolunun bölgedeki pirlerinden Menendi Hazretleri. Asırlık kehribarlar gibi derin ışıltılar saçan gözlerinin içi gülüyordu.

On yaşındaki küçük Ali, rahlesinden başını kaldırdı ve Hocasına derin bir sevgiyle baktı, “Evet, çok severim Hocam. Derviş Yunus’un yeri ayrıdır bende... Yunus, Mevlana Celaleddin Rumi ve bir de İbrahim Ethem Hazretleri.”

“Ne mutlu sana evladım. Allah’u Zü'l-Kerem Teala ve Tekaddes Hazretleri, yolunu kısaltıyor senin. Belki de bir yıllık yolu, birkaç haftada aşırıyor demeli.” Uzun, kırçıl sakalını sıvazlayarak devam etti Hasan el Menendi, “Lakin sen yalnızca uhrevi ilimlerde değil, dünyevi ilimlerde de hayli yol kat edeceksin evladım.”

Feridüddn Attâr, Pendnâme: Öğütler Kitabı, Çev: Cemal Aydın (Sufi Kitap-Tasavvuf Klasikleri)

Bu eser, sadece Müslümanlara değil; her din, her mezhep ve her meşrepten bütün insalığa seslenen insanca yaşama rehberidir. Doğruluğu, güzelliği ve mutluluğu arayan herkesin ruhunu yıkayıp sükûna erdiren bir pınardır. Ferîdüddîn Attâr hazretleri, evrensel çapta bir sûfîdir. O yüzden de seslenişiyle bütün insanlığı kucaklar.

“Evlâdım, insanlara sert konuşma yoksa sana sırt çevirirler. İyi günlerinde başkasına yardım edersen, dar günlerinde o da senin imdadına koşar. Öfkesini tutmak, yüce ruhlu insanın harcıdır. Aşağılık biri olmak istemiyorsan, aşağılık birinden bir şey isteme! Birlikte yaşadığı insanlarla geçinmeyi bilmeyenin yoldaşı, sıkıntı ve ızdıraplarla dolu günlerdir. Ruhun üzüntülerle dolsun ve kıvransın istemiyorsan, hiçbir kalbi kırmamaya bak! Bir toplantıda insanların seni dinlemediklerini görürsen, yüzlerce sözün dahi olsa sakın söyleme!”

Kitaptan Alıntılar:

"İsyankâr nefsini dizginlemeyi bilen kimse, akıllılar arasında şerefli bir yer edinir."

"Sükût, akıllılığın mesleğidir; akılsızlığın mesleğiyse asıl vazifesini unutmaktır."

"Dostum, tam bir esenlik içinde olmak istiyorsan bunu sana dört şey sağlayabilir: Güvende olmak, ailede huzur, beden sağlığı, kanaat."

"Akıl ve idrak sahibiysen dervişlere dost ol, onlarla sohbet et! Onlardan başkasıyla düşüp kalkma! Aleyhlerinde bulunmaktan ve onları çekiştirmekten kaçın!"

"Gerçek anlamda takvaya eren kimse, asla nam ve şan peşinde koşmaz."

"Hak yolunun yolcusu, insanların ne övmesine aldırır ne de yermesine, yoksul elbisesi giymekten de gocunmaz."

"Varını yoğunu Allah yolunda feda etmeyi bilmezsen nasıl olur da muradına erer, gerçek saadete kavuşabilirsin?"

"Kardeşim cömert ol, cömert ol ki yokluktan bolluğa geçesin!"

"Derviş, hiçbir şeyi olmamasına ve sırtında abayla dolaşmasına rağmen, insanlara kendini zengin ve müstağni gösterir."

İbn Hazm, Erdemli İnsanın Yol Haritası, Çev: Cemal Aydın (Sufi Kitap-Tasavvuf Klasikleri)

Ülkemizde daha ziyade Güvercin Gerdanlığı kitabıyla tanınan ve bilinen İbn Hazm, Erdemli İnsanın Yol Haritası‘ndagencinden yaşlısına, öğrencisinden öğretmenine kadar herkesin ve her kesimin dikkate alması ve uygulaması gereken öğütlerde bulunuyor. İbn Hazm, Endülüs’te devletin karar merkezinde bir bakanın oğluyken, iç savaşta tüm varlığını ve mevkiini kaybetmiş, yoksulluğa düşmüş, ülkesini terk etmek zorunda kalmış, çok çile çekmiş bir ilim adamıdır. Onun için bu kitaptaki tespitler ve nasihatler, bire bir yaşanmışlıklara, ispatlanmış bilgi ve belgelere dayanıyor:

Kendi eksikliklerini başkalarından daha iyi görüp bilene ne mutlu!

Senin kusurlarını senin yüzüne vuran kişi, seninle dostluğunu devam ettirmek isteyendir.

Şöhret olma arzusu, kesinlikle yersiz ve yararsız bir arzudur. Bunun yerine akıllı kişi, sadece erdemlerini, ibadet ve güzel davranışlarını artırmaya özlem duymalıdır. Çünkü bunu yapan kimse güzel bir adla, mükemmel bir övgüyle, tam bir iyilikle ve saygın özellikleriyle anılmayı hak eder. Dahası bunlar onu Yaradanına yaklaştırır ve Rabbinin katında anılmak gibi eşsiz bir şan ve şöhret kazanmasını sağlar. Böylece de namı ve şanı sonsuza dek sürer gider.

Kitaptan Alıntılar:

"Bil ki istenen ve aranan tek bir şey vardır: Kaygıdan kurtulmak.

“Bunun da tek bir yolu var: Allah rızası için çalışmak."

"İnsanların eleştirilerinden, ayıplama ve suçlamalarından uzak kalacağını sanan kimse delidir."

"Kendisine kötülük edenlere kötülük eden, onlar gibidir. Onların kötülüklerine kötülükle karşılık vermeyense, onların efendisi, en iyisi ve en erdemlisidir."

"İlimlerin en değerlisi, seni Yaradan'ına yaklaştıran ve O'nun rızasını kazanmana yardımcı olan ilimlerdir."

"Adalet, insanın haklıya hakkını vermesi ve kendi hakkını da almasıdır."

"Zulüm, kişinin hakkı olmayanı alması, başkasına da hakkını vermemesidir."

"Fitne çiçeği meyveye durmaz."

"Kusurlu; kusurunu bilse kâmil olur."

"Kazandıklarını (gün gelip de) kaybedebileceğin şartıyla kazan!

“Bir makama, azledilebileceğini bilerek otur!"

"Gereksizi, yararsızı bir yana bırakıp kendi imkân ve ihtiyaçlarına göre giyinip kuşanan, akıllıca ve bilgece davranan insandır."

"Akıl demek, Allah'a itaat etmeyi ve erdemli davranmayı bilmek demektir."

"Her türlü erdem, dört temel üzerine inşa edilir: Adalet, idrak, cesaret ve cömertlik.

“Rezilliklerin, her çeşit rezilliğin, dört kökeni vardır: Zulüm, cahillik, korkaklık ve cimrilik."

"Birine bir şey vermek istediğinde, o istemeden ver! Bu daha asil, daha özverili ve daha övgüye layık bir davranış olur."

Osman Selaheddin Osmanoğlu, Osmanlı Hanedanı’nın Kayıt Defteri

Osmanlı Devleti, altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren büyük bir devletti. Bu süre boyunca Osmanoğulları Hanedanı tarafından yönetildi. Bu kadar uzun süre, bu kadar geniş bir coğrafyaya hükmetmeyi başarmış olan bu hanedanın üyeleri ve mensupları her zaman büyük bir merak uyandırdı. Sultan V. Murad’ın torunu Osman Selaheddin Osmanoğlu’nun yazdığı ve adını Osmanlı Hanedanı’nın Kayıt Defteri koyduğu bu çalışma, içeriden bir bakış açısıyla Osmanlı Hanedanı’nın, özellikle, 19. ve 20. yüzyıllardaki üye ve mensupları hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntıyı istatistik ilmiyle yoğurarak okuyucuların dikkatine sunmaktadır.

Bu eserde, ilk olarak Osmanlı Hanedanı’nın tarihî geçmişine değinilmiştir. Burada hilafetin tarihçesi, Osmanlı fetihleri, Osmanlı armasının tarihçesi, Osmanlı Hanedanı’nın üyeleri ve mensuplarının kimler olduğu gibi konularda ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, padişahların doğum tarihleri ve burçları, sünnet düğünleri, kılıç kuşanmaları, lakap ve mahlasları, bağlı olduğu tarikatlar, eş ve çocuk sayıları, saltanat süreleri ve vefat nedenleri gibi okuyucuların ilgisini çekecek konulara değinilmiştir. Son bölümde ise Mart 1924’te çıkarılan kanun gereği sürgüne gönderilen ve halen yaşamakta olan Osmanlı Hanedan üyeleri ve mensupları hakkında birçok malumat bulunmaktadır.

Osmanlı Hanedanı’nı saltanat devrinde, sürgün senelerinde ve günümüzde sayılarla ifade eden bu çalışma konuya meraklı tarih okurlarının başucu eseri niteliğindedir.

Claudio Morandini, Taşlar, Çev: Esma Fethiye Güçlü (Roman)

Küçük İtalyan köyü Sostigno’da her yer taşlarla dolmaktadır. Tarlalarda, sokaklarda, evlerde açıklanamaz bir şekilde ortaya çıkan ve gün geçtikçe sayıları artan taşlar canlı varlıklarmış gibi hareket ederler. Fısıldadıklarını duyanlar bile olmuştur…

Jeologlar, taşların bölgedeki yer kabuğu yapısının bir sonucu olduğunu öne sürseler de köyün taşlarla dolmasına bir açıklama getiremezler. Böylece köylüler, inanışları ve tecrübeleri ışığında yaşadıklarını anlamlandırmanın ve taşlarla mücadele etmenin yollarını aramaya başlarlar. Olayların nedeni gibi başlangıç noktası da söylentilere göre değişir. Hayaletlerin ya da kötü ruhların işi midir bu? Yoksa doğa yılların intikamını mı alıyordur? Belki köy halkının sakladığı sırlardır sebebi?..

Dino Buzzati’nin günümüzdeki temsilcisi olarak gösterilen Claudio Morandini, tüm bu küçük, sakin, pastoral parçaları alıyor; çokça hayal gücü, doğayla insan arasındaki çatışma ve edebiyatın büyüsüyle harmanlıyor.

“Claudio Morandini, hayal kurmasını bilen bir yazar. Peri masallarını, efsanelerin hafifliğiyle işleyip, trendlerden bağımsız olarak, berrak ve evrensel hikâyeler yaratan bir ruh. Aslen Aosta Vadisi’nden bu ses, Beckett’e ve Buzzati’ye yakın anlatım stiliyle melez edebiyatın bir temsilcisi.” – Sergio Pent

“Yazar, otuz kısa bölümden oluşan hikâyenin tonunu ve kurgusunu öyle iyi ayarlamış ki kapalı bir anlatı atmosferi ve dağ manzarasının da yardımıyla duygusunu çok net aktarıyor: Tuhaf. Morandini, yetenekli bir şekilde kullandığı üslubuyla sonuçta basit bir hareketle başlayan zengin bir macera yaratıyor: Bir taş belirdi.” – Corriere della sera

“Şiirsel bir tehditle parçalanmış bir toplum arasında bir roman: Taşlar.” – Fabrizio Ottaviani, Il Giornale

Kitaptan Alıntılar:

“Bir düzlükte nasıl yaşanır ki?”

“O sırada aşağı yaptığımız bu yolculuğun, dağ ile vadi arasındaki zamansız ve gitgide bizi göçebelere çevirecek kadar sıklaşan gidiş gelişlerimizin ilki olduğunu henüz bilmiyorduk.”

“Sonra çıkıp bize işlerin düzelmesi için göçebeler gibi durmadan dağa çıkıp vadiye inmemizin hiç de gerekli olmadığını söylersiniz. Ama siz nereden bileceksiniz ki!”

“Bazen, dağların üzerinden yoğun bir ışık vurur üzerimize. Gözlerimizi başka bir yere çevirmek zorunda kalırız. Bu ışık, kayaların donuk ruhunun bir yansımasıdır ve evlerimizin içine kadar her yere yayılır. Eğer dikkatli olmazsak mobilyaların üzerinde bir yanık izi bırakır, yiyeceklerimizi bozar, çocuklarımızı kör eder ve kafesteki kuşlarımızı öldürür. Bu yüzden sanki akşam olmuş gibi perdelerimizi kapatıp Saponaralar gibi karanlıkta kalırız.”

“O bana, hiç acele etmeden ve bir şeyler ispatlamaya çalışmadan güzelce anlatılan hikâyelerin ne kadar keyifli olduğunu öğretti.”

Zıllah Bethell, Auden Dare’ın Sıra Dışı Renkleri, Çev: Perihan Sevde Nacak (roman)

Auden Dare, hayata alışılmadık bir perspektifle bakıyor: O, renkleri göremiyor. Doğuştan sahip olduğu, nadir görülen bu durum, Auden için her şeyi daha da zorlaştırıyor. Artık hiçbir yerde pek yağmur yağmıyor, su savaşları her zamankinden daha da yakın…

Auden taşınmak zorunda kaldığı yeni kasabada tuhaf olayların ortasında bulacak kendini: Babasına dair sırlar, beklenmedik dostluklar… Peki ya yağmurlar? Hayal ettiğinden daha büyük olan bu keşif yolculuğunda kuraklıkla savaşan dünyanın geleceğini değiştirebilecek mi?

“2016’nın en iyi gençlik kitabı. Heyecan verici… Bethell bütün klişeleri altüst ediyor. Takip edilmesi gereken bir yazar.”-Telegraph

“Sıra dışı bir roman. Anlatım muhteşem. Patricia Forde’nin Liste kitabının hayranları çok sevecekler.”-Children’s Book Ireland

“Bu kitap, sınıf sistemi, gücün kötüye kullanılması, teknolojiye duyulan aşırı güven ve kişisel bilgilerin paylaşılması gibi birçok tartışmaya dair düşündürüyor. Güzel bir hikâye.”-The Bookbag

“Kitap, toplumun, sınıfın ve çevrenin fikirlerini keşfeden lirik bir masal hissine sahip.”-Bookseller

“Neil Gaiman’ın Yokyertonları bu fantastik hikâyeyi renklendiriyor, lirik bir macera.”-Booktrust

Merve Özcan, Tanyeri-Fecir (roman)

Haramdan Sakın serisiyle yüz binlerce okurun dünyasına giren Merve Özcan, Tan Yeri serisinin ikinci kitabı Fecir ile tekrar okurlarıyla!
Merve Özcan'ın çizdiği poster ise hediyesi...
Ateşoyuk halkı alevlerin gölgesinde, artık savaşın çığlıklarını dinliyor. Kızıl gök ve kara kışın ortasında kalan tüm sırlar, çorap söküğü gibi birer birer çözülmeye başlıyor. Sınanan bir aşk, kaybedilen güven ve kapıda bekleyen kayıpların hikâyesi bir kez daha yazılıyor...
Bir orman yandı.
Adamla haykırdı, kadınla sustu, dalları arasında şafağın doğumunu sancıladı.
Kadın adamı vurmuş ama kendi kanını akıtmıştı. Adam kadının zihnindeki çatlaklara sızmak için her anı kolladı.
Bastığı toprak alevlerle yarılırken ikisi de iki uçtan birbirine baktı, çünkü başlayan savaşın ilk narası ikisi arasında atışmıştı. Ne adam kadını bıraktı ne de alevler bir an olsun durup soluklandı.

Buradayım Arsıl Alaz ya da... Ya da değilim, çünkü artık kendime bile güvenim yok. Zihnimin bana ihaneti öyle sıradanlaştı ki, hatıralarımı sıkı sıkı tuttuğum anlarda bile avuçlarımın bomboş kaldığını görebiliyorum.

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2019, 17:20
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13