Televizyonla vedalaş, bilim seni bekliyor

Nefise Atçakarlar, Türk ve İslam devletlerinde yetişmiş olan on üç bilgini anlatıyor 'Dâhiler ve Çılgın Yöntemleri' kitabında. Eyyüp Akyüz yazdı..

Televizyonla vedalaş, bilim seni bekliyor

Tarih, öğrenciler için ezberlenmesi gereken onlarca bilgi anlamına gelirdi önceden. Evet, di'li geçmiş zaman kullanabiliyoruz şimdi rahatlıkla. Çünkü eğlenerek öğrenmek ütopya değil artık.

Nefise Atçakarlar, Türk ve İslam devletlerinde yetişmiş olan on üç bilgini anlatıyor Timaş Yayınları'nın “Eğlenceli Tarih” serisinin 131. kitabı olan Dâhiler ve Çılgın Yöntemleri kitabında. Dâhi deyince aklınıza hemen Einstein, Newton gibi Batılı bilim adamları mı geldi yoksa? Yo, aşağılık kompleksi bize göre değil. Birileri unutturmaya çalışsa da ilk ve en büyük bilim adamları bizden, Müslümanlardan çıkmıştır.

10. yüzyılda yaşamış olan İbni Heysem ile başlıyor dâhiler âlemine yolculuğumuz. Piri Reis, Ali Kuşçu, Biruni derken kendimizi birden büyük bir bilim adamı gibi hissediveriyoruz. Yüzyıllar arası köprü kurmayı başarıyor üstelik yazar. Farklı farklı zamanlarda yaşamış olan bu büyük bilginleri teker teker çalışma mekanlarından alıp günümüze getiriyor. Zaman-mekân kısıtlaması kalkıyor ortadan. Derken âlimlerle dolu bir tarih şöleninde buluyoruz kendimizi. 

Öyle bir üslup ki araştırmaya, öğrenmeye ve üretmeye teşvik ediyor insanı

Çokbilmiş Gazete” adını taşıyan bir gazete var ki kitapta, gerçekte basılıyor olsa yok satar dedirtiyor insana. Piri Reis'e Beyazıt'ta imza günü düzenletiyor örneğin. İbni Sina'ya halk günü yaptırıyor. Sabah jimnastiğinin ardından ücretsiz tedavi… Bir de çıkan arbedede yaralanmasın mı hekimler hükümdarı İbni Sina… İlk denizaltının mucidi İbrahim Efendi adına bir vakıf kurduruyor gazete: “İbrahim Efendi'nin Timsahı Yalnız Kalmasın Onun Yanına Başka Timsah Getirelim Vakfı”. Daha ne muziplikler, ne muziplikler... 

“Neyi kaybettiğimizi” hatırlatıyor bize yazar. Bilim dünyasındaki ayak izlerimizin silinmeye yüz tuttuğu ve Müslümanlar olarak kendimizi işe yaramaz hissetmeye başladığımız günümüzde, bizlere atalarımızın unutulmaz başarı hikâyelerini hatırlatarak bir diriliş nesli inşa etme adına umut aşılıyor. Nefise Atçakarlar öyle bir üslupla anlatıyor ki bu bilgeleri; araştırmaya, öğrenmeye ve üretmeye teşvik ediyor insanı. Derhal bir kütüphaneye ya da laboratuvara koşası geliyor insanın. Televizyon ve bilgisayarla vedalaşıp bilimle barıştıracak bir kitap bu. "Acaba ben ne icat etsem?" sorusunu sorduracağı kesin.

Hafızanın arka odalarına kilitlenmiş bilgiler günışığına çıkarılıyor

Kitabın öyle gelişigüzel okunup geçilmesine müsaade edildiğini sanıyorsanız büyük bir gaflete düştünüz demektir. Eğlenmek deyince “güler geçeriz, bir daha da kitabın yüzüne bakmayız” diyenlere geçit yok, bizden söylemesi. Her bölümün sonuna zihin açıcı hafıza testi eklenmiş ki hem bilgiler pekiştirilsin, hem de daha dikkatli okunma sağlansın.

Karikatürize edilmiş nefis resimler eşliğinde bir çırpıda bitiyor kitap. İbni Firnas ve Hezerfan Ahmet Çelebi ile uçuyor, İbrahim Efendi ile denizaltında, Uluğ Bey ile yıldızlarda yolculuk yapıyoruz. O yüzyıldan bu yüzyıla geçerken sadece bilim adamlarımız değil, yaşadıkları dönemler hakkında da bilgi sahibi oluyoruz. Örneğin Endülüs Emevi Devleti’ne başkentlik yapmış olan Kurtuba’nın o muazzam kütüphanesinin başına gelenler… Padişahların ilim ve bilim adamlarına olan saygısı ve onları her başarılarının ardından ödüllendirmesi gibi hafızanın arka odalarına kilitlenmiş bilgiler günışığına çıkarılıyor.

Kitabın sonundaki ibarede "Bu kitap 7. sınıfların 'Zaman İçinde Bilim' ünitesindeki 'Türk ve İslam Devletlerinde Yetişen Bilginler' konusuna destek olmaktadır." yazsa da 7. sınıflarla kısıtlanmayacak bir kitap bu.

Eyyüp Akyüz kendini biraz çocuk, biraz mucit hissederek okuyup yazdı

Yayın Tarihi: 30 Aralık 2014 Salı 12:19 Güncelleme Tarihi: 02 Nisan 2021, 13:24
YORUM EKLE

banner19

banner36