Tarihin satır araları

Kültür tarihine dair birbirinden güzel çalışmaları bulunan Dursun Gürlek’in Timaş yayınlarının katkılarıyla hazırlanan Tebessüm ve Tefekkür tarihi şahsiyetlere ve olaylara farklı bir pencereden bakıyor.

Tarihin satır araları

Tarih bizlere savaşlar, büyük hükümdarlar, alınamaz denilen kaleler, ordular ve devletler olmak üzere oldukça gerçekçi ve nesnel bir dille anlatılmaya çalışıldı. Bu tür de yazılan tarih kitapları nedeniyle biz okuyucular tarihte yaşamış kişileri mükemmel, gayet ciddi, tüm zamanlarını devlet işlerine ayıran, hatasız ve yanlışsız insanlar olarak algıladık.

Yakın zamanda Dursun Gürlek’in kalemiyle okuyucuları karşısına çıkan Tebessüm ve Tefekkür isimli eser yukarıda bahsettiğim o mükemmel ve yanlışsız gösterilen tarihi şahsiyetlerinde birer insan olduğunu, fıkralara güldüğünü, aşk acısı çektiğini ve maddi dünyaya karşı farklı bir duruş sergileseler de manevi dünyalarında hepimiz gibi birer insan olduklarını çok hassas noktalara temas edecek şekilde aktarmaktadır. 

Örneğin tarihte büyük savaşlardan zaferle ayrılmış, güçlü orduları mağlubiyete uğratmış ve adını üç kıtaya yaymış olan Osmanlı padişahlarının hangi savaşları kazandıklarını, kaç yaşında vefat ettiklerini veya devlet topraklarını ne kadar arttırdıklarını hepimiz az çok tarih derslerinden biliyoruz.

Ancak Yavuz Sultan Selim’in ilim adamlarına duyduğu saygıyı, Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat Seferi sırasında yaşananları veya Fatih Sultan Mehmed ile Ali Ulvi Kurucu arasında yaşanan fıkra tadındaki olayı ne ciltlerce yazılan Osmanlı tarihi kitaplarında ne de okullarda öğrenemiyoruz. Dursun Gürlek işte tam bu noktada adeta tarih kitaplarında işlenen ancak satır aralarının doldurulmadığı veya boş bırakıldığı yerlere temas ederek tarih ve edebiyat okuyucusunu kendine çekmeyi başarmıştır.  

Eser, içerisinde tarihi şahsiyetleri ve onların yaşamlarına dair ders verici parçaları sunarken aynı zamanda bu tarihi figürlere başka açılardan bakmamızı sağlayacak olan yazıları okuyucuna sunuyor ve bunların yanında isimsiz hikâyelere ve yüzyıllardır ibret alınılması için tekrarlanan anlatımlara da oldukça güzel bir şekilde yer veriyor.

Ameller niyetlere göredir

Şimdi kitabın içerisindeki bence verdiği mesaj bakımından çok önemli olan ve beni etkileyen bir yazıyı burada sizlerle paylaşmak istiyorum.  İki zıt eylemin biri iyi diğeri kötü olabilir peki hiç düşündünüz mü ya ikisi de iyiyse?

“Adamın biri, yolda giderken bir kuyunun başına gelir. Bir ağacı kazık yaparak yere çakar. Atını o kazığa bağlar. Yemekten sonra atına binip yoluna devam eder. Oradan geçen yolcular da atlarını bağlayıp istirahat etmek ve herkese faydalı olmak üzere kazığı yerden çıkarmazlar.

Aradan bir müddet zaman geçer. Yaya giden yolculardan biri, yolculuğun ve hararetin etkisiyle iyice susayıp kuyunun başına gelirken birdenbire ayağı o kazığa takılıp düşer. Alnı yarılır. Bunun üzerine başka biri daha böyle bir kazaya uğramasın diye derhal kazığı yerinden çıkarır. O civarda bulunup da bu durumu görenlerden biri der ki, “Her ne kadar bu iki adamın hareketi birbirine zıt ise de niyetleri hayır üzeredir. Çünkü her amelin binası niyet üzerine kurulur. Önceki şahsın niyeti, gelen geçen herkesin faydalanması, ikincisinin ise, bir zararı ortadan kaldırmak olduğundan Allah’ın huzurunda bunların sevabı eşittir.”

Ameller niyetlere göredir.

Kültür tarihine dair birbirinden güzel çalışmaları bulunan Dursun Gürlek’in Timaş yayınlarının katkılarıyla hazırlanan Tebessüm ve Tefekkür ismiyle okuyucularının beğenisine sunduğu bu eser içerisindeki nefis yazılarla kimi zaman güldüren, kimi zaman düşündüren ve kimi zamanda tarihi şahsiyetlerin yaşamından sunulan hikayelerle adına yakışır bir şekilde hem insanda hoş bir gülümseme bırakırken hem de okudukça düşünmeye ve hayata farklı bir gözle bakmaya davet ediyor.

Bizlere bu eseri kazandıran başta Dursun Gürlek’e ve bu eserin biz okuyucularla buluşmasına vesile olan Timaş Yayınlarına teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Nihan Su

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2019, 22:23
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13