Şiiri giderek daha dokunaklı hale gelmiş

Mustafa Akar’ın Tüm Nefesliler’deki şiiri için şunları söyleyebilirim: Evet, kalbime, fikrime ve bana daha yakın…

Şiiri giderek daha dokunaklı hale gelmiş

Mustafa Akar (d.1980), kendi kuşağı şairler içinde yerini iyi muhafaza edebilmiş bir şair. Şiirlerini ilk okuduğumda, bir hayat gayesinden ziyade yüksek bir sanat gayesine hitap ettiğini söyleyebilirim. Mesela “Sana uçak alamıyorsam, Türkiye ekonomisi kötü gidiyor demektir”. Burada durmamız gerekiyor. Bu duruş, ağaca durmuş bir meyvenin duruşu gibi değil. Hazır ola geçmiş bir askerin duruşu adeta. Bu mısraları falanca işadamı falanca yerin genel müdürü yazsaydı, yüksek sanat şuurundan bahsetmezdik. Yaşanmış ve yaşanacak olan bir olay olarak görürdük. İnandırıcı olurdu. Bu söylediklerimi yanlış anlamayalım. Akar’ın şiirinde inandırıcılık yok demiyorum. Doğru olmayan her şeyi söylemek, yalan söylemek değildir. Bazı doğrular vardır, onlar yalandır.  Birazdan bu konuya tekrar geleceğim.

2000 kuşağının hatırı sayılır şairi

80’li yıllarda doğmuş, 90 kuşağı ile büyümüş, 2000 kuşağında filizlenmiş bir şair Mustafa Akar. Adını anınca buket halinde bir çiçek geliyor aklıma. Bu çiçekler: Furkan Çalışkan, Emel Özkan, Said Yavuz, Ahmet Edip Başaran. Burada yüksek bir sanat şuurundan bahsedeceksek, 2000 kuşağının diğer şairlerini de anmamız gerekir. Mustafa Akar’ın Tenezzül adlı şiir kitabı Furkan Çalışkan’ın Kabahatler Kanunu ile aynı gün çıkmıştı. Bu sadece tarihsel olarak mı bir şey ifade ediyor? Hayır. Bu, tarihten daha çok şey ifade ediyor. Beraber yola çıkmakla aynı yolda devam etmenin en güzel örneklerinden biri bu iki isim. Bir derginin etrafında yetişmenin verdiği yüksek ahlâk, ancak bu durumla özetlenebilir. Mustafa Akar’ı andığımızda aklımıza Furkan Çalışkan geliyorsa, bir muhitten söz edebiliriz.

Kabuğunu kırmakla gömlek değiştirmek arasında derin bir fark var. Bu farkı Akar şiirinde görebilir miyiz, görebiliriz. Akar’ın son şiirlerini okuduğumuzda, yeniden yapılanmış dizelerle karşılaşıyoruz. Şiir algısını değiştirmeden yenilikçi bir anlayışla, eski şiirinden sıyrılıyor şair: Yaşamanın büyük bir şaka olduğunu anlamak…

Dizeler artık daha net, daha yalın ve dikkat çekici unsurlarla karşımıza sunuluyor. İlk kitabında yer alan “Deli Hala Hanım” isimli şiirden “Sabahın Bir Yerinde” adlı şiire doğru yola çıkalım. Çıktığımız bu yolu şöyle özetleyelim: Daha naif, daha dokunaklı; ağaçlar, çocuklar ve kuşlar. Uçaklar, trenler ve yolcular geride artık. Maslak’tan Çengelköy’e doğru gidişin tezahürü. Şiirinin böyle bir yol seyretmesi iyi mi oldu? Bu konu iyi-kötü konusu değil, şiirin konusudur. O yolda değişik yerler görmemek olmaz. Akar’ın şiirinin gelişimini buna benzetebiliriz. Pardon, değişimi desek daha mı doğru? Gelişim, zayıftan güçlüye ya da tam tersine gidişte meydana gelir. Akar şiiri için böyle bir söylem, şiirine saygısızlık olabilir. En iyisi: Büyüyen bir çiçek.

Şiiri giderek daha dokunaklı

Akar şiirinde son dönemde göze çarpan en güzel şey dokunaklı olması: “Ölen bir kişinin son bakışıyla bakmak dünyaya.” Bu dokunaklı hal, şiirin gelişiminde olumlu gördüğüm noktalardan birisi. Tüm Nefesliler öncesi gayet başarılı, ortak kabule layık eserlerdir. Tüm Nefesliler’deki şiiri için ise öncesi için saydıklarımdan daha fazlasını söyleyebilirim: Evet, kalbime, fikrime ve bana daha yakın…

Hüsrev Hatemi “Şiir bilgi satmamalıdır” der. Bu bilgiden kastın, tanım olmadığını biliyoruz. Akar, Profil Yayınları’ndan çıkan Tüm Nefesliler’de Hatemi Hocamızın nasihatine uymuş görünüyor. Ya da İbrahim Tenekeci’nin: Kalbe dokunmayan her şey eksik kalır.



Orhan Özekinci yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 11:34
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
salim büyük
salim büyük - 6 yıl Önce

Yazıyı zorlanarak, âdeta ıkına sıkına okudum. Orhan Özekinci kusura bakmasın ama biraz dil ve kurgu çalışmalı. Yazının gelişimi başlı başına bir sorun. Kılçıklı, kekre bir üslup. Yeniliğin dışında birşey bu. Çalışmak, çok çalışmak gerek azizim!..

banner19

banner13