Terapiye kültürel bir eleştiri getiriyor

Üzerinde en çok tartışılan bir tedavi yöntemi olan terapi, uygulanışıyla ve içinde barındırdığı gizem ile sırlı bir alemin bilinmez bir dünyasıdır adeta. Kemal Sayar, "Terapi" adlı kitabında, konunun uzmanı olarak, bu gizemli dünyanın kapısını aralıyor. Mustafa Uçurum yazdı.

Terapiye kültürel bir eleştiri getiriyor

Hayatın birçok noktasında, insanların yalnızlığının ve bu yalnızlığın içinde kayboluşun ağıtı yakılır. Özellikle modern çağ olarak adlandırılan günümüzde insanlar, kalabalıkların içinde bir nokta olmaktan dolayı son derece muzdariptirler ve çoğu zaman bundan kurtulmak için ne yapacaklarının bilincinde değillerdir. Kendi çabalarıyla açmaya çalıştıkları yollar da, bir zaman sonra çıkmaz bir yola girince, yalnızlığın üzerine bir de çaresizlik etkilenince, ortaya sorunlarla boğuşan yeniçağ insanları çıkmaktadır.

Zamanımızın en büyük problemlerinden birisi, insanların birbirlerine açılabilecekleri uygun ortamın olmamasıdır. İçinde devinip duran fırtınayı bir şekilde dışa vuramayan, başkasıyla paylaşamayan kişiler de, ya bu dertleri ile yaşamaya devam etmekteler, ya da binbir derde düçar olup ömür boyu bu acıyla boğuşmaktalar.

Terapi denen muamma

Terapi kavramının içeriğini tam olarak bilemesek de, en basitinden, kulaktan dolma bilgilerle birkaç sahne gözümüzde canlanmakta. Bir doktor odası, bir doktor ve hasta… Doktora, baş edemediği dertlerini anlatan kişinin, uzman yardımıyla bu sorunlarından kurtulma çabası… Açılma süreci, doktorun olaylarla birebir yüzleşmesi ve hastanın tek dert ortağı olarak bilinmesi de, terapiyi daha gizemli hale getirmekte.

Kemal Sayar, “Terapi” adlı kitabında üzerinde en çok konuşulan bir mesele olan terapiye, kültürel bir eleştiri getiriyor. Elbette konunun uzmanı bir doktor olarak. Şairliğiyle ve yazarlığıyla tanıdığımız Kemal Sayar’ın mesleği psikiyatristlik. Son yıllarda edebiyat çalışmalarına ara verip uzmanlık alanına yoğunlaşan Kemal Sayar, ardı ardına çıkardığı kitaplarıyla, artık karşımızda psikiyatri uzmanı Kemal Sayar olarak daha fazla durmakta.

“Terapi” adlı kitabında Kemal Sayar, psikoterapiyi tarihi gelişiminden başlayarak bütün ayrıntılarıyla işliyor. Terapinin nasıl gerçekleştiği, terapi türleri, terapi kültürü, terapi ve sosyal hayat ilişkisi gibi birçok konu derinlemesine ele alınıyor.

Tıpta gizlilik esastır ve etik kurallar çerçevesinde de hasta-doktor arasındaki gizlilik son derece önemlidir. Terapi, bu gizlilik esaslarının en katı uygulandığı alandır. İnsanın mahremine girmek ve bunu bir sır olarak saklamak, sorunlara çare olacak yöntemleri de büyük titizlikle yürütmek, terapinin ne kadar hassas çizgileri olduğunun bir kanıtıdır. “Terapinin Zaferi” bölümünde Kemal Sayar, modern çağda insanların bir kurtuluş olarak terapiyi görmelerinden dolayı, psikoterapi çalışmalarının hız kazandığını anlatıyor.

Narsizm, kibir ve büyük yalnızlık

“Her birey kendi başına bir dünyadır.” felsefesi, insanları öyle bir hale getirdi ki, çevremizde sıradan hiçbir kimse göremez olduk. Herkes, önemli ve sıra dışı bir dünyayı temsil ediyor havasıyla yaşamaya özendiriliyor. Bu, çocukluktan başlayarak bireylere giydirilen bir gömlek haline geldi. Henüz kendi düşüncesini söyleyebilecek bir yaşa gelmemiş çocuklara bile her konuda danışan ve onlar ne derse ona göre hareket eden ebeveynler, yıllar sonra ortaya çıkan narsist ruhların temellerini atmaktalar. Büyüyüp de gerçeğin farkına varan ve dünyanın kendi çevresinde dönmediğini anlayan birey ise, kurtuluşu terapilerde aramaktadır. Çünkü hayat kendisinin gördüğü kadar kolay ve çekilir değildir. Kibrini yenemeyen, bunun altında kalan kişiler ise, ancak uzman yardımıyla gerçeğin farkına varmaya çalışmaktadır.

Uzman tedavisi yerine her şeyi akışına bırakanlar da, zamanla kalabalıklar arasında büyük bir yalnızlığı yaşamaktadır. Kemal Sayar kitabın ikinci bölümünde, tam da bu ıssız adamın serencamını anlatıyor.

Kitabın üçüncü bölümünde yazar, bu kez olaylara terapistlerin gözüyle bakıyor. Yaşananlara, uygulamalara terapistlerin verdiği tepkiler, kurulan empati ve bunların etkisi anlatılıyor.

Kemal Sayar kitabın sonunda ise, belki de edebiyatı olan susuzluğunu gidermek istercesine, ondan özlemle beklediğimiz satırları sıralıyor ve “Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez” diyor. Bir zamanların efsane haykırışı, “Sonsuza Dek Sophia” tadında bir içsellikle, kitabına ve kalbimize son noktayı koyuyor.

Terapi hakkında merak edilen bütün gizli noktaları aydınlatan bu çalışma, konuya ilgi duyanların merakla okuyacakları bir çalışma olmasının yanı sıra, bir psikiyatri hocasının olaylara bakışını vermesi açısından da ayrıca önem taşıyor. Bu kitap okunduktan sonra görülecektir ki, gerçekten de biraz yağmur kimseyi incitmezmiş.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 09:29
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13