Tamam, bu roman akıcı değil ama

'Oyunun tüm kurbanlarına…' ithaf ettiği Rüya'sında Ümit Aktaş, bir hesaplaşmaya çağırıyor okuru..

Tamam, bu roman akıcı değil ama

Öyle bir roman ki epigrafında, dünya hayatının ancak “bir oyun, eğlence, gösteriş, büyüklenme, mal ve zürriyet açısından bir çoğalma yarışından ibaret” olduğunu ihtar eden Hadid Suresi’nin 20. ayeti var. Hemen sayfayı çevirince yer alan ithafı ile de, bu ihtar ile roman arasında köprü kuruluyor: “Oyunun tüm kurbanlarına…” Besbelli bir yenilgi romanı ile karşı karşıyayız…Rüya, Ümit Aktaş

Şiirleriyle, denemeleriyle tanınan, Adem adlı ilk romanıyla Türk romanında denenmemiş bir tecrübeye imza atan Ümit Aktaş’ın Okur Kitaplığı’nca yayınlanan yeni romanı Rüya, okurunu ilk sayfalarıyla işte tam olarak böyle karşılıyor.

Mikro iktidarlar kavgasının tam ortasında

Rüya, taşrada başlıyor. Kahramanı, romanın başında, liseli bir genç. Ergenlik ve taşra arasında irtibat kurmak mümkün müdür? İkisinde de, içinde olduğumuz sürece sıkıldığımızı, geride kaldığı zamanda da özlediğimizi söyleyebiliriz. Taşrada geçen bir ergenlik döneminin sıkıntısı ise ikisinin aritmetik toplamından çok daha büyüktür.

Kafkaesk bir taşra manzarasıyla açılıyor roman. Romanın kahramanı bir delikanlı iken. Hiçbir sürprize hayat hakkı tanımayan kasabasında geleneğe bağlı dedesiyle, halkı terbiye etmeye çalışan okulunun anlayışındaki zıtlık arasında kalıyor mesela. Öyle silik ve ezik bir tip ki adının ne olduğunu roman boyunca öğrenemiyoruz. Benzer bir ikilem öğrenciler arasında yaşanan gruplaşmalarda da kendini gösteriyor.

Okul hayatı, mikro iktidarlar çatışmasına dönüyor bir anda. Hele hele özenti bir doğum günü partisi bölümü var ki tam ibretlik. Romanın kahramanı daha sonra öğretmen olarak başka bir kasabanın okulunda yeniden âşık olacak, bu sefer de başka bir mikro iktidar kavgasının ortasında bulacaktır kendini.

14321

Eksik okursak göremeyiz

Romanda iki aşk tecrübesi ve iki iktidar çatışması olmasını bir tekrar ve simetri olarak görmek, bence romanı eksik olarak okumak anlamına gelir. Rüya’da benzerlikler kadar farklılıklar da düşündürücü temalar olarak yer alıyor. İki aşk ve iki iktidar çatışması arasındaki farka dikkat edenlerin de göreceği çok şey olacak.

Yüreğin, o çocuksu masumiyetini bir nebze olsun koruması

Romanın yazılış gayesi ise sanki şu satırlarında gizli: “Hakikatin yolunu ve yönünü şaşırdığınız bir dehlizden sizi tutup çıkaran nedir? İmtiyazlı oluşunuz ya da yüreğinizi açık tutmanız mı? Yoksa herkesin de duyduğu halde dikkate almadığı bir çağrıyı, daha doğrusu hayatın kendisini ciddiye almanız mı? Ki, akranlarınızın çoktan hayatın hengâmesine daldığı o ergenlik çağında gözlerinizi ufka dikerek, ya da geceleri yıldızları çevreleyen o karanlığın gizeminden gelecek kurtarıcı bir çağrıyı beklerken belki de, dalmış olduğunuz uykudan sizi uyandıran bir sesleniştir.

Belki tüm kâinatın terennüm ettiği bir fısıltıyı duyulmazlaştıran günün hayhuyları ya da kalbimizin körelmişliğinden, rüyalardır bizi kurtaran; elbet daha da önemlisi yüreğin o çocuksu masumiyetini bir nebze olsun koruyor olması…”

Roman okurun içinden akıp geçmiyor, bilakis…

Akıcı bir dili yok Ümit Aktaş’ın. Okuru sık sık durdurup düşündürüyor. Roman, okurun içinden akıp geçmiyor, okurun içinde konaklıyor. Ayağını denk almaya, nefs muhasebesi yapmaya sevk ediyor. Öyle ‘zararlı’ bir özelliği var yani!

Bu hesaplaşmayı göze alabilenlere Rüya’yı tavsiye ederim…

 

 

 

Suavi Kemal Yazgıç tavsiye etti

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:23
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
namüsait hasan
namüsait hasan - 9 yıl Önce

Artık Bediüzzaman'a ihtiyaç kalmadığını düşünüyorum.Artık Kur'an okumakta bir sıkıntı yok.Risale-i nur o döneme özgü ihtiyaca binaen bir şeydi.Artık olmasa da olur.Sonuçta islam var belki risale-i nur entellektüel bir eser olarak okunabilir.Bediüzzaman'ın ruhuna da gerekirse bir fatiha göndeririz.

Bi de birader nasıl olsa mehdi gelecek,dertler bitecek.Müslümanlar yeni bir çağa doğru zıplayıp giderken ağırlıklarımızı atalım.Hepimiz Hz.İsa gibi keçi besleyelim.

namüsait hasan
namüsait hasan - 9 yıl Önce

Bizdeki uyduda hepsi çok güzel çekiyor.Hem hepimiz keçi beslersek,belki böylece et fiyatları da ucuzlar.Bilemiyorum,ben artık din değiştirmeyi düşünüyorum.Gönlüme göre bir müslüman bulamadım.Hristiyanlıkta kendimi daha iyi buluyorum.Ben artık Hz. İsa'nın çarmıha gerilip,ölümü yendiğini ve tekrar aramıza döneceğine inanıyorum.

Hepimiz "müslüman adam"ı aradık ama bulamadık.Çok basitti "müslüman adam" olmak.Her türlü vesveseden düşünceden uzak,namaz kılan,halden anlayana müslüman adam denir

namüsait hasan
namüsait hasan - 9 yıl Önce

Mademki müslüman adam ölmüştür artık.O zaman çaresiz mesih bekleyeceğiz.Ben dürüst olacağım,müslümanlar gibi kaypak olmayacağım.Ben harbi harbi din değiştiriyorum,bundan dolayı da kimseyi suçlamıyorum.Ne güzel işte,isa gelecek dertler bitecek,ve siz o zaman niye uğraşıyorsunuz ki.Ortalığı mümkün olduğunca karıştırıp,belki de isanın gelişini hızlandırmak en iyisi değil mi.Hristiyanların ortalığı karıştırmak gibi bi derdi de yok.

Herkes gönlünce bir müslüman adam bulur inş.Tanrıya emanetle..

merve
merve - 9 yıl Önce

Bu yorumlarin yaziyla, Umit Aktas'in romaniyla ne ilgisi var anlamadim.

banner19

banner13