banner17

Tarih, siyaset ve düşünce dünyamızın yıldızı

Ahmed Cevdet Paşa, eserlerinde öncelikli olarak devlet ve medeniyete dair sorunları, sorunların kaynaklarına inerek ve içinde bulunduğu şartları göz önüne alarak irdelemiştir. Yavuz Ertürk yazdı.

Tarih, siyaset ve düşünce dünyamızın yıldızı

Tarih ilmine yaptığı katkılarına ortaya koyduğu büyük çalışmalarından aşina olduğumuz Ahmed Cevdet Paşa, tarih ilminin hakkını ortaya koyduğu bu büyük eserleriyle vermiş, Osmanlı siyaset ve düşünce hayatına damgasını vuran isimlerden biri olmuştur. Cevdet Paşa’nın tarih ilmindeki bu yüksek seviyesi hem yaşadığı dönemi hem de kendisinden sonraki dönemi etkilemiş, bu etki çalışma yönetimi ve prensipleri açısından da örneklik teşkil etmiştir.

Tarih ilmine ziyadesiyle kıymet ve önem atfeden Ahmed Cevdet Paşa, eserlerinde tarihin anlamı ve tarih metodolojisiyle ilgili fikirlerini de ortaya koymuş, onun bu yöntemi ve ilmî derinliği üzerine farklı çalışmaların yapılmasına da ilham olmuştur.

İçinde bulunulan zor durum ve şartlardan kurtulmak için çıkış yollarının arandığı Tanzimat Dönemi’nde yaşayan Cevdet Paşa, doğduğu ve yaşadığı medeniyetin çöküşüne şahitlik etmiş, bu çözülmenin önlenebilmesi için de yoğun bir mesai harcamıştır.

İşittiği ve dâhil olduğu birçok olay var Tezâkir’de

Ahmed Cevdet Paşa’nın vakanüvisliği zamanında ve bizzat kendisinin de içinde bulunduğu olaylara dair notlardan meydana gelen Tezâkir adlı eseri, aynı zamanda bir hatırat özelliği de taşır. XIX. yüzyıl Osmanlı tarihinin önemli bir kaynağı olarak kabul edilen Tezâkir, Cevdet Paşa’nın görüp işittiği veya bizzat dahil olduğu hadiselerden içyüzünü bildiği olaylara kadar, zamanındaki devlet adamlarına dair yazdığı notlardan oluşur. Vakanüvislikte halefi olan Ahmed Lütfî Efendi’ye tezkireler halinde gönderdiği için de eserine Tezâkir-i Cevdet adını vermiştir.

Tezâkir’de hem Ahmed Cevdet Paşa’nın hem de döneminin düşünür ve devlet adamlarının Osmanlı’daki yenilik hareketlerine, değişime bakışlarını, toplumun ve devletin içinde bulunduğu durumu ve bu durumdan kurtuluş çabalarını müşahede etme şansı buluruz.

Eser bir anlamda Osmanlı modernleşme serüveninin Cevdet Paşa’nın gözünden görülmesidir.

Vuzuh merakı hiçbir meseleyi yarım anlatmasına müsaade etmez”

Büyük bir dikkatle ele aldığı konular ve faydalandığı kaynaklar, Cevdet Paşa’nın tarihçi kimliğinde çok büyük bir yapıtaşı görevi görür. Ahmet Hamdi Tanpınar, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi’nde “onun elinden geçen bir vesika veya kitaba tekrar müracaat etmek ihtiyacı hemen hemen duyulmaz. Cevdet Paşa okuduğu bir metnin can alıcı noktalarını bulup çıkarmasını bilir. Diğer taraftan vuzuh merakı, onun hiçbir meseleyi yarım anlatmasına müsaade etmez.” diyerek Ahmed Cevdet Paşa’nın tarihçi kimliğini ve çalışmalarındaki hassasiyetiyle beraber ciddiyetini de gözler önüne serer.

Tarih ilminin nasıl yazılması gerektiğini yazarak ve yaşayarak anlatmış

Ahmed Cevdet Paşa’nın tarih ilmindeki yetkinliği ve hassasiyeti, onun Osmanlı tarih tasavvurunda ve yazımında önemli bir yer tutmasını, hatta araştırmacılarca dönüm noktası sayılabilecek bir konuma gelmesini sağlamıştır. Ahmed Cevdet Paşa’nın tarih yazımı ile ilgili ilmî seviyesi ve şahsi tecrübeleri, kendisinden sonraki vakanüvislerin ve diğer takipçilerinin de yöntem belirleme hususunda büyük bir örneklik arz eder.

Cevdet Paşa tarih yazımında insanlar ve toplum için faydalı olacak bilgileri toplamak, ele alınan konuların gerçek sebeplerini araştırmak, günlük ve sürekli tekrarlanan olayları konu edinmemek, herkesin anlayabileceği bir üslupla yazmak, tarafsız olmak, ele alınan konunun hakkıyla anlaşılması ve değerlendirilebilmesi için belli bir süre beklemek gibi ilkelerle hareket ederek eserlerini kaleme almıştır.

Devletin ve toplumun kurtuluşu için harcanan bir ömür

İlim ve fikir adamlarının devletin ve toplumun içinde bulunduğu durumdan nasıl kurtulacağını kendilerine mesele edindikleri Tanzimat döneminde yaşamış olan Ahmed Cevdet Paşa, Pirîzâde’den kalan Mukaddime tercümesini devam ettirerek eserin tamamlanmasını sağlar. Alanın araştırmacıları Cevdet Paşa’nın İbn Haldun’dan etkilendiğini de eklerler. Ancak aynı zamanda Ahmed Cevdet Paşa’nın zihinsel ve fiziksel olarak bir çöküş devri yaşayan Osmanlı devletinin, içinde bulunduğu durumu anlamak ve bir çözüm yolu bulmak için İbn Haldun’u dikkatle okuduğu ifade edilir.

Ahmed Cevdet Paşa, eserlerinde öncelikli olarak devlet ve medeniyete dair sorunları, sorunların kaynaklarına inerek ve içinde bulunduğu şartları göz önüne alarak irdelemiştir.

Eğitimdeki seviyenin yükseltilmesi ile yeniden bir medeniyete sahip olabiliriz

Ahmed Cevdet Paşa, eserlerini herkesin anlayabileceği bir üslupla kaleme aldığını belirterek, bunun sevincini ve gururunu yaşar. Yüksek bir medeniyet seviyesine sahip olan bir devletin yıkılmaya yüz tuttuğu bir dönemde yaşayan Cevdet Paşa, geleceğe umutla bakmış ve eğitimde istenilen seviyeye ulaşılması halinde tekrar bir medeniyet kurmanın mümkün olabileceğini düşünmüştür. Cevdet Paşa’ya göre toplumsal ilerleme de yine oluşturulacak bu medeniyete bağlıdır. Yaşayarak ve tecrübe ederek öğrenilmesi mümkün olmayan şeylerin bilgisini veren tarih ilminde bilmeyi arzulama, gerçeği bilme ve geleceği öngörme isteklerini karşılar. Cevdet Paşa tarih ilminin en önemli faydasının bu olduğuna inanır.

Yavuz Ertürk yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2018, 12:17
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20