Tek kutuplu dünyada iflah olmaz haşarıyız

'mb' imzası ile çıkan 'Allah’ını Seven Defanstan Ayrılmasın' adlı kitap, birçok açıdan zihin açıcı bir etki yapacak sarsıcı üslubuyla dikkat çekiyor. Mustafa Uçurum yazdı.

Tek kutuplu dünyada iflah olmaz haşarıyız

Toplumsal olaylara bakış açısı ve bu olayları değerlendirme kriterleri, yorumcunun dünya görüşüne göre farklılıklar gösteren bir hassas noktaya sahiptir. Yaşananlara hangi yandan bakılırsa bakılsın farklı bir bakış açısının ortaya çıkıyor olması da bu yüzdendir. Herkesin aynı şekilde düşünmesini hayal etmek bile sadece tozpembe bir rüyadan öteye gidemez. “Ne kadar insan o kadar farklılık” ilkesi çok seslilikle ya da demokrasinin bir gereği olarak düşünülebilecek bir duruşa sahiptir.

MGV Yayınları arasından çıkan “Allah’ını Seven Defanstan Ayrılmasın” adlı kitap, birçok yönden farkındalık oluşturacak bir çalışma olmuş. Kitabın adından başlayan bir albeni, sayfalar arasında ilerlerken okuyucuyu ister istemez kendi dünyasına çekecek bir kuşatmayı ustaca yapıyor. Çıkışının ikinci ayında 2. baskısını yapan kitabın diğer bir ilginç yanı da yazarının bir muamma olması. “mb” imzası ile çıkan kitapta yazarın kimliği ile ilgili hiçbir ayrıntıya rastlayamıyoruz. Kitabın giriş bölümünde yer alan biyografi de kitapta anlatılanlar kadar ilginç göndermeler şeklinde kaleme alınmış.

İshak Koç’un giriş yazısı da okuyucuyu kitaba ve yazara hazırlayan bir üslupla hazırlanmış. Yazarın üslubundan, düşünce dünyasından ve anlatacaklarından ipuçları vererek kitaba giriş yapıyor İshak Koç.

Ne geçitlerden geçiyor insan

Kitap altı bölümden oluşuyor. Her bölüm farklı bir sesle dillendirse de yaşananları, ortak kanaat, toplum olarak zor günler yaşadığımız olarak karşımıza çıkıyor. Yazarın üslubu, olaylara yaklaşımı ve yorumları aslında çok da yabancı değil. Görüp de önemsemediğimiz, üstünde durmadığımız olaylara öyle sıra dışı bir bakış açısı ile düşüncesini paylaşıyor ki yazar, satır aralarından yakaladığımız ipuçları aslında hepimizin bildiği mevzulara eğildiğini gösteriyor.

Yazarın “mb” imzası olmasa, Mehmet Efe, Hakan Albayrak, Bülent Akyürek gibi isimlerden birini rahatlıkla yazıların altına imza olarak atabiliriz. Bolca ironi, olayları inceden inceye elekten geçiren, yüzlerde yer yer tebessüm oluşturan bu anlatımlar yazıların da büyük bir keyifle okunmasını sağlıyor.

İlk bölüm “Birkaç İyi Adam”da yazar, hayatın koşuşturmasından kendini sakınan iyi adamları anlatıyor. “Mescid-i Aksa’nın taş atan çocuklarını alınlarından öpen, Tel Aviv’den uzatılan kirli elleri asla tutmayan, dünyanın tüm mazlumlarının dertleriyle dertlenen, uyduruk kutlama partilerinde işi olmayan, ellerine geçen paranın büyük kısmıyla kitabevlerine olan borçlarını ödeyen…” iyi adamlardan bahsediyor yazar.

Yaşadıklarımız bize ders olmuyor, bu kesin. İyi adamlar az ama öz. Bunu da biliyoruz. İslam Birliği’ni istemek ne büyük bir dilektir. Bunu da arzuluyor kalbimiz. İşte, birkaç iyi adam bu topraklarda her şeye rağmen bunu istiyor. Yaşanan zor geçitlere rağmen; mayıslar, eylüller, şubatlara rağmen iyi adamların varlığı biraz oldun direnç oluyor adımlara.

İhtiyar dervişten hikmet dersleri

Zor günlerde esenlik verecek cümlelere ihtiyaç duyuyor insan. “Argan Yaylası Vaizi İhtiyar
Derviş ve Şehrin Ergenleri” bölümünde yazar, bir dervişin gönlünden iyi günler için iyi dilekler sunuyor okuyucuya. İyi günlere ulaşabilmek için kriterlerini sıralıyor: “Bilmillahirrahmanirrahim. Ayaklarımız yere basmaz, uçarıyız, tek kutuplu dünyada iflah olmaz haşarıyız. Zalimlere yaltaklanmaz, mazlumları satmayız. Kıblemiz Kâbe’dir, yüzünü Batı’ya dönenlere külliyen karşıyız.”

Derviş, özellikle gençlere sesleniyor. Uyanık olmak, düşmanını tanımak, her an teyakkuzda olmak gençlerin üzerine düşen en önemli görevlerin başında geliyor. Bunlar yapılırsa işte o zaman daha bir güçlü, çağın ayak oyunlarına karşı daha bir dirençli olur gençler.

Müslüman defansı terk etmez

Kitabın tamamında mesaj net: “Müslüman, uyanık olacak.” Dıştan ve içten gelen her türlü tehlikeye açık bir ülkede yaşamanın sonucu olarak Müslüman hiçbir şeye boş veremez. Yazar, özellikle Gezi olaylarına vurgu yapıyor. Sınırsızca ve hiçbir kural tanımadan yapılan eleştirilere göndermeler yapıyor ve son noktayı koyuyor: “Gol atacağız diye bu kadar da açılmanın bir anlamı yok. Allah’ını seven defansa gelsin.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 15:51
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26