banner17

Tarih kitapları bu devri neden yok sayıyor?

Ali Tavşancıoğlu'nun hayali şair tezkilerini topladığı Meşher-i Şuara'sı tarih kitaplarının ve tezkirelerin ısrarla yok saydığı şairleri gündeme taşıyor. Ercan Köksal yazdı.

Tarih kitapları bu devri neden yok sayıyor?

 

 

2012 yılının Temmuz ayında Kün Edebiyat Dergisi, “Taşra ve Edebiyat” özel sayısı hazırlamış ve “taşra ve edebiyat” ilişkisi üzerinde uzun uzadıya durulmuştu. Ayrıca taşra ile merkez arasındaki kopukluktan, merkezin taşrada bulunan usta edebiyatçı ve sanatkârları yeterince tanımadığı ve yine onları kabullenmediğine de değinen yazılar yer almıştı. Benzer bir konu üzerine daha sonra yanlış hatırlamıyorsam bir sempozyum ya da panel yapılmıştı. Hal böyle olunca, taşradaki sanatkârlar da kendi gayretleriyle seslerini merkeze duyurabilmenin farklı yollarını aramaya mecbur bırakılmıştılar. Bu son cümlem ismini zikrettiğim dosyada dile getiriliyordu.

Ali Tavşancıoğlu da bir taşra şehri olan Yozgat’ta yaşayan ve kıt imkânlarla yayınevi kurmuş, Şehriyar ve Kün Edebiyat gibi iki önemli dergi çıkarmış, fakat yukarıda saydığımız sebepler yüzünden dergileri kapatmak zorunda kalmıştır. Kün Yayıncılık ise, bin türlü sıkıntıya rağmen (dağıtım, tanıtım vs.) aksayarak da olsa yayın hayatına devam etmeye çalışıyor. Taşrada olmayan ve orada yaşamayan merkez sanatçısı taşranın sıkıntısını anlayamayacağı gibi, bu sıkıntıyı dillendirenlere de bıyık altından istihzalı bir şekilde gülebilir. Çoğu merkez sanatçısının ufku Bursa’nın ötesini göremediği (Ankara’yı taşradan ayrı tutuyorum) için, yine Bursa’dan öte bir yerde edebiyat ve sanat yapılmadığına, dergicilik ve yayıncılık gibi kültür faaliyetleri olmadığına dair kulaklarına gaiblerden bir yerlerden gelen sesler dolayısıyla kâni olmuş durumdalar. Ha bir de, çeteleşmeden ve birbirlerini yemekten başlarını kaldırıp “taşra”ya bakamadıkları için…

Merkez’in bürokrasisine ayak uyduramadığımız için hep taşrada kaldık

Merkezde yaşayan ama taşralı kimliğinden kopmayan biri olarak taşranın sıkıntısını, Kün Yayıncılık’ın dağıtım sorununu çözebilmek için eşiğini eskitmediğim dağıtımcı kalmadığı ve Kün Edebiyat Dergisi’nin editörlüğünü üstlenerek bizzat yaşamış biri olduğum için rahatlıkla söyleyebiliyorum. Bizler taşralı olarak, Ali Ağabeyle beraber, “merkez”in bürokrasisine ayak uyduramadık. Bu bürokrasiye ayak uyduramadığımız için de hep “taşra”da kaldık.

Konu Ali Tavşancıoğlu olunca, ister istemez yazının şekli değişiyor. Çünkü Ali Tavşancıoğlu demek Anadolu demek, çile demek, fedakârlık demek, yokluklar içinde mücadele demek, yüce gönüllülük demek, görmezden gelinmek demek, taşra demek… Konusu Ali Tavşancıoğlu olan bir yazıda bu saydıklarıma değinmemek, Ali Ağabeyimize haksızlık olur. O yüzden kendimi sorumlu hissediyorum.

Bu yazının içeriği esasında Ali Tavşancıoğlu’nun yeni yayımlanmış bir eserini tanıtmak olacaktı. Fakat yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, içinde Ali Tavşancıoğlu geçen bir yazının farklı boyutlara ulaşması kaçınılmaz oluyor. Şimdi değinilmemesi gereken konulara da değindiğime göre asıl konuya geçebilirim.

Tarih kitaplarının ve tezkirelerin ısrarla yok saydığı(!) bu şairler

Ali Tavşancıoğlu’nun Cafcaf mizah dergisinde Zuhurberk Silikhayta müstearıyla yayımladığı mizahi ve de hayali şair tezkireleri, “Bir Modern Zaman Tezkiresi; Meşher-i Şuara” adıyla Kün Yayıncılık tarafından basıldı.

Devir, tarih kitaplarının ısrarla yok saydığı bir devir; II. Lale Devri ve yine tarih kitaplarının ısrarla yok saydığı bir padişah; Sultan II. İbrahim. Huzur ve refahın üst seviyelerde olduğu bir devir ve bu devirde ünüyle herkesin dilinde olan on kudretli şair; Çamûrî, Misvâkî, Isrârî, Nifâkî, Kusûrî, Zıllî, Müteşî, Kubûrî, Zennûrî, Cıngârî

Tarih kitaplarının ve tezkirelerin ısrarla yok saydığı bu şairler, Ali Tavşancıoğlu tarafından kitapta uzun uzun anlatılıyor. Şairlerle ilgili ilginç anekdotlar ve hepsinden önemlisi bolca şiir… Bunların da hayalî olduğunu söylememe gerek var mıydı?

Kitabın son bölümü olan “Meclis-i Muşâ’are’de bu usta şairler bir araya geliyorlar ve bir şiir meclisi oluşturuyorlar. Sultan II. İbrahim’in kızı Cemşide Sultan ile evlenebilmek için hünerlerini sergiliyorlar. Sonuç ne mi oluyor? Cevabı kitapta…

 

Ercan Köksal yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 15:55
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20