Sopayı Yiyenle Sayan Bir Olmaz

Münir Hasan Bayatlı’nın ''Kur’an’da Savaş Olgusu'' kitabı, Kur’an’da savaşla ilgili ayetleri, savaştan bahseden sureleri tek tek sıralıyor. Kitapta vurgu İslam’ın bir savaş hukukuna sahip olmasına yoğunlaşıyor. Halil Arslan yazdı.

Sopayı Yiyenle Sayan Bir Olmaz

Kur’an’da Savaş Olgusu, Münir Hasan Bayatlı’nın Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yaptığı doktora tezinin kitaplaşmış hali. Her tarafımız ateş çemberiyken, savaş, katliam, ölüm haberleri duyarsızlaştırmışken bizleri, canlı yayınlanan bombardımanlar banka, faiz, ev, araba reklamlarıyla kesiliyor; attığımız beş liraya tekabül eden bağış mesajlarıyla kendimizi avutuyorken, bu kitap Kur’an’da savaş olgusuna dikkatlerimizi çekiyor.

Kitabın önsözünde yazarın Kerkük doğumlu olduğunu öğreniyoruz. Lisans eğitimini Irak’ta yapmış, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Ankara’da tamamlamış. Kitap boyunca Kur’an temelli savaş olgusu işlenirken araya sık sık Amerika ve Irak giriyor. Aslında bu pek de alışık olunan bir üslup değil, bir akademik tezde öyle subjektif değerlendirmeler olur muymuş?

Kitabı okurken yeri geldikçe yazar cevabı zor sorular soruyor. Cihad kavramının içinin boşaltılmış olması, Müslümanların cihadı terk ettiği, savunmacı bir konumda aslında İslam’ın şiddet dini olmadığını izah etmek çırpınışıyla cihad’ın anlamını yitirdiğinden yazarın duyduğu rahatsızlık açık açık ifade buluyor. Müslümanların bu zulümlere karşı neden sessiz kaldıkları soruluyor.

Cihad olgusunun içinin boşaldığından yakınıyor

Savaş olgusu etrafında kitapta cihad, kital, nefir, harp kavramları ele alınıyor öncelikle. Tüm bu kavramlar İslam’ın bir savaş hukukuna sahip olmasının temelleri olarak gösteriliyor. Kur’an’da savaşla ilgili ayetler, ayetleri açıklayan hadisler, bazı tefsircilerin yorumlarıyla savaş olgusu vuzuha kavuşturuluyor. Burada dikkat çeken bir nokta kitapta vurgulanan cihad ve nefir kavramları oluyor. Cihad’ı biliyoruz, aklımıza hep olumsuz resimlerle, olumsuz çağrışımlarla, ‘aslında öyle değil’ diye başlayacağımız cümlelerle hücum eden bir kavram. Yazar cihad olgusunun içinin boşaldığından yakınıyor.

Yazarın dikkat çektiği savaşla ilgili İslam’a ait diğer bir kavram ise ‘nefir’ olarak dikkat çekiyor. Genel seferberlik manasına gelen nefir, her an savaşa hazır olmak anlamında anlaşılabilir. Su uyur düşman uyumaz sözünün ardında yatan gerçek olarak da anlaşılabilir nefir.

Savaşın nedenleri, Müslüman olmayanlarla savaş, Müslümanların kendi kendilerine savaşmaları, savaşa ait özel hükümler söz konusu ediliyor kitap boyunca. Avrupalıların ve bizim savaştan ne anladığımız, İslam tarihinin ilk yıllarından ve Hristiyan tarihinden verilen savaş kayıpları rakamlarıyla karşılaştırılıyor.

Savaş(lar)a dair içten/içerden bir bakış

Kitap, cihadın görmezden gelinmesi, içinin boşaltılmasından dert yanan, savaşı yaşamış ve kafasında ‘neden?’ diye birçok soru bulunan birinin savaş olgusunu ele alışı olarak görülebilir.

Eser, Kur’an’da savaşla ilgili ayetleri, savaştan bahseden sureleri tek tek sıralıyor. Kitapta vurgu İslam’ın bir savaş hukukuna sahip olmasına yoğunlaşıyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da parçacı yaklaşımların yanlışlarına işaret ediliyor. Hercümerç içinde olan biteni tertemiz bir perspektiften görebilmek için kitap bir başlangıç kitabı olabilir.

Savaşla ilgili elbette çok şey söylenebilir, farklı bakış açılarıyla savaş konusu ele alınabilir fakat isminden yola çıkarak kendini Kur’an’ın bakış açısını aktarma olarak sınırlayan eser, eksiğiyle gediğiyle savaş olgusunun etrafındaki ayetlere toplu bir bakış olarak da görülebilir.

Ya da şöyle diyelim –son günlerde anlamaya yönelik yakınlığımız artmış olsa da--  yanı başımızda olup biten, seyircisi olduğumuz savaş(lar)a dair içten/içerden bir bakış için de okunabilir kitap. Ne demişler; sopayı yiyenle sayan bir olmaz.

Halil Arslan

Yayın Tarihi: 27 Nisan 2016 Çarşamba 16:20 Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2018, 17:26
banner25
YORUM EKLE

banner26