banner17

Sündüs Döşeği acıyla akran kılındı!

Abdurrahman Adıyan'ın ikinci şiir kitabı Sündüs Döşeği, şairin tarihe kayıt düştüğü olaylarla dikkat çekeceğe benziyor..

Sündüs Döşeği acıyla akran kılındı!

 

Abdurrahman Adıyan’dan, “O Hem Şair Hem Terzi” diyerek bahsetmiştik üç yıl önce. Şimdi, onu başka bir sebeple, yeni şiir kitabıyla karşınıza çıkarıyoruz. Sündüs Döşeği, Abdurrahman Adıyan’ın ikinci şiir kitabı. İlki Yedi Harf Yalnızlığı adını taşıyordu. Üç deneme kitabını da sayarsak, beşinci kitabıyla selamlıyordu okurunu.

Okur Kitaplığı’nın (İst., Mayıs 2012, 116 s.) yaz mevsimine girerken yayımladığı son şiir kitabıydı Sündüs Döşeği. 41 şiirlik “Sündüs Döşeği” ve 6 şiirlik “Şehir Manzaraları” bölümleriyle şiirsever okurun ilgisine takdim edilmiş.Abdurrahman Adıyan

Acılı bir çağın diliyle

Abdurrahman Adıyan’ın 2003-2012 yılları arasında yazdığı şiirlerdir Sündüs Döşeği’nin şiirleri. Her şiirin altına düştüğü yer ve tarih kaydından anlıyoruz: Bursa yahut Van’da yazılmış şiirler bunlar…

Toplumla barışık bir dili kullanıyor Abdurrahman Adıyan. Bunu, şiirlerindeki sosyal tutumdan anlarsınız hemen. Halkın değerleriyle, nitelikli ilkeleriyle içli dışlı. Bu, onun sorumluluk bilincinde olduğunu gösterir: Dünyayı tarumar eden zalimliklere karşıdır. Çöl olmamalıdır dünyamız ve hayatımız. Ne kalem ne de yürek, zincirle birlikte anılmasınlar, zincirle anılmasınlar. Dinsizden akaid dersi almanın ıstırabını yaşatmasın kimse ona ve hepimize! Sefalet dikeni soframıza gelmesin, hoş gelmesin, boş gelsin. Afrika’nın despot misafiri beyaz adam ve diğer bütün kara ve kirli adamlar, mazlumların başından defolsun…

Dağın dili daha bir yakıcı

Kitaba ad olarak seçilen şiir 28. sayfada karşımıza çıkıyor. Acı, yakıcı bir karşılığı var “Sündüs Döşeği” şiirinin. Bunu şair, 18 Temmuz 1993’te, gece 22.00 sularında, Van’ın Bahçesaray ilçesinin Sündüs yaylasında yaşanan bir muammanın resmi olarak zikretmiştir.

Nedir bu muamma? Nasıl resmedilir? İşte şiirden alınmış birkaç dizelik ipucu: “demir fiskeler uçurttu kuş sürülerini/ bilemediler yağmurlar içirten gökyüzünden/ kurşunların yirmi altı candan/ kanlar akıtacağını”… Uzun sayılabilecek iki parçalık bu şiirde gökten kendi halkına kurşunlar yağdıran “demir fiskeler”e, onların gözlerine çekilmiş iblisane rimellere, sunulan serseri mayınlara ve kuştan kafesler ülkesine değinilir.

“Ademhan Destanı” ise 1993’ten başka bir karanlık olayın şiiridir. Gazeteci Yusuf Ziya Ademhan, ‘93 yazında Sohmarik yaylasında kaybolmuş yahut ölmüştür. Henüz neticelenmemiş bir vak’a olarak kayıtlardaki yerini almaktadır. Şaire düşense ancak şiirini yazmaktır: “dolaşmaya çıkıyorum gelirim,” Abdurrahman Adıyandemiştir. Kemah’ta, Koçkar’da kalakalmıştır. Sohmarik yaylası doğal kabri olmuştur. Tabiat mateme, kuşlar hüzne bürünmüş, ceylanlar günler ve gecelerce suya inmemiştir, kır çiçekleri lal kesilmiştir… “Yusuf Ziya Ademhan’ın kefensiz ölümüne pulsuz bir taziye mektubu”dur bu şiir…

Meşhur olacak şiirler

Abdurrahman Adıyan’ın bu kitabı pek çok şiiriyle gündem oluşturmaya aday. Eğer cidden okunursa, “Tanrım Şefkatli Bir Sabahın Eşiğine”, “Sakalım Sarmaşık Olmadı Hiç”, “Kasket Serüveni”, “Kahır Tüccarı”, “Düz Otursam Düz Konuşsam”, “Müreffeh Hayat Kaf Dağının Ardına Kaç”, “Tony Bir Seyip Köpektir”, “Tanrıya Mektup Yazın Adresini Ben Veririm”, “Çöle Düşmedin Mecnun’u Nerden Bilesin”… Bunlar, benim Sündüs Döşeği’nde tekrar tekrar okuduğum ince hüzünler, acı ritimler ve fakat diri ümitler aldığım şiirlerden bazıları. Alın elinize, döne döne okumazsanız, bırakın gitsin…

Şehirlerden geçerek

Şehir Manzaraları”, kitabın ikinci bölümüne ad olmuş. Burada ilk şiir, üstad Necip Fazıl’ın “İstanbul İstanbul” şiirinden ilham alınarak yazılmış “İstanbul Ey İstanbul” şiiridir. Van’ı ve Van Gölü’nü, Muş’u, Mudanya’yı, Niğde’yi anlatmış Abdurrahman Adıyan bu bölümde. Bu mekânlara sorduğu soruları ve bu mekânların verdiği cevapları anlatmış. Bu şehirlerdeki kimi dostlarını özellikle şiirlerine katmış. Bizi, ey okur, bizi de dâhil etmiş şair, şehirlerine. Mesela, şöyle demiş Muş’u anlatırken: “sizin de nutkunuz tutulur/ - aman allah’ım, derdiniz

 

Cevat Akkanat, “Aman Allah’ım” dedi.

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 15:47
YORUM EKLE
YORUMLAR
abdurrahman adıyan
abdurrahman adıyan - 6 yıl Önce

Sevgili Cevat Akkanat'ın kalemine, yüreğine sağlık...Naif kalpli dostum, her zaman ki gibi kadirbilir, hatırşinas yanıyla mısralarıyla geldi. Sağ olsun, var olsun, kalemi daim olsun...

leyla engin
leyla engin - 6 yıl Önce

oldukça emek verilmiş "sündüs döşeği"ni okuyanlardanım...şairin hem gündelik hem de tarihi olaylara duyarlılığını takdir ediyorum...güzel izlenim ve imgelerle akan bu kitaba Cahit Bey in yorumu da renk katmıştır...tebrikler hem yazana hem okuyana...

banner8

banner19

banner20