banner17

Süleyman Çobanoğlu ne dedi?

İkindi Yağmuru Dergisi yirmi üçüncü sayısını cazibeli bir kapakla çıkarmış ama bu kadar mı? Derginin sayfalarını çevirdikçe..

Süleyman Çobanoğlu ne dedi?

Yirmi üçüncü sayıda İkindi Yağmuru 

İkindi Yağmuru, Sayı:23 Mart 2010
(+)

İkindi Yağmuru dergisi yirmi üçüncü sayısını yeni bir görsel tasarımla çıkarmış. Kapak resmindeki cazibeye kapılarak alınabilecek dergiler arasına girdiği söylenebilir. İkindi Yağmuru sadece kapak görselliğiyle değil içerdiği dolgunlukla da dikkati çekiyor. Okuyucuyu sıkmayan, metin ve şiirlerin okunulabilirlikleri ile gözü ve gönlü yormayan bir tarafı var. Özellikle sayfa aralarında kullanılan Kerim Akbulut, Latif Dinçaslan, Selahattin Karabıçak ve Derya Yılmaz fotoğrafları bu dediğimizi doğrulayacak kalitede bir güzellik sergiliyor. Sanki okuyucunun tam sıkılacağı anda biraz soluklanması için konulmuş bir havası var bu fotoğrafların.

Dergi, Süleyman Çobanoğlu’nun Angut adlı şiiriyle perdesini aralıyor. Dupduru bir Türkçeyle yazılmış harikulade bir şiir Angut. Umudu kalmamış kuşlara baktım/ kupkuruydu her şey hiç umut yoktu / kalbimi Allah’a kadar fırlattım/ Allah’a, umutsuz kuşlara baktım mısralarıyla bize Karacaoğlan’ın, Yunus’un duruluğunda pekişmiş bir Türkçeyi hatırlatıyor. Kısaca değinmek gerekirse, İsmail Kılıçarslan, Furkan Çalışkan, Ümit Aktaş, Mustafa Akar, Ahmet Edip Başaran, Suavi Kemal Yazgıç, İbrahim Gökburun ve Abdüssamed Bilgili bu sayının şairleri arasında.

Dergide dikkatimi çeken iki şeyden biri; dergiye şiir gönderen okuyuculara yönelik yazılmış olan metin. Çarpıcı ve ironik bir tarafı var bu metnin. Diğeri ise Süleyman Çobanoğlu’yla yapılan söyleşide Çobanoğlu’nun dikkate değer göndermeleri.

Gelen şiirse; başımızın üstünde yeri var

“Bize Gelen Şiirse” başlığı altında dergiye şiir gönderen okuyuculara dikkate değer birtakım sorular yöneltiliyor. Her dergi gibi İkindi Yağmuru da gönderilen şiir ve metinlerin belli bir çıtanın üzerinde olmasını bekliyor. Sorulan sorulardan da anlaşılacağı üzere dergi yönetimi bu durumdan bir hayli rahatsızlık duymuşa benziyor. Metnin yanındaysa Rezervuar Köpekleri’nden tanıdığımız Bay Turuncu ile Bay Beyaz’ın birbirlerine silah doğrulttuğu sahneden bir resim bulunuyor. Göndericileri kırmaktansa onlara kendi kendilerinin eleştirmeni olma tercihini sunuyor ve soruyor.Süleyman Çobanoğlu

 1)  Gönderdiğiniz şiirler Büyük Türk Şiiri’nin neresine denk geliyor?

2)  Yazıp gönderdiğiniz metinleri yazmazsanız, biz de okumasak ne kaybederdik? (Tutuğum en baba soru buydu doğrusu)

3)  Şiir yazmanın böylesi bir zamanda size kaybettireceklerinden haberdar mısınız? (sizce de zor bir soru değil mi bu?)

4)  Türk Şiiri’ni ne kadar okudunuz, okuyor musunuz gerçekten de, yoksa ben kimseden etkilenmemek için şairleri okumam diyen arkadaşlardan mısınız?

Şair bir bütündür, bölünemez!

Dergide dikkatimi çeken diğer konu ise Süleyman Çobanoğlu’yla son çıkardığı şiir kitabı olan Hudayinabit çerçevesinde yapılan söyleşi. Konuşturanlar Mustafa Akar ve Yusuf Genç.  Uzun bir söyleşi olduğu için söyleşiden birkaç pasaj aktararak konuyu kapatmak istiyorum: 

  • İnsan yazdığı şiirleri hissettiği gibi yazacağı şiirleri de hisseder.

  

  • “Artist” şairler dışında, bunu tırnak içinde söylüyorum, her has şairin bütün eserleri aslında tek bir kitaptır. Şiir sanıldığının aksine öyle çok fazla deneme yanılmalara, öyle çok fazla artistik patinajlara imkân veren bir şey değil.

  

  • Ben, Türkçenin hala kalkıp oynanabilecek bir dil olduğunu iddia ettiğim için bu şiiri yazdım. Vezinli şiiri, insan haysiyetine yakıştığı için tercih ettim. Bu şu demek değil; bunu lütfen herkes doğru anlasın; yani “serbest şiir, şiir olmaz” gibi bir garabet söylemiyorum. Ben Türkiye’de ağzını açınca en fazla Necetigil diyen adamım. Asaf Halet’e bayılan bir adamım. Turgut uyar karşısında önünü ilikleyen bir adamım. Ama benim meşrebim, benim karakterim, halet-i ruhiyem, benim varlık duygum bu şiirle örtüşüyor.

  

  • Dil eğer irade-i külliyeyse, dili külli irade farz edersek, mısra cüzi iradedir. Cüzi iradenin içinde macera biter mi, insanlık durumu biter mi, şiir biter mi, sanat biter mi?

 

  • Benim şiirim bir köy şiiri değil. Köye gittiğimde kimseye kitabımı imzalayıp vermiyorum, çünkü istemiyorlar. Benim şiirim pastoral bir toprak şiiri de değil. Benim şiirim “aman aman Anadolu” diyen bir şiir de değil; koyun, kuzu, köpek, davar, kedi falan şiiri değil. Benim şiirim Süleyman Çobanoğlu’nun yazdığı bir şiir.

 

  • Dil bir kere genetik olarak sende yoksa şair değilsin zaten. Dil senin genlerinden gelmelidir. Rüyanda şiir görüyorsan, gözünü yumduğunda gözünün önüne kelime geliyorsa şairsin.

 

  • Bugün bizim zenginlerimiz, basketbol takımlarına milyonlarca doları akıtıyorlar ama Türkçenin bir “Etimoloji Sözlüğü” hâlâ yok. Bir “İmla Kılavuzu” yok

 

  • Şairlik Allah vergisidir. Ağzımı açtığımda ilham diyen bir adamım. İlhama inanan birisi olarak, bu kültürel taramalardan, kütür kütür kültür falan diyenlerden şair çıkacağına inanmam. Olsaydı Hilmi Yavuz olurdu.

 

  • Şiir öyle bir şeydir ki, özellikle büyük şair, sen onu okuduğun zaman o seni istila eder.

 

  • Şiir kendi gök kubbemizin altındadır. Şiir olması gerek yerdedir, hafızamdadır, kitaplardadır, tarihi aşmış, tarih sınavını başarıyla vermiş şiirlerin içindedir.

 

  • Ben yeni bir şiir yazdığımda, evde de, işyerimde de, sosyal çevremde de herkesin kafasına vura vura okurum o şiiri. Bir mısra okuduğum zaman, o insanın gözlerinden ne geçtiğini görmeyi, şiirlerimin sevilmesini seviyorum.  

 

  • Şairlik bir bütündür bölünemez!

 

Bu arada Süleyman Çobanoğlu’nun verdiği cevapların tam olarak neye karşılık geldiğini anlamak için söyleşiyi tam olarak okumakta fayda olacağına inanıyorum. Öbür türlüsünün montajlayıp isteğe göre ses kaydı çıkarmaya benzeyeceğini düşünüyorum açıkçası. Ayrıca dergide, yine Yusuf Genç’in Osman Toprak’la dil üzerine yaptığı söyleşi de ayrı bir dikkat değer bir söyleşi olmuş.

İrtibat:

www.ikindiyagmuru.net

ikindiyagmuru(et) gmail.com

 

 

Yavuz Altınışık dergiyi fena halde beğendi

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2010, 02:30
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
m. fatih kutan
m. fatih kutan - 9 yıl Önce

sayın cemaat, ikindi yağmuru ankara'da yok, bulamıyorum. nereye geliyor, ne oluyor, nedir?

dergi gönüllüsü
dergi gönüllüsü - 9 yıl Önce

Nt mağazalarından bulabilirsiniz, Nt'lerde satılıyor.

r.mehmet nurtekin
r.mehmet nurtekin - 9 yıl Önce

bu kadar süratli aşama kaydeden bir dergi görmemiştim. hele bu son sayı mükemmel olmuş. furkan çalışkan ve mustafa akar'ın eli değmiş besbelli.

banner8

banner19

banner20