banner17

Sosyal Tarih Çalışmalarına Bir Örnek: Eski İnsanlar Eski Cemiyetler

Merhum Yavuz Selim Karakışla tarafından yazılan 'Eski İnsanlar Eski Cemiyetler' adlı kitap, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinde değişen toplum hayatında ortaya çıkan cemiyetleri anlatan bir kitap... Sedat Palut yazdı.

Sosyal Tarih Çalışmalarına Bir Örnek: Eski İnsanlar Eski Cemiyetler

Osmanlı Devleti’nin yıkılmaya yüz tuttuğu dönemdeki Batılılaşma çabaları her zamankinden daha hızlı olmuştur. Bunun hem devlet katında hem de sosyal hayatta gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Batılılaşma sürecinde toplum hayatında önemli değişiklikler olmuştur. Değişen şartlara ayak uydurma ya da bu şartları beğenmeme adına ülke sınırlarında çok sayıda cemiyet kurulmuştur. Bu cemiyetlerin özellikle XX. yüzyılın ilk yarısında kurulduğunu söylemek mümkündür.

Yakın zamanda bu cemiyetleri inceleyen bir çalışma yayımlandı: “Eski İnsanlar Eski Cemiyetler”. Kitabın alt başlığı “Osmanlı Toplumsal Tarihi Çalışmaları (1904-1926)” adını taşıyor. Yazarı geçen yıl hayatını kaybeden Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Yavuz Selim Karakışla. Yazar, çalışmasını Tarih ve Toplum ve Toplumsal Tarih dergilerindeki yazılarından derlediğini ifade ediyor.

Yazarın katılmadığım bir ifadesini paylaşarak yazıma başlamak istiyorum. “Osmanlı İmparatorluğu’nun özgürlükçü değil de yasakçı bir tavır takınmasının birçok tarihsel nedeni olmakla birlikte, iki temel sebep öne çıkmaktadır. Birincisi Doğu Roma İmparatorluğu yani Bizans İmparatorluğu toprakları üzerinde kurulmuş olduğu ve onun mirasından çok etkilendiği için, Roma İmparatorluğu’nun güçlü devlet yönetimi ve toplumu baskı altında tutmaya yönelik hukuk sistemi gibi önemli alanlarda egemen olan yasakçı zihniyet, zamanla Osmanlı İmparatorluğu’na da miras kalmıştır.” (S.15) Yazar, ikinci sebep olarak da devletin teokratik bir din devleti biçiminde yönetilmesini gösteriyor. Burada yazara neden katılmadığımı açıklamak isterim.

Osmanlı Devleti’nin egemen olduğu yüzyılları düşündüğümüzde ontolojik olarak dinin neredeyse tüm devletlerin yönetim biçimlerinde kabul edildiğini göz ardı edemeyiz. Son bin yıla bakıldığında Avrupa’daki reform hareketleri, İslam coğrafyasına düzenlenen Haçlı seferleri, Papa’nın krallara taç giydirmesi, kilisenin aforoz, enterdi, endüljans gibi haklarının olması özellikle dinin toplum ve devlet hayatında ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Kısacası din, imparatorluk olan tüm devletlerin güdümünde iken bunu Osmanlı Devleti’nde kısıtlayıcı ve yasakçı bir araç olarak göstermeye çalışmak anakronizmdir.

“Tebaadan vatandaşa geçişin mihenk taşı: Cemiyetler”

Kitabın içeriğine dönersek, yazar, yasakçı dediği bu zihniyetin Meşrutiyetlerle birlikte kırıldığını ve toplumun sosyal olarak hareketlendiğini ifade etmektedir. Karakışla cemiyetleri, “modernleşmenin ve demokratikleşmenin bir gereği, Osmanlı İmparatorluğu’nda tebaadan vatandaşa geçişin mihenk taşı” olarak gördüğünü belirtiyor. (S.19)

Yazar kitabında bahsedilen dönemde kurulan ve faaliyet gösteren cemiyetlerin içeriğine dair bazı bilgiler vermiş. Cemiyetlerin başlıklarını belirttikten sonra ilginç olan bazılarının detaylarını paylaşmak istiyorum: Kahire Ertuğrul Osmanlı Kulübü (1904), Meşrutiyet ve Hukuk-ı Avam Tarafdarı Ermeni Fırkası (1908), Osmanlı Hilal-i Ahmer ve Terakkiperver Cemiyet-i Nisvaniyesi (1909), Osmanlı Fakir Çocuklarına Yardım Cemiyeti Hayriyesi (1910), Karadeniz Ereğlisi Evlendiriciler Cemiyeti (1910), Umum Hizmetkaran İdarehanesi (1911), Bayburd Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti (1913), Çiftçi ve İşçi Ordusu (1915), Sade Giyinen Kadınlar Cemiyeti, Harem Ağaları Teavün Yurdu (1919), Pierre Loti Cemiyeti (1920)

Kızılay'ın bile adını kullanıp dolandırıcılık yapmışlar

II. Abdülhamit döneminde yakalanan birçok Jön Türk, kısa bir yargılamanın ardından, Libya ya da Mısır’a sürgüne gönderilmiştir. Kahire Ertuğrul Osmanlı Kulübü, bu gönderilen Jön Türkler tarafından Mısır’ın başkentinde kurulmuştur. “Kulüp, otel, bar, kumarhane, kulüp, restoran hizmetlerini bir arada sunan bir ticari şirkettir.” (S.29) Kulübe üye olma şartları arasında erkek olmak, 23 yaşından büyük olmak, Türkçe okuyup yazabilmek, şirketin en az beş hisse senedine sahip olabilme gücüne sahip olabilmek, olarak gösterilmektedir. Kulüp her sabah dokuzdan gece bire kadar açık olarak hizmet etmiştir. Sadece Cuma günleri namaz dolayısıyla on birden on dörde kadar kapalı tutulmuştur. Yazar, kulübün bir mason örgütü olduğunu ve kurucularından bazılarının mason örgütlerle bağlantılı olduğunu iddia etmektedir. Kısacası Kahire’de kurulan kulüp, iyi eğitimli ve varlıklı Müslüman erkeklere yönelik hizmet etmiştir.

Meşrutiyet ve Hukuk-ı Avam Tarafdarı Ermeni Fırkası, 1908’deki Meşrutiyet ilanının hemen ertesinde Ermeniler tarafından kurulmuştur. Kendilerini sosyalist olarak gören fırka üyeleri, devletin Osmanlılık politikasını, ayrılıkçı ve Ermenistan adlı bir devlet kurmak isteyen Ermenileri ve Ermeni milliyetçiliğini desteklememiştir. Fırka, padişahın, Osmanlı İmparatoru olarak anılmasını, tüm Osmanlı vatandaşlarının seçme ve seçilme hakkına sahip olması gerektiğini, eğitimin serbest olmasını, özel okulların açılmasını, ilköğretimin zorunlu olmasını ve azınlık okullarının Osmanlı Türkçesi dışında kendi dilleriyle yayın yapabilmelerini savunmuşlardır.

Osmanlı Hilal-i Ahmer ve Terakkiperver Cemiyet-i Nisvani, 1909 yılında kadınlı erkekli bir dolandırıcı grubu tarafından kurulmuştur. “Bu cemiyet adına hazırlanmış ve basılmış makbuzlar karşılığında kapsamlı bir bağış toplama faaliyetine girişmişlerdir. Ancak, bu kişilerin kendilerine bağış yapan şahıslara verdikleri makbuzlar ve yetkilere gösterdikleri evraklar sahtedir.” (S.69) Cemiyet üyesi dolandırıcılar dönemin Kızılay’ı ve kadın girişimi gibi unsurları kullanarak halktan para toplamışlar, bunu yaparken diledikleri sayıda makbuz kesmişler hatta isterlerse bu makbuzlara mükerrer sayıda sıra numarası bile vermişlerdir.

İşin, işlemenin dostu cemiyet

Bayburd Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti (1913), dönemin Bayburt’unda işsizliğin artması üzerine kaymakam Tunalı Hilmi’nin girişimiyle kurulmuştur. Cemiyet, kendisini, “işin, işlemenin dostu; işsizliğin, dilencinin düşmanı” olarak ilan etmiştir.  Cemiyet kuruluş amacı olarak, “işsizliği bahane edinerek dilenciliğe girişmiş yahut girişecek olanlara iş bulmayı sadakanın en makbulü gibi tutar” sözüyle açıklamıştır.

Harem Ağalar Teavün Yurdu 1919’da kurulmuştur. Tarih itibariyle Osmanlı Devleti dağılmaya yakındır ve ortada harem kalmamıştır. Yıllardır sarayda iş tutan ve zikredilen tarihte işsiz kalan harem ağaları bu durum karşısında bir araya gelmek için bu yurdu kurmuşlardır. Kuruluş nizamnamesinde harem ağaları arasında dostluk bağını kuvvetlendirmeyi, ağalar arasında dayanışma ve yardımlaşmayı sağlamayı, yardıma muhtaç olanlara destek olmayı amaçladıkları yazılmıştır.

Üyeleri arasında Abdülhak Hamit Tarhan ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun yer aldığı Piyer Loti Cemiyeti, Birinci Dünya Savaşı yıllarında memleketi Fransa’yı değil de Türkiye’yi destekleyen Piyer Loti’nin hatırası ve çabaları nedeniyle kurulmuştur. Türk dostu olarak bilinen Piyer Loti ile ilgili 1920’de kurulan cemiyet onun eserlerini ve Türk dostluğunu sürekli kılmayı amaçlamıştır.

Merhum Yavuz Selim Karakışla tarafından yazılan Eski İnsanlar ve Eski Cemiyetler adlı kitap, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinde değişen toplum hayatında ortaya çıkan bu ve buna benzer cemiyetleri anlatan bir kitap. Bu dönemi ve sosyal tarih çalışmalarını yakından takip eden okurlara tavsiye edebilirim.

Yavuz Selim Karakışla, Eski İnsanlar Eski Cemiyetler, Doğan Kitap

 

Sedat Palut

sedat.palut@gmail.com

Güncelleme Tarihi: 15 Ocak 2019, 23:06
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20