banner17

Son Reis'in hatırası hâlâ sıcak!

Modern zamanların dervişi Yalsızuçanlar, her zamanki naifliğine kış hüznü katarak rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nu anlatıyor..

Son Reis'in hatırası hâlâ sıcak!

Düz yaşayıp dik yürüyen bir adam

Muhsin Başkan, Sadık Yalsızuçanlar
(+)

Yaklaşık bir sene evvel, her daim hatasıyla sevabıyla milletine hizmet davası gütmüş bir adam kar oldu dağlar başında. “Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz.” Dedi ve bir ömür inandığı ne varsa o yolun hizmet eri oldu. Seksen öncesinin gözü kara, davasının doğruluğundan, yol arkadaşlarının dürüstlüğünden şüphe etmeyen Anadolu delikanlısı, darbe sonrasının medrese-i yusufiye’nin  rahle-i tedrisatından geçip imânını kavileştirmiş bir sabır kalesi ve doksanların başından vefatına kadar olan dönemde iktidarla değil milletle olan ve Allah’ın tecellisi olarak cesedi devlet değil köylüler tarafından bulunan bir millet sevdalısı olarak bu dünyadaki seyahatini tamamladı Muhsin Başkan.

Okullara şehirlere sığmayan kavga üç metrakarelik hücrelere sığdı

Tanzimat sonrası nesiller arasında hızla büyüyen uçurumun en keskin ve kanlı olduğu yılların en önemli figürlerindendi Muhsin Yazıcıoğlu. Onun Cumhuriyet Dönemi Türk siyasetinin en mühim ekollerinden birinin gençlik kollarının başında bulunduğu dönem bu ülke yıllarla ölçülen bir mahşer gününde kandan bulutun altında bir “Gençliğim Eyvah” türküsü daha yakarak seyretti olanları. O dönemde vatanı ve sokakları paylaşamayanlar buraların en karakalemli ressamının elinden çıkan bir darbe resminde daracık hücrelerde hayatı paylaştılar. O zaman anladılar ki meydanlarda bir gece önce düşman gördüklerine verilen silahlar ertesi gün onların elinde patlamış. Aynı şeytan kulesinden dürülmüş defterleri. Aynı el serpmiş tarlalarına nifak tohumlarını. Ve yine aynı el çekmiş iplerini yaş on yedi ya da yirmi demeden.

Sadık YalsızuçanlarBir kitap elimizde Muhsin Reis’i anlatan

Yukarıda yangınına teğet geçtiğimiz satırların üstad eli değmiş hâliyle açılıyor kitap. Türk öyküsünün ve romanının değerli kalemi Sadık Yalsızuçanlar, vefatından kısa bir süre evvel görüştüğü ve hayatını sayfalara nakşetmeye karar verdiği Muhsin Başkan’la bir sonraki görüşme mahşere kalınca o son buluşmadan gönül güncesinde kalanlara Reis’in yakınlarının, dostlarının ve mümkün olduğunca aynı cendereye düşmekten uzak durmaya çalıştığı rakiplerinin his ve fikirlerini ekleyip bir güzel kitap koymuş raflara.

Darbeden sonra da bir dava adamı olarak dik durdu

Kitapta en çok yer kaplayan kısım olarak Muhsin Yazıcıoğlu’nun 12 Eylül döneminde ve sonrasında yaşadıkları dikkat çekiyor. Darbe öncesinin ateşli ve yiğit delikanlısı, darbenin soğuk yüzü ve hücrenin rutubetine bir de işkencenin imânsızlığı eklenince çareyi sabrın çeliğine su vermekte buluyor. Bir sabır kalesi olup hem kendine hem de bir dönem meydanlarda birbirlerinin canına kastettikleri hücre arkadaşlarına sahip çıkıyor. Yedi buçuk yıllık tutukluluk döneminin mühim bir bölümü hücrelerde beden çürütüp ruhu diriltmekle geçiyor.

Medrese-i Yusufiyye’den Menzil’e Seyyid Muhammed Raşit Hazretleri’nin huzuruna

Kitabın bu dönemden sonraki bölümünde sayfalara Yazıcıoğlu’nun sabır ve imânla dirilttiği ruhunu yoluna sürdüğü Muhammed Raşit Hazretleri ile olan tanışması dökülüyor sayfalara. Hayatımızdaki yanlış yol sapaklarından bizi koruyan bir menzilin varlığı her daim aranan ve bulununca da şükredilen bir nimet ne de olsa. Nitekim merhum içinde bu böyledir. Vardığı menzilin irfan ve hikmeti onun sonraki hayatı kuşatan ve yücelten bir mahiyet taşıyacaktır şüphesiz. Burada sadece zikredeceğimiz, kitapta uzun uzun işlenen ve Muhsin Başkan’a Seyda tarafından nakledilen mesel bugün iktidar ve güç adına düz yaşayıp dik durmaktan kaçanların sağır kulaklarını açacak delecek bir küpe olarak iş görecek mesabede.

28 Şubat’ta halkının yanında “Sözde Çevikler”e karşı göğsünü siper etti

Kitabın en dikkat çekici ve Muhsin Başkan’ın neden ardından yas tutulup ebedi yurda intikaline gözyaşları ile uğurlanacak bir yiğit olduğunu bize gösteren bölümlerden bir tanesi de 28 Şubat döneminde yaşananlara karşı Reis’in tavrının irdelendiği kısım. Kimileri arılarının bal kovanlarından özenle süzdükleri balları askerlerin postallarına sürüp kimileri halka el sürdürmedikleri şapkalarını askerlerin ayaklarına paspas yaparken Muhsin Başkan “Milletime namlu çevirenlere asla selam durmam” diyerek yine dik durup düz yürüdü.

28 Şubat döneminde yaşananları sayfalarca anlatıp canımızı sıkmak yerine Hasan Sağındık abimiz gibi biz de “Adamlar biliriz sönük, adamlar biliriz çürük, adamlar biliriz ki rozetleri yüreklerinden büyük. Adamlar biliriz yamuk, adamlar biliriz eğri, adamlar biliriz ki elleri eldivenlerinden kara” deyip bir de Süleyman Ah Süleyman çekerek bahsimizi sonlandıralım.

Utanmasalar Hrant Dink’i Muhsin başkan vurdu diyeceklerdi

Postmodern darbe sürecinin ardından Muhsin Başkan’ın adını tekrar büyük harflerle duymamıza sebep olan Hrant Dink cinayeti artık sonlanmaya yelken açan kitabın mühim bölümlerinden. Ülkeyi muhtelif zamanlarda toprağına nifak, kin dinamitleri döşeyerek paramparça etme sevdasından vazgeçmeyip destânı tersten yazanlara karşı Muhsin Başkan tarlasını korumaya çalışıyor ama elden de pek bir şey gelmediğini “Bizim tarlayı önceden sürmüşler” diyerek acı bir şekilde ifade ediyor.

Kitap sonlanırken yavaş yavaş dağlarda kar hüznüne hazırlık

Kitabın son bölümlerinde Türkiye’nin son çeyrek yüzyılına damga vurmuş bir siyaset adamının politika dışında kendisine şekil veren insanî yanlarına vurgu yapılıyor. Sadece partinin değil ailenin reisi olan bir Anadolu delikanlısı anlatılıyor kitabın sona ermek üzere olan sayfalarında. Akabinde de gidenin ardından kimi kalbî ve harbi olarak insandan kimi de avını kendisinden önce dağlar kaptığından mütevellid timsahtan dökülen gözyaşları ve satırlar geliyor gözümüzün önüne.

Ve kitap her bölüm arasında olduğu gibi Muhsin Başkan’ın bir şiiriyle nihayete eriyor.

Hormonsuz başlayıp kavgayla büyüyerek medrese-i yusufiyye’de soluklanan bir hayata en güzel son elbette aslında bir kelebek ömrü gibi göz açıp kapayınca kadar geçip giden senelere dair bir şiirler olacaktır:

Kanımı, gözyaşımı, istikbalimi, yıllarımı

Ben kimden isteyeceğim

Maznun mu masum muyum

Hesabını Allah’a, Allah’a, Allah’a vereceğim….

 

 

Cahit Saçak Dağlarda Kar Olsaydım türküsünü mırıldanarak haber verdi…

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:13
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
YUSUF ZİNNUR
YUSUF ZİNNUR - 9 yıl Önce

Bin kar tanesi yere düşmüş
Bir dağ tanesi onun üstüne

ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN, SADIK ABİNİN YÜREĞİNE SAĞLIK

samiarslan
samiarslan - 9 yıl Önce

düz yaşayıp dik duran adam mekanın cennet olsun vesselam

Asya6666
Asya6666 - 9 yıl Önce

Gönül aynan aynamız olucak .Ruhun sad cennet mekanın olsun

UMUT BULUT
UMUT BULUT - 9 yıl Önce

Reis hepimizi yakarak üşüye üşüye dağlara kedni verdi. Belki kendine en çok yakışan yerde darı bekaya irtihal eyledi. Hayatı boyuca gönül dağlarında adamlığın hakkını veren Muhsin Başkan gerçek bir kurt gibi dağlarda son nefesini verdi.
Millete doğrulan namluya selam durmayan Başbuğ Muhisine dualarmızla....

Onur Sakarya
Onur Sakarya - 9 yıl Önce

İslam davasının yılmaz savunucusu Muhsin Yazıcıoğlu 25 Mart günü saat 10:30'da ölüm hüznünün 1. yılında kabri başında Kur'an-ı Kerim tilaveti ve dualarla yad edilecektir. Ankaradaki bütün kardeşlerimiz davet olunur...

banner8

banner19

banner20