banner17

Suriye'de Yaşananları ve Değişimi Romanla Anlatmış Dima Wannous

Suriyeli oyun yazarı Sadullah Wannous’un kızı olan Dima Wannous, Suriye’deki sosyal yapıyı içerden bir gözle aktarmış 'Korkunun Çocukları' romanında. Romanın kahramanı kendi geçmişini, ailesini sorgulamaya başlıyor ve içinde yaşadığı Suriye ile ilgili çıkarımlarda bulunuyor. Mehmet Akif Öztürk yazdı.

Suriye'de Yaşananları ve Değişimi Romanla Anlatmış Dima Wannous

2018 yılı Uluslararası Arap Edebiyat Ödülü adayı olan Korkunun Çocukları kitabı Mevsimler Kitap etiketiyle geçtiğimiz Mart ayında yayımlandı. Suriyeli yazar Dima Wannous’a ait roman 189 sayfadan oluşuyor.

Son bir iki yılda, gerek siyasi sebeplerden gerekse sosyolojik sebeplerden olacak Suriye edebiyatına daha bir dikkat eder oldum. Bir savaşın sürdüğü Suriye’de özellikle 2011 ve 2012’den sonra çıkan kitaplar daha çok radarıma takılmaya başladı. Bunların içinde Nihad Siris’in Sessizlik ve Gürültü’sü başarılı bir yer edindi kendine. Dima Wannous’un kitabı da hitap ettiği kitleyi ele geçirebilecek bir tarza sahip. Suriyeli oyun yazarı Sadullah Wannous’un kızı olan Dima Wannous, Nihad Siris’e göre Suriye’deki sosyal yapıyı daha bir içerden aktarmış romanında.

Bir olaydan ziyade karakterin psikolojik süreçlerinden bahseden bir roman

Son derece rahat; herkesin eleştiriye açık olduğu, bolca kitap okunan, Bach dinlenen, hiçbir şeyin yadırganmadığı ve belki de özgürlüğün bazen sınırsızlıkla yer değiştirdiği bir aile ortamında büyüyen başkahraman Süleyma’nın hikâyesinin anlatıldığı roman, mekân olarak Suriye ve kısa da olsa Lübnan’ı kapsıyor.

Oldukça az karakterin olduğu roman, Süleyma’nın geçmişiyle beraber hayatının izini sürdürüyor okura. Süleyma, psikiyatr Kâmil’in ofisinde tanıştığı Nesim’le yıllarca sürecek bir ilişkiye başlar. Fakat savaş başladıktan sonra Almanya’ya göç eden Nesim’le ilişkisi farklı bir boyutta ilerler. Doktor ve aynı zamanda yazar olan Nesim, son kitabının taslağını Süleyma’ya gönderdikten sonra Süleyma, bu kitabın konusunun kendisi olduğunu anlar. Nesim’in kendisine gönderdiği kitap üzerinden de kendi geçmişini, ailesini sorgulamaya başlar ve içinde yaşadığı Suriye ile ilgili çıkarımlarda bulunur. Geçmişinde sahip olduğu ve halen hayatını etkileyen korkularla yüzleşmeye çalışır ve endişelerini yok etmek için yoğun psikolojik süreçler yaşar.

Bir olaydan ziyade karakterin psikolojik süreçlerinden bahseden roman geçmişle sürekli iç içedir. “Hafızam acımasız bir şekilde bana acı veriyor. Anılar birdenbire canlanıp birbirleriyle çarpışıyor; beynimin içinde dur durak bilmeden kaynıyor; kilitli bir ceset içinde acı ve işkence çeken bir ruha dönüşüyorum” şeklinde kendini ve hafızasını tanımlayan Süleyma’nın hayatını okur da aynı endişe ve karamsarlıkla okuyor. Biraz Kafka, biraz Sadık Hidayet, bazen Dostoyevski tadında pasajların yer aldığı romanın anlatım biçimi yer yer Tutunamayanlar romanını da andırıyor.

Suriye’nin bir fotoğrafını çekmiş

Roman başlarda biraz tutuk başlasa ve okuru içine almasa da daha sonradan açılıyor. Bu açıdan okurun biraz sabır göstermesi gerekebilir. Çünkü başlarda salt duygular ve iç hesaplaşmalar varken daha sonra Suriye’deki olaylardan sonrasına da değiniyor ve değişen sosyal yapıyı, savaşın insanları nasıl canavara dönüştürdüğünü, Sünni-Alevi-Şii grupların birbirleriyle ilişkilerini aktarıyor. Hatırlamak istemediklerinden hareketle bir hesaplaşma yapan Süleyma üzerinden yazar, bazen flu bazen net bir şekilde Suriye’nin bir fotoğrafını çekiyor: “O lanet olası hafıza, keşke onu çalkalama imkânı olabilseydi, bazı görüntüler ve duygular silinirdi ne güzel.”

Araştırdığım kadarıyla aday olduğu ödülü alamayan kitap yine de okunmayı hak ediyor. Sürekli bir olay bekleyen okurlardan ziyade bir karakterin gözünden bir hayatı ve bir ülkenin değişimini izlemeyi sevenler bu kitabı da beğenecektir. Özel bir ilgi ve sabır gerektiriyor kitap. Tabii bunda çevirinin de etkisi yok diyemem. Muhittin Karahan genel anlamda iyi bir çeviri yapmış ama az da olsa dilbilgisi ve dizgi hataları okumayı ara ara aksatacak cinsten.

‘Bir şeylerin’ yaşandığı ve değiştiği ülkeleri anlatan romanları okumak

Bize uzak coğrafyaların romanlarını okumak keyifli fakat bizden diyebileceğimiz coğrafyaların kitaplarını okumak daha da önemli diye düşünüyorum. Özellikle ‘bir şeylerin’ yaşandığı ve değiştiği ülkeleri anlatan romanlar. Wannous tam da bunu yapmış. Ülkesinin ve ailesinin endişe haline gelip yüklendiği Süleyma’nın bununla başa çıkma yollarını realist bir şekilde aktaran Dima Wannous, bize en yakınımızdan bir şeyler söylüyor. Dinlemeli.

 

Mehmet Akif Öztürk

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 18:01
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20