Şiiri, Hayat ile Kararak Bir Kıvama Ulaştırıyor

Hüseyin Akın şiirinde kelimeler, imgeler acıklı değil ama dokunaklıdır. Hayatın içinde fazlasıyla parçaladıklarımızı bir araya getirmek içindir bu dokunuşlar. Orhan Gazi Gökçe, şairin 'Yan Tesir' adlı kitabına değindi.

Şiiri, Hayat ile Kararak Bir Kıvama Ulaştırıyor

Hayatın hay huyu içinde, gündelik telaşlarımızın gölgesinde son derece etkileşime açık bir dünyaya açıyoruz gözlerimizi her sabah. Güneş, gökyüzü, bulutlar, yağmur taneleri ne kadar da az umrumuzda. Yaşlanıyoruz, hep bir yenilik arayışındayız fakat. Deneyimler eklemek istiyoruz telaşla hayatımıza. Yediğimiz içtiğimiz, gezdiğimiz gördüğümüz her şeyin bize dokunan bir tarafı var. Peki ya şiir dediğimiz zaman bizde uyandırdığı tesir nedir? Derler ki şiir bir çeşit dünya ile hesaplaşma çabasıdır. Buna ne gerek var peki? Dünyanın yükünü şiir taşır mı? İnsanın fark ettiği, öğrendiği, bildiği, hissettiği şeylerin daha fazla acıttığı bir zamanda şiirin bizi bir selamet kapısına götürmesi mümkün mü?

Bu soruların karşılığında gayet emin cevaplar vereceğine inandığım şair-yazar Hüseyin Akın, Sevmek Karanfil ve Kiraz, Ay Tanığım Olsun, Çöl Vaazları, Kumaştan Çalan Terzi, Ömrümün Kısa Günü’nden sonra şimdi de Şule Yayınları’ndan çıkan Yan Tesir isimli kitabıyla okuyucularına bir merhaba daha sundu.

Yan Tesir iki bölüme ayrılmış. Birinci bölümde “Hüseynî Şiirler” yer alıyor. Şiirlerin isimleri dahi Hüseyin Akın’ın imgeler dünyasında nasıl bir özgürlüğü yakaladığını yakından bakanlara haber veriyor. Anestezi, Fiske, İğne Oyası, Kripto gibi. Bu bölümde “Süper(sin)” isimli şiirinde Hüseyin Akın başarılı bir denemeye imza atıyor. S ile başlayan kelimelerin göz alıcı dansı izlenmeye değer. Kelimelere kıvraklık kazandırma, onları okuyucunun zihninde serbest sıçramalara sevk etme konusunda maharetini bir kez daha gösteren Hüseyin Akın, modanın aksine profan yahut melankolik bir seviyeye düşürmeden, bir hülyaya dönüştürmeden şiiri, hayat ile kararak bir kıvama ulaştırıyor.

Şiire kulak kesilmek 

Hüseyin Akın şiirinde kelimeler, imgeler acıklı değil ama dokunaklıdır. Hayatın içinde fazlasıyla parçaladıklarımızı bir araya getirmek içindir bu dokunuşlar. “Not bıraktım dünyanın posta kutusuna/ Bu kadar uzun yollar yapılmasın Allah’ım.” Hayattan beslenen şiirinin bir tıkanma yahut bunalım yaşaması mümkün değil. “Biri gelip şairden bir gün bunu soracak/ Ve hâlâ yaşıyorsak bir izahı olmalı” Hayatı izah edilebilir taraflarından okumaya çalışmak belki esas mesele. Kendisinin tabiriyle “İnsan ve hayat okunaklıdır.”

Dünya ile alıp vermemek, dünyaya alışmamak şair için mecburi istikamet. “Gelmeseydim dünyaya o kadar kırılmazdım/ Bu yüzden seviyorum her şeyi ölesiye” Dünyaya gelmenin kırgınlığını belki ölesiye severek atabilir insan. Bunu ona hatırlatacak olan, şiire kulak kesilmek, “Açık kalmış bir mikrofon” olan dünyanın bayıltıcı sesine ise kulak tıkamak olsa gerek.

Şairin kelimelerinden zariflik ve muzipliğin harika karışımının kokusu gelir. Mizah biraz da mizaçtadır. Bence bu sebeple Hüseyin Akın sözcükleri yormadan dokunuyor bam teline dünyanın: “Dünya bir plastik top, onunla oynuyordum/ Dünya bu ya; inanır insan her gördüğüne/ Görmediğim şeyleri sen yokken hayra yordum

Şairin minnetsizliği

Akın’ın Alper Gencer’e ithafen yazdığı “Allah’ın Pastasından Bir Dilim” şiiri ile başlıyor “Yan Tesir”in “Türkçe Sözlü Hafif Şiir” başlıklı ikinci bölümü. “Uzaklarda gözüm yok, biliyorum Allah’ım/ Açlık bilgisi iyi benim ekmek karnemde/ Gökten kaç elma düştü havada kaldı elim/ Ne ulufe isterim ne kervandan ganimet/ Allah’ın pastasından yalnızca bir tek dilim” Şairin minnetsizliği belki şiirinin en besleyici gıdası. Bununla birlikte yüksek bir duyarlılık elbette: “Çengelköy’den Vatan’a/ Salalarla gelen bir ordu/ Ben gördüm baba/ Hiç oralı değildi gök/ Bir şehidin başında bekliyordu”.

Bu bölümün ve kitabın son şiiri, kitaba da ismini veren “Yan Tesir”. “Kim kimin günahıdır bilinmez/ Mutlu sonla bitmiyor şiir, niçin?” diye soruyor Hüseyin Akın ve belki bir gerekçe sayılır bu soruya diye şöyle bitiriyor şiiri: “Ah kararsız kalbim dört yol ağzında/ Şimdi kendi söyler kendi dinler/ Almamak lazımmış boş yere nefes /Olmayacaksa hiç cümle tadında/ Yanlış yaşamaktan öldü desinler

Şiiriyle yaşayan, şiir gibi yaşayan bir şair, bir ağabey Hüseyin Akın. Şahitliğim var, iyi ki de var.

Hüseyin Akın, Yan Tesir, Şule Yayınları

Orhan Gazi Gökçe

Yayın Tarihi: 02 Haziran 2017 Cuma 15:22 Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2022, 12:26
banner25
YORUM EKLE

banner26