Sözde Aydınlanmada Bir Kutup Yıldızı

Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin “Mecmûatu’l Ahzâb”ı İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren Allah dostlarına ait dua ve evrad metinleri ile bütün tarikatların evrad ve ahzabının bir araya getirildiği bir eserdir.

Sözde Aydınlanmada Bir Kutup Yıldızı

Ahmed Ziyâeddin-i Gümüşhânevî, 1813 yılında Gümüşhane’nin Emirler mahallesinde doğdu. Esas adı, Ahmed bin Mustafa bin Abdurrahman el Gümüşhânevî’dir. 1822 yılında ailesinin ticaret yapmak için gittiği Trabzon’da Arapça ve fıkıh dersleri aldı. 20’li yaşlarında ticari amaçla İstanbul’a gitti ve bir daha Trabzon’a dönmedi. Bayezid Medresesi ardından Mahmud Paşa Medresesi’nde ilim tahsil etti. Devrin önde gelen âlimlerinin öğrencisi oldu. İcazet aldıktan sonra, Bayezid Medresesi’nde ders vermeye başlayıp geniş bir halkaya sahip olurken otuz yıl süren ve yirmiye yakın ilmî eser neşriyle neticelenecek çalışmalarına da başladı.

Daha sonra, Alaca Minare Tekkesinde Halidi şeyhi Ahmed el-Ervadi’ye intisap etti ve ondan hilafet aldı. Ayrıca Şeyhi Ervadi’nin Ayasofya Camii’ndeki hadis derslerine devam ederek bütün rivayet ve telifleri için de icazet aldı. Kendisi “Tarikaten Nakşibendi, meşreben Şazeli” olduğunu söyler ve Nakşibendiyye ile Şazeliyye’nin usul ve adabı çerçevesinde yoğunlaşan bir irşad faaliyeti sürdürür. 1859 yılında Cağaloğlu’ndaki Fatma Sultan Camii’ni tekke hâline getirir.

1863 yılında sarayın tahsis ettiği özel bir gemiyle ilk haccını, 1877 yılında da ikinci haccını gerçekleştirmesinin ardından İstanbul’a gelmeyip üç yıl kadar Mısır’da kalarak Tanta ve Kahire’de Nasıriye, Camiu’I Ezher ve Seyyidina Hüseyin Camii’nde 200’den fazla talebeye hadis okutur.

Gümüşhânevî ilme büyük ehemmiyet göstermiş, halifelerinde de ilmi yeterlilik şartı aramıştır. Tekkesinde hadis okutmaya ağırlık vermiş, böylece Dergâhı bir “Daru’l Hadis” hüviyeti kazanmıştır. Tekkelerde görülen yozlaşmaya karşı çıkmış, ulema ve meşayih arasındaki anlaşmazlıkları birleştirici bir tavırla gidermeye çalışmıştır.

Gümüşhânevî’nin bereketli ömrü 13 Mayıs 1893’de sonlanmış ve Süleymaniye Camii haziresine defnedilmiştir.1

Tarikat İlim ve Amelle Meyve Verir

Gümüşhânevî, 19. asırda devletin ve toplumun içinde adeta boğulduğu sorunları birebir yaşarken kendi konumuna ve anlayışına göre çözümler aramış sorumluluk sahibi, dönemini anlayan ve yakalayan çok önemli bir şahsiyettir. Bu anlamda modernitenin girdiği ve istila ettiği “Eğitim”, “Siyaset”, “Ticaret” ve “Askerlik” gibi alanlardaki faaliyetlerine karşılık ulaşabildiği kesimleri İslâmî olarak bilinçlendirmeye çalışmış ve Batılılaşmaya karşı geleneksel yolla bir denge olmak istemiştir.

Gümüşhânevî’nin, tekkesi adına bir matbaa satın alarak telif kitaplarını burada bastırması ve ilim ehline hediye ettirmesi, dönemin iktisadî ve malî sorunları içerisinde eğitime büyük bir hizmetidir. Ayrıca İstanbul dışında Bayburt, Rize ve Of’ta 18.000 kitaplık dört kütüphane açması eğitimi taşraya yayma isteğini gösterir.

Osmanlı siyasetindeki etkin rol ve faaliyetlerinde Bab-ı Ali’nin (Başbakanlık) hemen karşısında açtığı Gümüşhânevî Tekkesi önemlidir. Zira dersleri ve sohbetleri hem halk hem de bürokratlar ve devlet adamları tarafından alakayla takip edilmiştir. Sultan Abdulmecid, Sultan Abdulaziz ve Sultan II. Abdulhamid zaman zaman sohbetlerine katılmışlardır.

İktisadî alana gelirsek kendisini döneminin ilmiyesinden farklı kılan dikkat çekici bir icraatı ile karşılaşırız. Müritleri arasından topladığı paralarla bir yardımlaşma ve borç sandığı kurmuştur. Geliriyle hem ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilmiş hem de yukarıda bahsedilen matbaa alınmıştır. Bu faaliyet Osmanlı iktisat sisteminde başlayan modern bankacılığa ve faize karşı bir hamle olarak görülebilir. Böylece kadim bir İslâm iktisadı uygulamasını gündeme getirerek, yeni Avrupaî uygulamalara cevap vermek istemiştir.

Dördüncü faaliyet alanı ise askeridir. Bu bağlamda gerekli olduğunda ilmî ve diğer faaliyetlere ara vererek cihada koşulacağını, 1877-1878 Rus Harbi’ne bizzat müritleriyle beraber katılıp düşmana karşı savaşarak göstermiştir. Savaşta askerlere manen moral desteğinde de bularak askere dini ve manevi desteğin verilmesinin önemini göstermiştir. Zira savaş sadece strateji ve silahla kazanılmaz, manevî kuvvet ve destek de çok önemlidir.2

Dua Müminin Silahıdır…

Selef-i Salihin esas olarak Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde geçen dua ve zikir cümlelerini kullanmışlardır. Bazen de kendilerine ait duaları okumuşlardır. Allah’ın salih kulları olmaları sebebiyle onların evrad ve ezkarı ile duaları da muteberdirler. Rabbimiz, “Bana dua edin, benden isteyin, duanızı kabul edeyim, isteğinizi yerine getireyim.”3 buyurur. O hâlde Rabbimizin dua ve niyazlarımıza mukabelede bulunması tabiidir. O’nun dostları, O’ndan neyin nasıl isteneceğinin adabını, üslubunu iyi bilirler. Onlar, buna göre evrad ve ahzab4 tertip etmişlerdir.

Gümüşhânevî’nin “Mecmûatu’l Ahzâb”ı İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren Allah dostlarına ait dua ve evrad metinleri ile bütün tarikatların evrad ve ahzabının bir araya getirildiği bir eserdir. Üç ciltlik “Mecmûatu’l Ahzâb”ın her cildinde sayfa ortalarında ahzab ve evrad metinleri bulunur. Sayfa kenarlarında ise (Haşiye olarak) bazı hizblerin şerhi ile hizb okuma adabı hakkında kısa bilgiler yer alır. Müellif cilt başlarında tekrarlanan “Tenbîhat” başlığı altında, bütün bu evrad ve ahzabı nasıl bir araya getirdiğini açıklar, ayrıca okuma usul ve adabı hakkında kısa bilgiler verir.

Eserin ciltlere göre içerikleri şu şekildedir:

1.Cilt: İlk olarak Ebu’l Hasan Şazeli’nin 31 hizbi yer alır. Bunlar muradın elde edilmesi şiddet ve zorluklardan kurtulma, tahaffuz gibi maksatlarla okunurlar. Bu ciltte 91 hizb, 32 kaside, 5 salat, 5 vird, 1 münacat, 1 evrad, 1 dua yer alır.

2.Cilt: Şeyh Bahauddin en-Nakşibendi’nin virdiyle başlar. Burada 25 vird, 5 evrad, 17 salat, 36 hizb, 9 münacat, 12 na’t, 3 kaside, 3 esma-i ashab, 5 evrad, 2 dua, 1 istiğfar, 1 ayatu’z Zebür, 4 kaside, 1 hilye bulunur.

3.Cilt: Şeyhi Ekber Muhyiddin İbnu’l Arabî’nin salatıyla başlar. Bu ciltte 197 dua, 41 salat, 19 hizb, 3 evrad, 2 vird, 17 tesbih, 1 vefk, 1 münacat yer alır.

Hizbler hakkındaki yazılanlara bakılırsa neredeyse her derde deva oldukları görülür. Maddî manevî şifa, sıkıntı, üzüntü, afet, musibetin giderilmesi, borcu eda, zenginlik, zalimlerin kahredilmesi gibi çok çeşitli maksatlarla okunanları vardır. Pek tabii insan o hâlde bütün işlerimizi çeşitli hizbler okuyarak hallediverelim diyebilir. İşin hakikatinde bütün hizb, vird, zikir ve dualardan asıl maksat, Allah’a yaklaşmak, O’nunla iletişim kurmak; böylece manevî kemale ermektir. Evrad ve ahzabın akıcı, seçili, zengin manalı sözleri bunu sağlayan vasıtalardandır.

Gümüşhânevî aydınlanmanın, modernitenin insanı hakikatin tek ölçüsü varsayan, vahyi akla aykırı bulan, kurtuluşu dinden uzaklaşmada arama olgusunun etkilerinin yaşandığı bir dönemin insanıdır. İşte Gümüşhânevî’nin özellikle dua açısından oldukça hacimli ve önemli olan “Mecmûatu’l Ahzâb”ı sebepleri ve tabiat kanunlarını bir bakıma ilâhlık konumuna çıkaran pozitivizme karşı durmuştur. Bu eseri ile adeta tabiat kanunlarının mutlak olmayıp Allah’ın iradesine bağlı olduklarını, duanın da bu kanunlar içerisinde Allah’ın kıldığı sebeplerden olduğunu anlatmaya çabalamıştır. Bu anlayışı İslâm ile maneviyata ilginin artmaya başladığı günümüzde de dini ilimleri bir bütün olarak öğrenme ve sünnete tabi olma konusundaki hassasiyeti sebebiyle göz önünde bulundurulmalıdır.

Duanın; ibadetin özü, hülasası, rahmet ve saadet kapılarının anahtarı, cenneti kazanma ve cehennemden kurtulmanın vesilesi olduğunun bilincinde olalım ki; dualarımız hasebiyle belalar def, günahlar af, derecelerimiz âlî olsun…

Dipnot:

1 Gündüz, İrfan, Gümüşhânevî, TDV İslam Ansiklopedisi, 14/276-277, İstanbul, 1996

2 Alkan, Necmettin, Ahmed Ziyauddin Gümüşhânevî: Döneminin Osmanlısı ve Zamanın Ruhunu Anlamak, I. Uluslararası Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevî Sempozyumu Bildiriler Kitabı (03-05 Ekim 2013 Gümüşhane), 2014, s. 797-802

3 Mümin Suresi, 60

4 Vird (çoğulu Evrad): Hizbdeki belli maksatlar haricinde devamlı okunan dua ve zikirlerdir.

  Hizb (çoğulu Ahzab): Maddî manevî birtakım maksatların gerçekleşmesi için okunan, Allah dostlarının bir araya getirdikleri dualardır.

Yayın Tarihi: 28 Aralık 2020 Pazartesi 15:46
banner25
YORUM EKLE

banner26