Talat Paşa'nın anılarında neler var?

2.Meşrutiyet, Dünya Savaşı, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Ermeni Meselesi başlıkları eğer ilginizi çekiyorsa, bu dönemlerin önemli aktörü Talat Paşa’nın anıları okunmalı… Sedat Palut yazdı.

Talat Paşa'nın anılarında neler var?

https://www.ktpkitabevi.com/urun/talat-pasanin-anilari-129160030Talat Paşa, yakın dönem tarihimizin önemli şahsiyetlerinden birisi. Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı'na girdiğinde kendisi ana kadroda yer alıyordu. İttihat ve Terakki'nin önde gelenlerinden... Talat Paşa'nın İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan anıları, onun eylemlerini, dönemini ve ülkenin içinde bulunduğu durumu görmek açısından okunmalıdır, diye düşünüyorum.

Kitabı hazırlayan Alpay Kabacalı'ya göre Talat Paşa, 1906'da sonradan İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşecek olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almış ve yine bu dönemde Mason locasına kayıt olmuş. Hayatını adadığı İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1918’de Teceddüd Fırkasına dönüştüğünde tüm mal varlığını bu fırkaya aktarmış. Alman gemisine binip 1918’de arkasında savaş yorgunu ve çökmeye yüz tutmuş ülkesini terk ederken, dönemin sadrazamına şöyle bir mektup yazmış: "Millete karşı hesap vermek ve muhakeme olarak tayin edilecek cezayı kemal-ı cesaretle çekmek isterim. İşte zat-ı fahimelerine söz veriyorum. Memleketin ecnebi nüfuz ve tesirinden azade kaldığı gün ilk telgrafınıza itaat edeceğim." Talat Paşa, 1921'de Berlin'de, kendisini aylarca takip eden Sogoman Teyleryan adında bir Ermeni tarafından öldürüldü.

İttihatçılar 1. Dünya savaşı sürecinde esas aktördü

Talat Paşa, 1908’deki Meşrutiyet sürecine dair görüşlerini şöyle paylaşıyor: “İhtilal, hükümet şeklindeki değişiklik, ülke içinde birçok çatışmaya ve karışıklıklara yol açmıştı; geçici bir zayıflık baş göstermişti. Abdülhamit’in keyfi yönetimi merkezde ve illerde özel bir zümre yetiştirmişti. Bunlar büyük ölçüde kendi çıkarlarını kolluyorlar; bu sırada da zavallı halk tamamıyla eziliyordu. Bu zümreyi, ortak çıkarları birbirine bağlıyordu. Hükümet merkezinde nazırlar ve saray mensupları, İstanbul’daki omuzdaşlarıyla nasıl sıkı sıkıya birleşmişler ve karşılıklı olarak birbirlerine yardım etmekte idiyseler, illerdeki zenginler ve eşraf da nazırlar ve saray mensuplarıyla sıkı ilişkide olup halkı istismar etmeyi sürdürüyorlardı.” Bununla beraber özellikle Balkanlardaki devletlerin Abdülhamit döneminde devletin çöküşüyle beraber buradaki toprakların sahip olacağını söylüyor, Talat Paşa. Ayrıca Patrikhanenin, Ermenilerin ve Kürtleri yine bu dönemde ayrıcalık kazandığını iddia ediyor.

İttihat ve Terakki Fırkası yukarıda değindiğim olumsuz durumların ardından iktidarı ele geçirdi. Padişah gölgede kalmış, İttihatçılar ülkeyi yönetmeye başlamıştı. İttihatçılar 1. Dünya savaşı sürecinde esas aktördü, peki onlar şikâyet ettikleri unsurlara dair bir değişim ortaya koyabildi mi? Bu dönemde Talat Paşa, Enver Paşa ile birlikte Sadrazam Said Halim Paşa Alman elçi Von Wangenheim ile görüşüyorlar. Almanlar, savaş öncesi eşit şartlar altında bir barış yapmak istediklerini İttihatçılara bildirmiş. Enver ve Talat Paşanın cevabı ise şöyle: "Varlığını koruyabilmesi için Türkiye’nin böyle bir Avrupa devleti ile antlaşma yapması gerekliydi ve Türkiye ancak bilim, sanat, sanayi ve ticaret bakımından bu derece ilerlemiş bir devletin yardımıyla kendi varlığını ve gelişimini sağlayabilirdi."

İktidara geldiklerinde dünyanın gündemini savaş haberleri oluştururken İttihatçılar ne düşünüyordu? Talat Paşa şöyle açıklıyor: "Bizim düşüncemiz genel bir savaşın çıkmayacağı ve bizim de, bir kere bu antlaşmaya girmekle, artık devletimizi her türlü tehlikeden korumuş olacağımız yolundaydı."

Ülkenin dümenini nereye çevireceklerini bilmiyorlardı

Almanya, Osmanlı’yı yanında görmek, savaşın geniş alanlara yayılmasını sağlamak ve onun halifelik gücünden faydalanmak istiyordu. Peki, ülkeyi yöneten İttihatçılar bu durumda ne yapacaktı, Talat Paşa'dan okuyalım: "Biz müttefiklerimizle savaşa katılacağımız günün geleceğini söyleyerek, gittikçe sabırsızlaşan ve asabileşen baron Von Wangenheim'ı yatıştırmaya çalışıyorduk. Arife günü, Karadeniz donanması ile Amiral Souchon arasında bir muharebe olduğu ve Göben'in Rus sahillerini bombardıman ettiği haberini aldık. Daha önce bu olayı hiçbirimiz bilmiyorduk. Fakat herkes gibi ben de Enver Paşa'nın haberi olduğuna inanıyordum. Ben Enver Paşa'ya epeyce hücum ettimse de, hiç haberi olmadığına yeminle güvence verdi." Talat Paşa’nın yorumuna göre Almanya, Rusya değil aslında Osmanlı topraklarına büyük bir bomba bırakmıştı ama İttihatçıların bundan geç haberleri olmuştu. Devamında ülke karanlık günlere gebe kaldı.

Talat Paşa’nın savaşın seyrindeki öngörüsü ise aynen şöyle: "Almanya’nın kesin yenilgisine inanılmıyordu. Savaşın dört yıl süreceğine ihtimal verilmemişti. Yaşadığımız dönemde Turancılığın bir geleceği olduğu inancında değilim."

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki İttihatçılar, dünya savaşı öncesinde şikâyet ettikleri yönetimin başına geçince ülkenin dümenini nereye çeviremeyeceğini bilmiyordu, Talat Paşa'nın anılarında da gördüğümüz gibi kendilerini bir anda savaşın içinde buldular. İttihatçıların savaş döneminde hazırlıksız olduğunu görmüş olduk.

2.Meşrutiyet, Dünya Savaşı, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Ermeni Meselesi başlıkları eğer ilginizi çekiyorsa, bu dönemlerin önemli aktörü Talat Paşa’nın anıları okunmalı…

Sedat Palut yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Aralık 2018, 14:27
banner12
YORUM EKLE

banner19