Tenekeci şiiri son kitabı ile nerede?

İbrahim Tenekeci’nin yeni şiir kitabı “Kimsenin Kalbi”nin diğer kitaplarından ayrıldığını söylüyor Zafer Acar.

Tenekeci şiiri son kitabı ile nerede?

İbrahim Tenekeci’nin yeni şiir kitabı Kimsenin Kalbinden önceki beş şiir kitabı üzerine 2008 Ekim’inde Yedi İklim’de bir yazı kaleme almıştım.

Kimsenin Kalbi, İbrahim Tenekeci’nin en sert şiir kitabı adı. İlk beş kitabındaki insan sevgisi, bu kitap adıyla bir özeleştiriye dönüşmüş gibi. Kimsenin Kalbi, eksiltili bir cümle. En sıradan zeka bile bunu “Kimsenin Kalbi yok”, diye tamamlar. Çünkü, “kimse” göstergesi, olumsuzlayan bir eksiltili cümle yaratıyor. Bir karamsarlık hakim bu kitapta, bir korku, bir kaygı: “Kimseye uymadan, taşlara bile/Bugün de sağ kurtuldum dünyadan.” Yazarın özel hayatıyla şiiri irtibatlandırmak istemem, lakin şiir, edebi türlerin en yaşantıdan doğanıdır.

Çile, şiiri yoğuruyorİbrahim Tenekeci

Tenekeci, sanki son birkaç yılın siyasi iniş çıkışlarının hayatına yansıyışını, kanayan bir dille anlatıyor bu yeni kitabında, buradaki şair ben, İbrahim Tenekeci’yle sınırlı değil elbette, birçoklarımızın prototipi olarak beliriyor. Tenekeci, iyi ki sıkıntılar yaşamış, diyorum. Şiir bütününde bu kitap olmasaydı, gerçek dünyayı yansıtamamış olmakla eleştirilecekti belki de, geleceğin okurları tarafından. Çünkü ilk beş kitap, bir şairden beklenmeyecek kadar etrafıyla barışık bir şair kişiliği koyuyordu ortaya. Bu kitapta cemaatin güven veren kalabalığından uzaklaşmış, kendi yalnızlığıyla ve daha da önemlisi kendi kalbiyle, vicdanıyla baş başa kalmış bir şairle karşılaşıyoruz.

Tenekeci’nin şiirlerini dergilerde okuduğumda, tek başlarına cılız olduklarını, insanda yalnızlık duygusu bile uyandıramadıklarını hissetmişimdir ama bu onların zayıf oldukları anlamına gelmez. Çünkü bu şiirler, bir kitap çatısı altında toplandıklarında asıl karakterlerine kavuşuyorlar. Tenekeci’nin şiirleri, tek başına değil, bütünen bir atmosfer oluşturma kudretine sahipler. Aslında, kısa şiir yazan birçok şairin şiirlerini bir araya getirdiklerinde bir niteliğe kavuşamadıklarını da görmekteyiz. Tenekeci, onlardan değil.

Gelenek, Tenekeci şiirine yakışmış

Gelenekten uzak durur çoğunlukla Tenekeci, elbette ki gelenekle irtibat kurma bir kültürel birikim ister, bu kitapta Tenekeci’nin ata şairlere yaklaştığını, onlara sırtını dayayarak yalnızlık duygusundan kurtulmaya çalıştığını görüyoruz. “İnsanın içine insan sıkışmış mısraı”, niçin bizi Yunus’un “Bir ben vardır bende benden içeri’sine götürmesin. Tenekeci’nin “Bir çiğdemle uzun boylu konuşmak” mısraı, yine Yunus’un “Sordum sarı çiçeğe/Annen baban var mıdır” mısralı şiirini niçin hatırlatmasın.

Kitabın başlık mevzuunda belirttiğim gibi, eksiltili-kesik söyleyiş Tenekeci üslubunun özelliklerindendir. Bu kitapta gittikçe bir belirsizliğe doğru kaymış, şiiri “anlatamıyorum”a gelip dayanmış durumda. O, şiirde boşluklarla yürümeyi seviyor. Halbuki, geride bıraktığı boşlukları anaç imgelerle doldursa çağrışımlar aracılığıyla tek boşluk yerine onlarca nitelikli boşluk bırakacak. Ben sadece Yunus’un yaptıklarından yola çıkarak söylüyorum bunları. Sarı çiçeğe sorup bırakmıyor Yunus ve geride yüz yıllara dayanacak şiir bırakıyor. Tenekeci’nin “Güneş, gölgendir senin, bildim” mısraı ise bütün bir tasavvufu ve divan şiirini etkisi altına almış Platon’un mağara alegorisine ve güneşle de tanrı sembolüne (gölge) götürür. Yine Tenekeci’nin “Ey ima edenler, iman ediniz!” Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman ediniz” (Nisa 136) ayetine telmihtir. Aynı zamanda ima-jlarla yaşayan şairleri de Kur’ani bir bakışla imana davet etmiş oluyor. İnsanın içine hoş bir koku salan “Bir çiçeğin açarkenki üslubu”, sizce de Şeyh Galip’in kalp işleyişini çağrıştırmıyor mu. Gelenek, Tenekeci’nin şiirine de yakışmış.

Ve tüm yolların çıktığı geçit...

Tenekeci, kırkını aştı, malum. Doğal olarak ölüm duygusu onun da etrafında uçup durmaya başladı. Kırk yaş, insanın dönüm noktalarından biridir. Tıp ilerledi, yaş otuz beş yolun yarısı değil, yaş kırk, yolun yarısı artık. Geçen zamanı, akıp giden su sembolünden yararlanarak okura hissettiriyor.

Mistik göstergeler, şairin “artık öteleri yoklama zamanı gelmiştir”, şeklinde hissedişinin, düşünüşünün sonucudur. Tenekeci’nin bu kitabıyla mistikleştiğini, mistikliğin sonucunda daha bir soyuta yaklaştığını söylemek mümkün. Bu, ruhun ilerleyen yaş ile tanrıya yaklaşmasının bir koşutudur ve doğaldır. Tenekeci’nin şu mısraları ise belki de şimdiye kadar ortaya koyduğu en somut iddiasıdır: “Çıkmaz kalem ile yazdığım şiir/Bak bakalım ardımdan.” Ölüm duygusu, yine burada başkahraman.

Zafer Acar şiire baktı, yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2019, 17:05
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
kul mustafa
kul mustafa - 7 yıl Önce

eline sağlık zafer acar. ibrahim tenekeci gerçekten iyi bir şair. bir şairin diğer bir şairi görmesi ve nesnel davranabilmesi ne kadar hoş.

Orhan Özekinci
Orhan Özekinci - 7 yıl Önce

Hangi ima-jlarla yaşayan şair?

isa göçer
isa göçer - 7 yıl Önce

İbrahim tenekeci bey'in yazılarını özledik.Milli Gazete'deki yazılarının tamamını okumuşumdur.Özellikle gezi yazıları; bizi de yanında götürmüşte gezdirmiş gibi geliyordu.Yazıları ile yeniden buluşmak dileği ile Selamün aleyküm.

banner19

banner13