Şiiri aşk ve imanla yoğuran şairlerdi onlar

Alaeddin Özdenören'in kaleme aldığı ve şiirin iki yüce dağını, Akif İnan ve Cahit Zarifoğlu’nu merkeze alan Şiirin Geçitleri, doyurucu bir şiir felsefesi ile yoğrulmuş bir eser. Yavuz Ertürk okudu, yazdı.

Şiiri aşk ve imanla yoğuran şairlerdi onlar

https://www.ktpkitabevi.com/urun/siirin-gecitleri

“İkisi de uçsuz bucaksızdır. Cahit, incecik bir bükülüş ve kabarış; Akif’se köpürüştür. Cahit, yağmur altında kalan yapraklar altında bir dökülüş; Akif’se, fırtınalara göğüs geren bir içe dönüş. Cahit, dışındaki doğayı törpüler, içine alır. Akif’se içindeki doğayı törpüler, dışa vurur.”

Şiirin Geçitleri’ne başlarken bu cümlelerle ifade ediyor iki kadim dostunu merhum Alaeddin Özdenören. İlk gençlik yıllarında başlayıp vefatlarına kadar devam eden bir kardeşliğin, dostluğun ve yolculuğun en güzel vefa örneklerinden biri olarak okunuyor bu eser. Tıpkı Unutulmuşluklar ve Yaşamak gibi canlı ve akıcı. Şiirin Geçitleri’ni bu eserlerden ayıran bir şiir tahlili oluşu ve Akif İnan ile Cahit Zarifoğlu merkezli bir kitap oluşu.

Bugün kitabın müellifi de, kitapta incelenen iki şair de rahmeti Rahman’a erişmiş ve kendileriyle beraber, kendilerinden sonraki nesillerin de yetişmesine katkıda bulunmuş, ardından da bir hoş sada bırakan üç güzel adam. Şiirleri, yaşantıları ve örnek dostluklarıyla destanlaşan bu üç güzel adam, herkese nasip olmayacak bir bahtiyarlığa da erişmişler, günbegün artan bir sevgi ve muhabbetle yâd edilmeye muvaffak olmuşlardır.

Arkasında ömürlük yaşanmışlıklar var bu dostlukların

Aralarında kadim bir dostluk, kardeşlik ve paylaşımın olduğunu bildiğimiz bu üç güzel insan, elbette ki şiir üzerine ve bilhassa kendi eserleri üzerine en derin, en faydalı, en anlaşılır şeyleri de okutturacaklardır bize. Çünkü aralarında sadece bir edebiyat beraberliği değil, yaşanmışlıklar var. Beraber büyümek, yetişmek var. Badireler atlatmak, çetin zorluklara göğüs germek, kader arkadaşı olmak var. Bunu, tüm eserlerin satır aralarında görmemiz mümkün. Hatıralarda daha bariz bir şekilde anlatılan bu durum, şiirin nasıl bir doğa, tabiat, kişilik, ruh, aile ve dünyada doğduğunu, nasıl şekil aldığını anlamamıza yardım ediyor. Ve Alaeddin Özdenören de, tüm bu durumları ve koşulları bilerek, içine inmeye çalışıyor Akif İnan ve Cahit Zarifoğlu şiirlerinin. İki şairi anlamada bizlere yardımcı olacak, etkileyici sonuçlarla karşılaşıyoruz bu eserde.

Şiirin kendi iç dünyasına doğru..

Şiirin iki yüce dağını, Akif İnan ve Cahit Zarifoğlu’nu merkeze alan bu eserde, zikredilen isimler ve eserler üzerinden doyurucu bir şiir felsefesi ile de karşılaşma fırsatı buluyoruz. Bu kitap, şiirin kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğun bakiyesi. Alaeddin Özdenören’in şair kimliğiyle felsefeci kimliğinin birleşmesinden oluşan enfes bir şiir yorumu.

Akif İnan az ve öz yazmış. 1969 yılından sonraki şiirlerinden oluşan kitaplarına, 1957’de yazmaya başlayıp birçoğunu da yayınlattığı şiirlerini almamış. 12 yıllık ürünlerini kitaplarının dışında tutmuş. Divan şiirinden ve halk edebiyatı ürünlerinden beslenecek ve geleneksel olanın peşinden devam edecektir Akif İnan yeni sözlerle. Kadim tarzda yeni şiirler söyleyecektir. Onun özünde bulunan, sakin, kendi ahenginin farkında oluş, aceleye getirilmemiş ve telaştan uzak aksiyonerlik, şiirlerinde ne fazla ne eksik bir şey olmaması, hep bu oturmuş kişiliğinin bir yansımasıdır diyor eserinde Alaeddin Özdenören.

Zarifoğlu ise, yenilikçi şiirin temsilcisidir. Bir şiir ırmağı gibi çağlar. Onun gençliğinin içinde olgunluk yatar. Acemilik yoktur bu hayatın içinde ve şiirlerde. Her ne kadar çok ve uzun şiirler yazmış olsa da, hayatı cesaretle karşılamayı bilen bir insan ürünü olduklarını en ince ayrıntısına kadar hissettiren şiirlerdir bunlar. Tabiatı şiirlerinde dâhiyane tanıyan ve işleyen bir ressamdır adeta Zarifoğlu.

Hem birbirlerine hem de şiire dost iki ülke

Detaylı ve bol örnekli bir şiir tahlili okuduğumuz kitabın son bölümünde ise Özdenören, “Bu iki dev sayesinde belki ben de biraz şiir yazmış oldum.” diyerek, tevazuunu ve arkadaşlarının şiirde kat ettikleri mesafeyi ve birbirlerine yaptıkları olumlu etkiyi gözler önüne serer.

Ve ortaya çıkan bu nefis tahlilin son kısmında, artık kemale ulaşma noktasındaki iki dost şairin şiirlerindeki son noktayı buluyoruz:

“Her iki şair de aşkı kendilerini büyüğe, bütüne, kemale erdirecek biçimde yaşamıştır. Ruhlarını aşk ocağında olgunlaştırmışlar ve ruhlarının ebediyete doğru yaptığı geniş hamlede onu da beraberinde götürmüşlerdir. Her ikisi de aklın gülünç ve sıkışık hesaplarından, teorilerin, görüşlerin dar kalıplarından uzak yaşamışlardır. Bu uzaklık onların hem hayatında, hem şiirlerine derin bir boyut olarak vardır.”

Yavuz Ertürk yediden basılmasını ümid ederek okudu, yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 11:32
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 6 yıl Önce

yavuz ertürk'e teşekkürler. bize bu üç şairi anımsatmakla kalmadı. onların kadim yoldaşı diğer güzel adamları da anımsattı: erdem bayazıt ve öbür güzel adamları...

banner19

banner13