Tam bir üslup şairinin şiirleri

Düşünsel planda Eren Safi'nin ''Twitter Tepesindeki Okçular''ı, İsmet Özel’i sıkı takipten vazgeçmemiş bir şairin şiirleri bizce. Sadık Koç yazdı.

Tam bir üslup şairinin şiirleri

Twitter Tepesindeki Okçular, Eren Safi’nin ikinci şiir kitabı. Avangard Yayınları’nın 20152in Aralık ayında çıkardığı kitaplardan. Yakında yine Avangard Yayınları’nın 2. baskısını yapacağını haber aldığımız Kamaşır ise şairin ilk şiir kitabı. Safi, bu ilk kitabında kendine mahsus, ayırıcı bir üslup tutturmuştu. Bu kitabında da bu niteliğini sürdürüyor. O yüzden Eren Safi’ye tam bir üslup şairi gözüyle bakıyoruz. Altında Safi’nin imzası olmasa bile tanınabilecek bir üslup bu. Bizce.

Şimdi bu üslubun niteliklerini tespit edebiliriz. Bu üslubun belirleyenlerinden biri ara sözler. Bu, sözünü daha açık söylemekle ilgili bir tutum gibi. Mümkün olabildiği ölçüde açıklık neo-epik şiirin karakteristik bir özelliği zaten. Ara sözlerin şairin bilincini açığa çıkaran bir işlevi de var. Bununla ara sözlerin bazen refleks olarak araya girdiğini söylemek istiyoruz. Belli ölçüde bilinç akışıyla yazılmış şiirlerden söz ediyoruz. Ara sözler refleks sözler gibi araya girse de bilinç akışı bütünüyle refleks bir akış değil. Şairin kontrolündeki bir imkan olarak iş görüyor daha çok.

Dilin alışılmış yapısını bozarak yeni anlam katmanlarına ulaşmayı denemek

Kitabın adının da ortaya koyduğu gibi (okçular tepesi telmihi ayrı) mizah, espri Eren Safi şiirlerinin başka bir belirgin niteliği. Bütün şiirlerinde karşılaşıyoruz bu özellikle. Bu da hem eleştirel bir işlev görüyor hem de şiirleri okuyucu açısından rahatlatıyor. Safi’nin şiirleri böyle ilerler çoğu zaman. Gevşetir, ardından bu kadar gevşeklik yeter der gibi yapıştırır tokadı. “EĞLENDİR yaz 2235’e gönder … Her geyikte yeri var Menderes’i asmışlar bi tane silah patlamamış.

Bazı kelimeleri yerli yerinde kullanmamak (çok gözlerinizi kısacağınızı: bu örnekte zarf sıfatın yerinde kullanılmış), daha çok Eren Safi’ye mahsus bir durum gibi, en azından onun şiirlerinde belirgin bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Olumsuz fiil çekimleri ve buradaki gibi kelimeleri yerli yerinde kullanmamak yani dilin alışılmış yapısını bozarak yeni anlam katmanlarına ulaşmayı denemek, Eren Safi ile, ilk şiir kitabını yine Aralık 2015’te çıkaran Elyesa Koytak’ın ortaklaşa özellikleri.

Zarf, sıfat, fiil demişken belirtelim ki Türkçe yazım kurallarını mizah ve espri konusu yapmak (“mi ayrı”, “e küçük” gibi) yine Eren Safi’ye özgü bir nitelik. Hafif alaycı bir eda varsa da bu tutumda şiiri rahatlatan bir özellik olduğunu belirtelim. Dilin TDK gibi bir kurumun, akademik ve bağımsız çalışmaların varlığına rağmen bir türlü oturtulamamış yapısına bu alaycı edayla yöneltilen eleştiri dikkatten kaçmıyor tabi.

Günlük konuşma dili şaire rol yapma fırsatı da sunuyor

Sözden kısmamak yani cesur konuşmak da bu üslubun bir başka dikkat çeken özelliği. Buraya alıntılamayacağız ama okuyucunun dikkatini 53. sayfanın son mısraına çekebiliriz. Buradaki gibi sözleri, haklı bir öfkeyle söylenmiş sözler olarak anlıyoruz. Öncelikle şaire mazeret temin etmeye çalışmadığımı belirteyim. Hakikat şairi duygusal olarak baskılıyor gibi. O kadar ki bütün şiirlerin kaynağı olarak gösterilebilir bu duygu. O yüzden zorlama değil samimi şiirler okuyoruz. Baskı altında ise insan her sözü söyleyebilir. Safi’ye ünlemler şairi dense de doğru olur. Bu durumu da şairin içten duyduğu baskıyla ilgili görüyoruz.

Cesur konuşmak bir yüzüyle argoya bakıyor. Bu da en azından dikkatten kaçmayacak kadar ortada bir durum. Hayatı nasıl yaşamak gerektiği konusunda dikkatini devamlı diri tutmaya çalışan şairin, bu dikkatten uzak yaşayanlara karşı haklı ve üstte sözünü ettiğimiz baskı sebebiyle bir ölçüde refleks bulunabilecek tepeden bir bakışla ettiği sözler gibi geliyor bize. Bu tür kelimeler sansürlenmiş. Bu da bu tür kelimeleri açıkça okumak istemeyen, bundan rahatsızlık duyacak olan okuyucunun dikkate alındığını gösteriyor. Şunu da açıkça gösteriyor ki bu durum rahatsızlık sebebi.

Twitter Tepesindeki Okçular’daki bütün şiirler dili bakımından günlük konuşma diliyle yazılmış. Ne demek günlük konuşma diliyle yazmak. Sokakta nasıl konuşuyorsak öyle yazmak demek. Yane (yani) ve tabe (tabi) gibi söyleyişler şairin bu dile ne kadar aşina olduğunu gösterirken yine şiiri rahatlatan bir işlev görüyor. Aynı zamanda böyle diyenler hafif bir eleştiri de almış oluyor herhalde. Günlük konuşma dili şaire rol yapma fırsatı da sunuyor. Şunu demek istiyoruz. Şair gerçek hayatta kimin, hangi durumda, nasıl söylediğini iyi biliyor ve aynen öyle söylüyor.

Kitabın fikir cephesiyle ilgili görüş belirtmekten yana değilim. Şiirler ortada. Fakat şunu belirterek bitirmek istiyorum. Düşünsel planda Twitter Tepesindeki Okçular, İsmet Özel’i sıkı takipten vazgeçmemiş bir şairin şiirleri bizce. Şiirlerin üslup ve kelime seçimleri bakımından hiç de benzeşmediklerini söylemek fazlalık olur sanıyorum. Nokta.

Sadık Koç yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2019, 17:25
YORUM EKLE

banner19