Sohbet için sebep ne ise ona koşmalı

Kemal Sayar’ın yeni kitabı ‘Hayat Teselli Bulmaktır’, insana teselliyi ancak kendisinin vereceğini işaret eden, insanlara kalbine bakmayı telkin eden bir çalışma olmuş.

Sohbet için sebep ne ise ona koşmalı

Kemal Sayarın Timaş Yayınları arasında çıkan yeni kitabı Hayat Teselli Bulmaktır, insana teselliyi ancak kendisinin vereceğini işaret eden, insanlara kalbine bakmayı telkin eden bir çalışma olmuş.

“Kişisel gelişim”, son yılların en popüler toplumsal olgularından biri. Neresinden tutsak elimizde kalacak bir kavram karmaşasının yaşandığı bir alan olan kişisel gelişim, çokça sömürülmeye müsait bir yapıyı da barındırmasından dolayı toplum tarafından itidalli yaklaşılmayı da gerektiren bir hassasiyete sahip. Bu sebeplerden dolayı, kişisel gelişim konusunda söz söyleyenlerin bizi nereye çağırdıklarına dikkat ederek kendimize pay çıkarmamız da önemle üzerinde durulması gereken bir noktadır.

Kurtuluş “ben”de değil “biz”de

Kişisel gelişimin işaret ettiği “cennete ulaşabilmek için herkesi alaşağı edip tek başına mutluluğa ulaşma formülü” en sık tekrarlanan söylemlerdendir. “En güçlü sensin, sen herkesten önde olmalısın, en iyi olmak senin elinde…” gibi telkinlerle kişiyi tek başına mutlu olmaya davet eden düşüncelerin karşısında Kemal Sayar, insanları hep birlikte bir kurtuluşa davet etmektedir. Mutlu olmak ama tek başına değil, hep birlikte. Susarak değil konuşarak. Sohbet halkalarına dâhil olarak, güzel bir iklimde konuşarak, “ötekinin sesine” de kulak vererek güzelliklere ulaşmak.

Kitabın ilk yazısı “Ben ve Sen”. ‘Ben’in karşısında sen olduğunu unutmadan diyalogları sağlam yaparak istenen mutluluğa ulaşmak mümkün olacaktır. Konuşmak, diyalogları sağlam tutmak ve hayatta “iki ses” olduğunu unutmadan yaşantımızı sürdürmek birçok şeyin üstesinden gelmemize zemin hazırlayacaktır. “İki Ses” adlı yazıda “Sohbet, bir başkasının yüzünde kendi maceramı okuyabilmemdir.” diyor Kemal Sayar. Yani yaşantımızın ancak başkalarıyla olduğumuz zaman anlam kazanacağını vurguluyor.

Sohbet etmek, sesimizi kalabalıklarla birlikte çoğaltmak, kitabın birinci bölümü olan “Biraz Konuşmaya Ne Dersiniz?”de dikkat çekilen nokta olarak kitapta yerini almış.

Ne çok şey kaybediyoruz yaşayıp giderken

Hayat denen yarışta bazen yitirdiğimiz o kadar çok değerimiz oluyor ki bunların farkına aradan uzun yıllar geçince varabiliyoruz. Kemal Sayar, unuttuğumuz değerlerimizi bize şairliğini kuşanarak hatırlatıyor. Aşktan, güzelliklerden, mevsimlerden, çayın dumanından, nargilenin kokusundan dem vurarak hisli dokunuşlarla bizlere ince hatırlatmalarda bulunuyor.

“Çaydanlığın kaynadığı her yerde kalpten kalbe bir yol var demektir.” diyor mesela “Çaya Methiye” yazısında. Yani çay deyip geçmeyin diye üstü kapalı bir gönderme yapıyor bizlere. Sohbet için sebep ne ise ona koşmalı diyerek bizleri yine birlik olmaya çağırıyor. Hem de yalnızlığın bir makûs talih gibi aramızda gezdiği bu zamanlarda.

Tesellisi ne çoktur insanın oysa

Yaşamak bile insana bazen teselli olabilmekte. Fakat burada önemli olan fark edebilmekte. Farkında olarak yaşamayı kendine seçmek bile başlı başına bir kurtuluş reçetesi olabiliyor. Kemal Sayar, yaşamayı bilmek ve yaşamanın farkına varmak üzerinde durarak hepimizi farkına vararak yaşamaya davet ediyor. Bunu yaparken de hız çağı denen bu çağda bizleri yavaş olmaya çağırıyor. Bizler yavaş olursak yaşamanın da farkında olacağız. Üzerimizden geçen karabulutları nasıl savuşturabileceğimizi hayat bize yaşadıkça öğretecek. “Sevmek için zaman ayırmak gerekir. Bilmek için zamana ihtiyaç duyarız.” diyor Kemal Sayar. Zamanın da farkına varmak ve ona göre yaşamaktır esas olan.

İnsanın tesellisi hayatın içindedir. Kemal Sayar’ın kitabını okudukça insanın içi açılıyor. Daha güzel günlerin kendi elinde olduğunu, herkesle birlikte mutlu olmanın mümkün olduğunu fark ediyor insan.

“Kaderini sevmeli insan” diyor Kemal Sayar. Yaşadıklarımızı her şeyiyle seversek gün gelir kuyulardan bir ışık huzmesi aydınlatır içimizi. Umut denen ışık ancak böyle yaşanırsa sönmez.

Kişisel gelişim kitaplarını okuyunca, insan kendini genelde ezilmiş hisseder.  “Ben aslında bir hiçmişim.” gibi bir duyguya kapılanlar çok olur. Kişisel gelişimcinin işaret ettiği noktaya ulaşmanın imkânsızlığını görünce de içinden çıkılmaz bir yola sürüklenmeye başlar. Kemal Sayar ise bizleri güzel bir ışığa çağırıyor. Bu ışık herkesin kendi içinde büyüttüğü umut ışığı. Bu ışık büyüdükçe ve kişinin kendinden başlayıp çevresindekileri kuşattıkça güzel günler de her an bir yerlerden kendini gösterecektir. Yeter ki hayat denen koşuda farkında olmayı unutmayalım.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 13:54
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13