banner17

Şiirin ya güzeli vardır, veya güzeli vardır

Ziya Bakırcıoğlu, 20. Yüzyıl Türk Şiirinden Seçmeler/Güldeste isimli eserinde, yüzyılımızın şairlerinin en güzel şiirlerini bir araya getirdi. M. Murtaza Özeren yazdı.

Şiirin ya güzeli vardır, veya güzeli vardır

https://www.ktpkitabevi.com/marka/kapi-yayinlari#labels=83-3N. Ziya Bakırcıoğlu adına ilkin Remzi Oğuz Arık hakkında araştırma yaparken rastlamıştım. Arık hakkında ilk sayılabilecek bir incelemenin sahibiydi kendisi. Gayet titiz olduğu ve iyi bir çalışma yapmış olması dikkatimi çekmişti.

Daha sonra üniversitede aldığım roman dersine destek olması için kaynak ararken Bakırcıoğlu'nun bir diğer eserine daha rastladım: Başlangıcından Günümüze Türk Romanı. Bu eserde de geçmişte edindiğim intibaın hakikatini görmüştüm.

Ziya Bakırcıoğlu karşıma yine bambaşka bir eseri ile çıktı: Dünyabizim'de yeni gelen kitaplar arasında kalınca bir kitap dikkatimi celp etmişti. Kitap, Bakırcıoğlu'nun 20. Yüzyıl Türk Şiirinden Seçmeler/Güldeste adında kitabı idi. Hoşuma gitmişti, nihayetinde bir dizi mısra derlemesinden ibaret olan bu kitabın "güldeste" olarak isimlendirilmesi. 

Şiire dön, posasını bırak

Genelde şiir, bir kitabın ana konusu edildiğinde hemen belirli tartışmalar hatırlatılır: eski-yeni, klasik-modern, sembolist-realist vesaire vesaire... Aslında bu nitelendirmeler, şiirin kendisi ile aramıza giren setlerden başka bir hüviyete bürünmüş olmuyor. Şiirleri böylece etiketlediğimizde pragmatist yaklaşmış oluyoruz bir bakıma. Şiirin tadından ziyade posasıyla ilgilenmiş oluyoruz. Bakırcıoğlu'nun yaptığı çalışma ise bize tadından yenmeyecek derecede bir şiir ziyafeti sunuyor.

Bakırcıoğlu ile bu kadar tesadüfün sonucunda hakkında araştırma yapma gerekliliği hissettim ve bunun sonucunda ise Mehmet Nuri Yardım'la yapılmış bir röportajına rastladım. Şiir meselesinde söylediği şu söz bence bu kitabın çıkış noktası olarak ele alınabilir: "Şiirin ya güzeli vardır, veya güzeli vardır. Güzel olmayan şiir değildir, alelâde lâf olur." Hazırladığı Güldeste'sini ise güzelin damıtılmış haldeki güzelliği olarak ele alabiliriz. [Röportaj için şuraya bakılabilir: [http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=276]

Ziya Bakırcıoğlu bu kitabını yirminci yüzyılla kısıtlamış. Ancak öncesini görmemezlikten gelmemiş, onlar için de bir kitap kaleme almış, Şah Beyitler. Bu sebeple ele aldığı dönem "yenilikler" dönemi olarak adlandırılabilecek bir dönem. Bu kadar "yeni" içerisinde sınıflandırmayı güzel merkezli yapması ister istemez bir soruyu aklıma getirdi kitabı ilk elime aldığımda: Kime göre güzel? Bakırcıoğlu, Buradaki güzel'i zevk vermek şeklinde ele almış, dolayısıyla da ortalama bir Türk okurunun, kitabı eline alıncaya kadar arka planda edindiği kültür birikimine, edindiği zevk-i selime seslenen bir kitap ortaya çıkmış.

Şiirin çok iyi bir takipçisi

Bu kitapta yirminci yüzyılın büyük şairlerinin Türk okuyucusuna en zevk verebilecek şiirleri mevcut. Böylelikle Tevfik Fikret'in mısralarını okuduktan bir süre sonra karşınıza Yahya Kemal çıkıyor. Can Yücel'den birkaç şiir okuduktan sonra Sezai Karakoç'la karşılaşabiliyorsunuz. Ve daha kimler kimler: Zileli Ceyhunî'den Sümmanî'ye, Haşim'den Orhan Şaik Gökyay'a Alaeddin Özdenören'den Hakan Arslanbenzer'e kadar geniş bir şair yelpazesi... Bu bakımdan bu "güzel şiir antolojisini" şöyle düşünebiliriz: Bu kitap dışarıdan bakan gözler için hazırlanan bir antolojiden ziyade, bilfiil Türk edebiyatından haberdar, Türk kültür hayatından bihaber olmayanlara seslenen bir antoloji. 

Bu güldestenin ilgincime giden ve keşke biraz daha genişletilseydi dediğim bir bölümü mevcut: Çağdaş Azerbaycan Şiirinden Seçmeler. Bu bölümde Bahtiyar Vahapzade, Şehriyar ve Hamit Nutkî gibi isimlerin şiirlerine yer verilmiş. Ancak bu bölüm bütün Türk Dünyası şeklinde genişletilip verilse aslında daha hoş bir bölüm oluşabilir imiş. Şüphesiz hacmi artıran bir ekleme olurdu bu ama alacağımız zevki kat be kat artıracağı kesin... Bu ise artık edebiyat bağından yapılacak yeni derlemelere kalmıştır.

2009 yılında irtihal eden N. Ziya Bakırcıoğlu arkasında birçok çalışmasını bırakmış. Bunlar günümüz okurunun zevk-i selim kazanması için ortadadır. Bakırcıoğlu'nun bir edebiyat öğretmeni olduğu göz önünde bulundurulursa bu işlerin değeri daha da artacaktır diye düşünüyorum. Her okuru Bakırcıoğlu'nun yeni bir talebesidir. Edebiyatımıza bıraktığı Güldeste'si, N. Ziya Bakırcıoğlu'nun hatırlanmasına vesile olacaktır diye ümit ediyorum.

M. Murtaza Özeren yazdı. 

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 12:29
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20