Tenekeci'nin yeni şiir kitabı!

'Ağır Misafir' İbrahim Tenekeci'nin beşinci şiir kitabı. Kitap, güzel ve sevindirici bir haber gibi okuyucularıyla buluştu. Profil Yayınlarından çıkan kitabın kapak çalışmasını Sabahattin Kanaş yapmış. Kapaktaki Kelebek fotoğrafının, kitabın ağırlığıyla

Tenekeci'nin yeni şiir kitabı!

Misafir, bazılarımızın belki de evine hiç uğramadığı ve kimimizin de evinden hiç eksik olmadığı, tanışıklık bakımından yakın ya da uzak insanlardır. Sadece insanlar misafir olmazlar aslında; duygu, his, ölüm ve hayat da kimi zaman misafir olurlar hanemize sırayla. Bu misafirler kimi zaman kısa süreliğine ve kimi zaman da uzun bir süre kalırlar taşıdıkları haber, anlam ve sıfatlarına göre.

 

Ağır Misafir İbrahim Tenekeci"nin beşinci şiir kitabı. Kitap, güzel ve sevindirici bir haber gibi okuyucularıyla buluştu.  Profil Yayınlarından çıkan kitabın kapak çalışmasını Sabahattin Kanaş yapmış. Kapaktaki Kelebek fotoğrafının, kitabın ağırlığıyla ve içeriğiyle doğru orantılı olduğunu görmek çok da zor değil. Kelebek hayatın kısalığını ve hafifliğini temsil ediyor olsa da insanın ağır bir yükün altında olduğunu betimlemesi açısından anlamlı.

Şairin, “Giderken Söylenmiştir” isimli kitabın basımından sonra dört yıldır şiir kitabı yayınlamamasını biriktirdiklerinin ve yaşadıklarının bir muhasebesi olarak görmek mümkün. Mısralarında kendini çokça hesaba çekebilen, kendisine sorular yöneltip tüm içtenliğiyle cevaplayabilen bir şair Tenekeci.

 

Kitabın ilk şiir olan Su Seviyesi şiirinde:

 

“Yirmi yıl sonra dönüp bakınca

Terk etmiş gibiyim sanki kendimi

Perdeler çekilmiş, dağılmış bahçe

Dökülmüş güzelliğin dişleri.” diyerek günümüzde olup bitenler adına ve geçmişin birikimiyle bir tanımlama yapıyor olması gözden kaçmıyor. Sadece olup bitenlerle, geçip gidenlerle değil halen olmakta olan, süreklilik arz eden konuları eksikleri ve fazlalıklarıyla şiire dahil ediyor.

 

Dönüş Hazırlığı başlıklı şiirinde, insanın durup düşünmesi gereken ne çok önemli hususunun olduğunu ve bunları modern olarak nitelendirilen bir çağda alelade geçiştiriyor olmasını gündemine alan şair ilerleyen mısralarında bunun sebeplerini de dert ediniyor kendine:

 

“Ağır misafir gibiydik gençken

Dünyaya bakınca dalgalandı içimiz

Şimdi böyle değil; suratsız günler

Ne olacak halimiz?”

 

İbrahim Tenekeci, bu kitabında bana kalırsa okuyucu için gizli bir otobiyografiyi de saklı tutuyor şiirlerinin satır aralarında. Aslında hiçbir şiirinde saklamıyor kendini ama bu kitabında daha farklı kuruyor cümlelerini. Ne de olsa yeryüzünde her insan anlaşılmak istiyor başka biri yada birileri tarafından.

Yüksek Katılım isimli şiirinde dünyadaki misafirliğin, konukların ve ev sahibinin nasıl bir zaman döngüsü içinde yaşandığının örneklerini veriyor bizlere:

 

“Bir dert seç bana, üzüleyim

Doldurayım vakti, boşlukla.

Ahmet oğlu İbrahim, İbrahim oğlu Mehmet

Her ikiniz de dört kızdan sonra,

Demek buradayız, bitmedi daha…”

 

Yakın Dövüş şiirinde ise bu zaman döngüsünde geçmiş ile şimdiki zamanın hallerini eleştirel bir yönle mısralarına dahil ettiğini görüyoruz.  

Son olarak kitapta yer alan her şiirin birbirine olan bağını ve tematik bir şekilde bir mısranın başka bir mısra ile aynı çizgi üzerinde gitmesini, kitabın arka kapağında da yer alan Kayıp Zaman İşareti başlıklı şiirin kadim olana bir özlem, şefkat dolu bir hissiyat ve geri gelmesi mümkün olmayana ithaf olduğunu ve kitaptaki diğer şiirlerin de bu minval üzere olduğunu görmek, okuyucunun dikkatinden kaçmasa gerek…

 

Yasin Onat

 

 Hüseyin Akın ve Adem Özbay"a son kitabıyla İbrahim Tenekeci şiirini nasıl bulduklarını sorduk.

 

Hüseyin Akın:

İbrahim"in kitabı ağır bir misafir gibi geldi. Uzunca bir yoldan gelmiş gibi. Mesafeleri ardına katmış gibi geldi. İyi de kim bu ağır misafir diye soracak olursanız, hemen söyleyeyim. Gelenin kim sorusu herkesin beklentisine göre değişiyor. Kapıya yakın kulağı olanlar bunu seçmekte zorlanmayacaktır eminim. İster şiir deyin siz buna isterse ölüm. Hem ikisinin de ayak pıtırtısı aynı ritme tempo tutmuyor mu?

Dünyanın bütün kapıları herkese aynı derecede açık değil. Kimi gövdesiyle, kimi bir ayağı ya da bir eliyle dünyaya kapak atabilmiş. Gövdesini dışarıda bırakıp sadece kalbiyle dünyadaki yerini (yersizliğini) alanlar olduğu gibi, kalbini dışarıda bırakıp yalnızca gövdesiyle dünyaya çöreklenenler de var. Hayattan kendimizi geri çekip bakınca kapıdan içeri girenin aynadaki aksimiz olduğunu fark ediyoruz aynı zamanda. Yeryüzünün en ağır misafiri insan, dağların ve taşların kabul etmediği emaneti çelimsiz vücuduyla omuzlamış tam karşımızda duruyor. İbrahim Tenekeci tam da bu tarafından yakalıyor insanı, son yazdığı şiirlerinde. Bir kelebek ömrü kadar kısa olan hayatına uzun hikâyeler ve karmaşık hesaplar sığdıran insanın hüzünlü yolculuğundan kesitler aktarıyor bize.

 

Sizce yeni bir mecra ve yenilenme var mı İbrahim Tenekeci şiirinde?

 

Dert aynı dert ama nalişler (inleyişler) farklı diyebilirim. Şöyle anlatayım. İlk kitaptan (Üç Köpük) beri hiç eksilmeyen bir taraf var Tenekeci"nin şiirlerinde: Mahcubiyet ve hüzün. Son dönem şiirinde çokça rastlanan ve ne yazık ki biraz da ayağa düşürülen hüzün ve aşk gibi kelimeler onun şiirinde- kendi ifadesiye –ayak değmemiş yerlerde yaşıyor.

Ağır Misafir"le bir kez daha gördük ki söyleyiş sadeliği sözün samimiyetiyle birlikte doğup gelişen bir şeymiş. Bunca karmaşa ve kargaşaya, kaotik zamana karşın yeni moda akımlardan etkilenmeden bir bardak su gibi dupduru kalabilmek hüner olmanın çok ötesinde fıtratı muhafazaya ilgili bir durum olsa gerek. Fıtratı korumanın yolu da insanın kendi içinde kaybolup boğulmaması için bir an önce kendini dışarı atmasıdır.

 

Tenekeci hayat karşısında mütevekkil, dünyanın türlü acılarına mütebessim, hatta ironik ve şakacı eda ile yaklaşan bir şair. Şiiri de kendisine benziyor. Mümkün mertebe kelimelerden tasarruf ederek yalın, sade ve duru sehli mümteni üzere bir şiir yazıyor tenekeci. Ben İbrahim ve şiirini böyle tanıyorum. Bu yüzden  tanımayı tanımlamaya tercih ederim.

 

 

Adem Özbay:

İbrahim'in Ağır Misafir dediğine bakmayın. Hayata misafir olan insanın ayağını koyacak sağlam bir yer bulma telaşıyla başını sağa sola çevirirken dudağından dökülen hayret nidalarıdır onun şiirleri. Ağır Misafir'de de "yalnızlık hiç konamayan kuş" diyen şair gibi hayata ve insanın naif yanlarına konma denemelerinde bulunuyor. Misafir ağır da olsa hafif de olsa neticede bulduğuyla yetineceği için maalesef İbrahim'de bizim okur olarak şiirine vereceğimiz seslerle, kelimelerini sabitleme eyleminde muvaffak olacaktır. Netice olarak ağır misafir kendi lisan-ı halince biz ev sahiplerine der ki "dünya bir gündür, o da bugün."

 

Yasin Onat yazdı

Ağır Misafir, İbrahim Tenekeci.

Güncelleme Tarihi: 06 Kasım 2018, 17:04
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Asım Öz
Asım Öz - 11 yıl Önce

Tenekeci'nin son kitabı ile ilgili olarak Umran'da Ali Emre'nin kaleme aldığı yazının bir kitap odağında şiirin saçağına sokulmanın önemli bir göstergesi olarak okunmasının yanında Tenekeci şiirine yol yapan uzun erimli yazının bir parçası olarak da görülebileceğini düşünüyorum.

Sevde
Sevde - 11 yıl Önce

güzel kitap sadece güzel değil dokunan bir kitap Ağır Misafir. Yalnız neden kitabın kapağı yanlış konulmuş onu anlamadım? Giderken Söylenmiştiri tanıtan bir yazı olsa neyse..

melek
melek - 11 yıl Önce

''eline sağlık tanrım, leyla çok güzel olmuş
tanrım eline sağlık, dünya da güzel olmuş
keşke biraz ölmesem.''

azize
azize - 11 yıl Önce

bu güzel şiir demetini zen'ciler mekanından büyük bir heyecanla edindik arkadaşımla..şöyle bir karıştırmak bile yetti anlamamıza demetin güzel kokusunu...

rehine
rehine - 11 yıl Önce

"Cay istermisiniz sorusunun cevabi bu kitabi istiyorum" olmalimiydi misafirlige yakismadi da heycan be ya..bu da o heycana kapilanlardan bir replik..Sagolasin ibrahim agabey..sizde varolun yasin onat..

banner19

banner26