Sosyal medyanın "Facebook Masalları" üzerine

"İnsan ruhunun, zorlukların üstesinden gelme gücünün internet ortamında bile ne kadar etkili olduğunu ortaya koyan Facebook Masalları okuyanlara ilham verecek." Yakuphan Güleç yazdı.

Sosyal medyanın "Facebook Masalları" üzerine

Manuel Castells’in Ağ Toplumu[1] kitabında belirttiği gibi “Enformasyon teknoloji devrimi 1980’lerden itibaren kapitalist sistemin temel bir yeniden yapılanma sürecinin uygulanmasında araçsal öneme sahip olmuş”tur. Bu devrimin iletişim bağlamında en büyük sihirli değneğinden birisi de Facebook’tur. Önce üniversite içerisinde iletişimi sağlamak adına kurulan Facebook’un daha sonra tüm dünyaya açılması ile hayatımızda sıra dışı bir iletişim çağı açılmış oldu. Mesaj tabanlı platformlardan çok daha fazlasını vaat eden Facebook, özellikle 2010 ve sonrasına gelmeden önce pek çok “eski dostu” bir araya getirdi. En son otuz yıl önce görmüş olduğunuz arkadaşınız ile tekrar haberleşmeyi sağlamasının yanında yeni iş imkânları, sivil toplum faaliyetleri, çeşitli etkinlikler ve bilinçlendirme faaliyetleri gibi pek çok alanda pozitif içerikler üretme ve yayma imkânı sunmuştur. Facebook’un her haneye girmesiyle birlikte iletişim bağlamında çığır açtığına şahit olduk. Emily Liebert, bu çığır açan sosyal medya aygıtının ilham veren mucizelerini Derin Yayınları’ndan çıkan kitabında hikâyeleştirerek anlatmıştır. Anlattığı hikâyelerin gerçek hayatlar olmasıyla sosyal medyayı doğru kullanırsak aslıda ne kadar da olumlu bir etkiye sahip olduğunu görmüş oluyoruz.

Liebert, Amerika’da yaşayan insanların Facebook kullanmaya başlamasıyla nasıl da farklı bir hayata kapı araladıklarını anlatmaktadır. 2011 yılında Türkçe’ye çevrilen kitap doğal olarak Facebook’un en güzel zamanlarının izlerini taşımaktadır. 2018 yılında Cambridge Analytica Skandalı’nın ardından yaşananlar ile sosyal medyanın kullanıldığı amaçlara göre şekil aldığını tanıklık etmiştik. Facebook Masalları’nda ise sosyal medyanın pozitif anlamda vermiş olduğu gücü net olarak görmekteyiz. Bu dev kitlesel iletişim ağı sayesinde hayata tutunan, eski arkadaşlarına veya daha da önemlisi yıllardır görmediği kardeşine kavuşan pek çok insanın yaşamına tanıklık etmekteyiz.

Zuckerberg ve arkadaşlarının büyük bir mucizeye imza attığı su götürmez bir gerçektir. Ama yine de sosyal medya ağının olumlu etkilerini görmekle birlikte topluma yaymış olduğu olumsuzlukların daha fazla olduğunu söylemeden geçemeyiz. Prof. Dr. Erol Göka’nın da belirttiği gibi: “Artık hayatın tadı da değişiyor. Elimizi, gözümüzü, zihnimizi; kısacası her şeyimizi mühendislere teslim ettik. Araştıran, sorgulayan, düşünen, hikmet ve irfanı arayan topluluklardan eser kalmadı neredeyse. Yaşamda şiddet hızla artıyor. İnsan hazlarından başkasını görmeyerek hareket eder hale geldi. Dışarıdaki hayat teknoloji ve internet ile hızla içimize girmekte, öz benliğimize ve bilinçdışı hallerimizi yönlendirmeye çalışırken, haz almaya bakıyoruz.”[2]

Facebook, uzun yıllar boyunca şapkadan tavşan çıkaran bir sihirbaz gibi hayatımızda yerini aldı. Fakat bu tavşanın ve şapkanın başka gerçeklikler barındırdığına da şahitlik etmiş durumdayız. Masallarının yanında kara söylencelerin olduğu iki ucu keskin bir bıçak olan Facebook gibi pek çok mecra, bugün hayatımızda önemli bir yere sahiptir.

Facebook Masalları’nda hayata tutunan insanların yanı sıra yeni bir iş imkânı elde eden, sosyal farkındalık çalışmaları yapan ve bağış toplayan pek çok insanın maceralarına tanıklık ediyorsunuz. Bunun yanında evladını kaybeden bir annenin Facebook üzerinden kurmuş olduğu sanal vakfı da görüyorsunuz.

Facebook Masalları kitabının yazarı Emily Liebert, arka kapak yazısında: “Sadece birkaç yıl içerisinde, dünya çapında 350 milyon kullanıcı sayısına ulaşan Facebook’u insanlar biyolojik babalarını bulmak, organ aramak, muhtaçlara yardım etmek, suçluları yakalamak ya da Obama gibi başkanlık seçimlerini kazanmak için kullandılar. İnsan ruhunun, zorlukların üstesinden gelme gücünün internet ortamında bile ne kadar etkili olduğunu ortaya koyan Facebook Masalları okuyanlara ilham verecek.” diyerek aslında sosyal medyanın gücünü ifade etmektedir.

Sosyal medyanın gücünün günümüzde ne denli güçlü olduğunu bildiğimize göre bu mecraları hangi amaçla kullandığımıza göre de üzerimizdeki etkinliğini sürdürecektir.

Yakuphan Güleç

Dipnot:

[1] Manuel Castells, Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür 1. Cilt (Ağ Toplumunun Yükselişi),İÜ Bilgi Yayınları.

[2] Erol Göka, İnternet ve Psikolojimiz, Kapı Yayınları.

Güncelleme Tarihi: 12 Ekim 2020, 15:03
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26