Şiire Yeni Bir Açı: Barbarlığın Şiiri

Ali K. Metin, 'Barbarlığın Şiiri'nde şiire dair yeni perpektifler geliştiriyor, adeta şiiri bir kadavra olarak masaya yatırıyor. Şiirin organizmasını tanıtırken her bir organını bütün yönleriyle anlatıyor. Salih Ağbalık yazdı.

Şiire Yeni Bir Açı: Barbarlığın Şiiri

Şiir, tarihsel devinimi içerisinde birçok kimliğe bürünerek tanımını güçleştirmiştir. Bundan dolayı aidiyet menşei üzerine öne sürülecek her iddia yetersiz kalacaktır. Bazen ideolojik propagandaların aracı olarak karşımıza çıkarken bazen de aşkın, sevginin veya öfkenin aracı olarak karşımıza çıkar. Buna karşın stabil toplumların şiir kimliği pek değişkenlik göstermez. Çünkü şiir, toplumun dinamiklerine paralel olarak şekillendiği için toplumsal hareketliliklerin olmadığı toplumlarda şiirde de değişime yönelik herhangi bir hareketlilikten söz edilemez. Şiir bir toplumun hafızasıdır çünkü.

Andrey TarkovskiŞiir gerçekliği değiştirmez, yaratır” derken tam da bu hususa dikkat çekmeye çalışıyor. Şiir, girdiği kabın şeklini alır. Yani toplumun şeklini, bir anlamda toplumun gerçekliğini yansıtır. Bu bağlamda gerçekliği değiştirmekten ziyade gerçekliğin ifadesidir şiir.

Türk şirinin topografyasını incelediğimizde Tanzimat Dönemi ve öncesi olarak iki dönemde ele almamız konuyu daha da somutlaştıracaktır. Tanzimat Fermanı ile başlayan Batılılaşma sürecinin etkilerini şiirde de görmek mümkündür. Akabinde Türk şiir kimliğinin dünya şiir literatüründe yerini bulması için Servet-i Fünun, Fecr-i Ati, Garip Akımı gibi reçetelerle sürekli bir değişim evresi geçirmesi toplumsal yapıdaki değişimle ilişkilendirilebilir. Öte yandan şiirin geçirmiş olduğu evrelerden dolayı kimliğindeki muğlak durum bütün şiir akımlarını birer şiir kimliği olarak kabul etmemizi zorunlu kılmaktadır. Fakat günümüze gelindiğinde modernitenin sanat tanımına göre, öznenin merkeze alınmasıyla şiire hüviyet kazandırılmış oldu. Bu hüviyetin derinlemesine sorgulandığı bir eserle konumuzu pekiştirelim.

Şiiri adeta bir kadavra olarak masaya yatırıyor 

Mayıs 2017’de Büyüyen Ay Yayınları’ndan çıkan Ali K. Metin’in “Barbarlığın Şiiri”, şiiri bütün yönleriyle inceliyor. Şiire yeni bir bakış getiren Ali K. Metin, bütün şiir tanımlarını altüst edecek yeni perspektifler geliştiriyor. Kitap, “Başka Açıdan Şiir”, “Kıyıdaki Barbarlık” ve “Poetika Masası” olmak üzere toplamda üç bölümden ve her bölüm de ayrı başlıklardan oluşuyor. Ali K. Metin, adeta şiiri bir kadavra olarak masaya yatırıyor.  Şiirin organizmasını tanıtırken her bir organını bütün yönleriyle anlatıyor. Akademik bir çalışma olarak nitelendirebileceğimiz Barbarlığın Şiiri, şiire dair neler fısıldıyor bizlere, bizleri şiirin hangi gizli kapısına yönlendiriyor, “Şiirin Paradoksu” başlığında biraz ipucu verecektir bizlere.

Şiiri ‘estetizm’e irca edenlerin atladıkları en önemli hususlardan ilki, şiirin yeri geldiğinde estetik normları ters yüz edecek bir sahicilik edimiyle mümeyyiz oluşu; ikinciyse, insana ve dünyaya dair sorumluluk duygusuyla hareket edişidir. Bu anlamda estetik nosyonlarla handiyse çözülemez bir paradoks içindedir.” Şiiri salt lirizm duvarıyla örmek ve düşünceden bağımsız duygulara boğmak, şiiri çoraklaştırmaktan öteye götüremez. En nihayetinde çoraklaşan şiirin ortaya koyacağı pek bir düşünce ürünü de olamaz. Bundan mütevellit şiir, cesaret ve hakikatin birleşmesiyle gerçeğe ayna vazifesi üstlenir. Gerçeğin çerçevesi içinde yaşayan şiirin de elbette kendisine has normları olmalıdır. Aksi halde herhangi bir ideolojinin sloganı haline gelmekten kendini kurtaramaz. Başa dönecek olursak Andrey Tarkovski “Şiir gerçekliği değiştirmez, yaratır” sözü bizlere açıklayıcı olacaktır.

Gerçeği imgelerle yaratarak ifade ediştir şiir

Var olan bir gerçeği olduğu gibi yansıtmaktan ziyade, o gerçeği imgelerle yaratarak ifade ediştir şiir. “Sanatsal Özerklik, Varoluş ve Bağlanma Paradoksu” başlığında Ali K. Metin, modern sanatın şiir anlayışını bu şekilde anlatıyor: “Toplumcu, sosyalist gerçekçilik akım, doğrudan sanatın söylemi üzerinde oluşturduğu kontrol ve tahakküm mekanizması dolayısıyla öznenin özerkliğini iptal edici bir mahiyete sahiptir. Bunun için modern sanat kategorisi içinde değerlendirilmesi tartışmalı kabul edilebilir. Aynı şekilde memleketçi, milliyetçi, İslamcı, halkçı vb. kodlarla tahaddüs edilen kuramsal yaklaşım ve eserler de modern sanat tanımı içine alınmazlar. Bunlar modern sanatın özünü oluşturan özerklik ilkesiyle çelişik isteklere sahiptirler.”

Biraz daha somutlaştıracak olursak; şiirin gerçeği yansıtış biçimi şiirin kalitesini belirler. Örneğin Turgut Uyar’ın “Açlık Çoğunluktadır” şiirindeki imgelerle, açlığı konu alan sosyal gerçekçi bir şiirin imgeleri karşılaştırıldığında “gerçeği yaratır” sözü daha bir netlik kazanır. Bu bakımdan Barbarlığın Şiiri, kıyaslarla okurunu şiirin derinliklerinde keşfe yönlendiriyor. Böylesi kuşatıcı bir eserin okura katacağı yeni perspektiflerden dolayı başucunuzdan eksik olmaması dileğiyle iyi okumalar…

Ali K. Metin, Barbarlığın Şiiri, Büyüyenay Yayınları

 

Salih Ağbalık

Güncelleme Tarihi: 30 Kasım 2018, 17:45
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13