Taviz vermedi dininden Hazreti Ebu Bekir

Ötüken Neşriyat, Celaleddin Suyûti'nin Halifeler Tarihi kitabını Türk okuruyla buluşturdu. İslam halifelerinin hayatlarını konu alan eserin Hazreti Ebu Bekir'i anlattığı bölümü, günümüzde büyük miktarda unutulan asabiyet-i diniyyeyi hatırlamamıza yardımcı oldu. Ahmed Sadreddin yazdı.

Taviz vermedi dininden Hazreti Ebu Bekir

Sevgili Peygamberimizin ahireti teşrifinden sonra Müslümanların idaresini Hazreti Peygamber Efendimizden tevarüs ettiği irfan ve hikmetle yürüten Hazreti Ebu Bekir'in tarih sayfalarında zihnimizdekinden farklı bir görünümü var. Celaleddin Suyûtî'nin Halifeler Tarihi ismiyle Türk okuruna Ötüken Neşriyat tarafından sunulan kitabında İslam halifelerinin hayatı hakkında ayrıntılı malumat bulunuyor. Bu kitapta Ebu Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in halifeliği döneminde yapmış oldukları da ele alınıyor. Zihnimizde hilm ve yumuşak huylu olarak canlanan Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'in, konu Allah'ın emri olunca, herhangi bir gevşeme ve müsahama göstermediğini kitapta anlatılanlarda müşahede ediyoruz.

Elimde kılıç tutabildiğim müddetçe savaşırım

Rasulullah aleyhisselamın dünyadan ahirete göçmesinden sonra bazı kabileler, 'namaz kılarız ama zekat vermeyiz' diyerek dinden dönerler. Hazreti Ömer, Ebu Bekir Efendimiz'e giderek, halkı uzlaştırmasını ve uzlaşıyı sağlamak için onlara karşı kibar davranmasını tavsiye eder. Ebu Bekir Efendimiz, Hazreti Ömer'e tabir-i caizse çıkışarak, "Ben senden yardım umarken sen bana bu hadsizlikle mi geliyorsun. Yemin olsun ki bir dişi devenin dahi zekatını bana vermezlerse, elimde kılıç tutabildiğim müddetçe onlarla savaşırım." diye cevap vermiş.

Bunun üzerine Hazreti Ömer, Rasulullah aleyhisselamın "Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed onun resulüdür" diyenlerle savaşmayı yasakladığını hatırlatır. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz de namazla zekatın arasını ayırmaya yeltenenin üzerine kılıçla yürüyeceğini söyler, ensar ve muhacirle birlikte Necd'in karşısında bulunan Nâka'ya doğru yola koyulur. Orada bulunanlar kaçarlar. Ebu Bekir Efendimiz'in hışmından korkarlar. 'Ordunun başına başka bir adam getirin' diye bir yandan da korkuyla bağırırlar. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz yerine Halid bin Velid Hazretleri'ni bırakır ve Medine-i Münevvere'ye döner.

Parçayı red, bütünü reddetmektir

Ebu Bekir Efendimiz Hazretleri, yerine bıraktığı Hz. Halid bin Velid'e beş emir verir. Bu emirler İslam'ın beş temel şartı olarak bildiğimiz, Kelime-i şehadet, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan ayında oruç tutmak ve hac etmekti. Bunlardan birini reddedenle sanki hepsini reddetmiş gibi savaşmasını emreder Hazreti Ebu Bekir. Halid bin Velid (r.a) dinden dönen kabilelerle savaşır. Bir kısmı öldürülür, bir kısmı esir düşer, bir kısmı da tevbe ederler.

Hazreti Ömer, Ebu Bekr-i Sıddık Efendimiz'in zekatı vermeyenlere karşı çıkmakta kendisinden daha atak olduğunu söyleyerek "Halkın meselelerini o kadar adaletli idare etti ki, böylece ben onun yerine geçtiğim vakit, zorluklar bana kolay gelir olmuştu." der. Hazreti Aişe Annemiz, "Babamın omuzlarına yüklenen yük, koca dağların üzerine binseydi onları ezer geçerdi." demiştir. Ebu Bekir Efendimizin bu tavrı sahabe efendilerimizin takdirini kazandı ve bazı imanı tam olarak kalbine yerleşmeyenlerin İslam'ın yüceliği hakkında zihinlerinde bulunan şüpheleri dağıttı. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz bununla birlikte dinden dönen diğer kabilelere de ordu göndermiş ve onları perişan etmiştir.

Müseylemetü'l Kezzab'ı da öldürttü

Peygamber olduğu iddasıyla ortaya atılan Müseylemetü'l Kezzab'a (yalancı Müseyleme) karşı da Halid bin Velid'i (r.a) göndermişti Hazreti Ebu Bekir Efendimiz. Bir kaç gün süren kuşatmadan sonra Müseyleme'nin ordusu dağıtılmış ve kendisi öldürülmüştü. Bu savaşta yetmiş sahabe şehit olmuştu.

Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'in taviz vermeyen bu tavrı kalbinde muhkem bir şekilde duran imanından geliyordu. Bununla birlikte asabiyet-i diniyyesi halifesi bulunduğu İslam dininin bütün unsurlarının eşdeğer görülmesini elzem kılıyordu. Sevgili Peygamber Efendimiz asabiyet-i diniyyesi olmayan bir Müslümanı kendinden görmez.

Unuttuğumuz bir gereklilik

Asabiyet-i diniyye nedir peki? Günümüzde unuttuğumuz bir gerekliliktir Müslüman için. Liberalliğin zıddıdır. Laik bir yaşantının da zıddıdır. Dininin herhangi bir değerine karşı yapılan bir taarruza karşı sessiz kalmamaktır. Nefsinin çıkarları için dininden taviz vermemektir. Kişi, meşrebini bahane ederek, bu gereklilikten kaçamaz. Müslümanın herhangi bir haksızlık karşısında bile susmaması gerekirken, dininin bir unsurunun yaşatılmasına mani bir durum karşısında hoşgörü ismi altında İslam'ın icabından farklı bir tutum sergilemesi imkanı yoktur.

Asabiyet-i diniyyenin bir Müslümanda nasıl teşekkül ettiğinin en güzel örneklerinden biri Hazreti Ebu Bekir Efendimizdir. Onun bir kısmını yukarıda anlatmaya çalıştığım halifeliği dönemindeki uygulamaları, unutmuş olduğumuz bu olmazsa olmaz değerin hatırlanması yolunda yol gösteren örneklerden. Ne demişti Rasul-i Ekrem Efendimiz, "Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uysanız doğru yolu bulursunuz.”

Ahmed Sadreddin 

Yayın Tarihi: 23 Ağustos 2021 Pazartesi 10:00 Güncelleme Tarihi: 02 Eylül 2021, 15:13
banner25
YORUM EKLE

banner26