banner16

Şiir Derken Söz Edilen Sanat ise O Zaten Yenidir

Hakan Şarkdemir, 'Poetik Hikem'de yeni ve eskinin birbirine düşman olmadığını belirtip şiirin sanat eseri olmaya ne kadar yaklaştığını tartışıyor. Şiirin imkânları ve şiirin ne olduğundan tutun da geleneğe, şiirin biçiminden şiirin içeriğine, şiir dil ilişkisine kadar birçok konuda kalem oynatmış kitapta Şarkdemir. Ahmet Serin yazdı.

Şiir Derken Söz Edilen Sanat ise O Zaten Yenidir

Şiir, pek çok tanımı, pek çok tarifi bulunan sanat dallarından biri. Neredeyse insan soyuyla yaşıt olan bu sanat, durmadan kendini yenileyerek her zaman diri ve her zaman taze kalmayı başarabilmiştir.

Şiir bir taraftan kendi hükmünü her çağda icra ederken bir yandan da onun ne olduğuna dair tanımlar yapılmakta, tartışmalar sürdürülmektedir konunun ilgilileri tarafından.

Eldeki kayıtlı belgelere göre, Aristotales’in ‘Poetika’sından beri şiir üzerine söz söylenmekte, bu alanda muhtelif sanat dallarına ait sanatçılar düşüncelerini ifade etmektedir. Görünüşe göre bu söz söylemeler devam edecektir.

Şiirde mana aramak meselesi

Şiirin tanımı hala bir tartışma konusudur. Öte yandan, şiirin duyguları ifade etmenin aracı olduğuna dair geniş bir mutabakat olduğu da bir gerçek. Hemen burada Ahmet Haşim’in o meşhur "Mânâ" araştırmak için şiiri deşmek terennümü yaz gecelerinin yıldızlarını ra'şe içinde bırakan hakir kuşu eti için öldürmekten farklı olmasa gerek. Et zerresi susturulan o sihrengiz sesi telafiye kâfi midir?” cümlelerini hatırlamak yerinde olacak.

Şiirde olay ve düşünce olur mu?

Bazen düşünce bazen de olay anlatan şiirlerin mevcudiyeti, şiirin asıl olarak duyguları anlatma aracı olduğu gerçeğini değiştirmese gerek. Bazı şiirlerin olay ya da düşünce anlatması, onların duyguları harekete geçirdiği gerçeğini değiştirmez sonuçta.

Kadim şiirimiz Divan edebiyatı mecrasında akarken şiire ve şaire dair çok fazla tartışma yoktu. Kavramlar yerli yerine oturmuştu. Ne zaman ki edebiyatımız, dolayısıyla şiirimiz Batı etkisine girdi, ondan sonra şiire dair tartışmalar durmak bilmedi.

Şairlerin bu tartışmalarda tavır alışları ve benimsedikleri anlayış, çeşitli grupların, çeşitli şiir akımlarının doğmasına yol açtı zamanla.

Pekâlâ, bitti mi bu arayış?

Bitmedi ve bitmeyecek de. Bunu, İkinci Yeni’ye dair söylenen sözlerin bitmemesinden anlayabiliyoruz.

Şiire dair söylenen sözlere Hakan Şarkdemir de “Poetik Hikem” adlı kitabıyla katıldı.

Kitaba bir sunuş yazan Osman Özbahçe, bu kitabın eleştiri değil şiirin teorisine dair bir kitap olduğunun altını çizer özellikle. Özbahçe’nin bu dediği, kitabın geneli için doğru. Arada eleştiri denebilecek metinler olması, genel havayı bozmamakta sonuçta.

Hep yeninin mi hükmü geçer?

Hakan Şarkdemir ‘Türk Şiirinde Yeninin Akçesi Geçer’ başlıklı metninde bu soruya ‘evet’ der. Ama bu o kadar da basit değildir. Bu konu, ‘eski’den ne anlaşıldığına, ‘yeni’den ne anlaşıldığına bağlı olarak değişmektedir. Aslında Şarkdemir (Aslında sadece Şarkdemir değil, Şarkdemir’in de içinde yer aldığı Karagöz dergisi grubunun anlayış ve kavramsallaştırması böyledir) eski ve yeni kavramlarını bildiğimiz anlamda kullanmaz. Onun için şiirin ‘sağlam’ olması önemlidir. Şiir sağlam olduğu sürece eskimez, hep yenidir. “Hatıra gelen, hatırda kalan, hatırı olan anlamında eski, yeni olanı müjdeler. Yeni şiir tazedir. Böylesi bir tazeliği eski olanda da hissedebiliyorsak, her ikisine de aynı ismi vermemizde bir sakınca yoktur. Eski ile yeni arasındaki bağı kuran esas ölçü, sağlamlıktır çünkü.”(Vurgu benim. AS) (s24)

Dil belirleyicidir

Konuyu bu şekilde kavramsallaştıran Şarkdemir, kavramın içini doldurur sonra da. Yazarın burada ilk dikkat çektiği şey, yeni ve eskinin birbirine düşman olmadığıdır. İkinci olarak da şiirin sanat eseri olmaya ne kadar yaklaştığıdır. Aslında sadece şiir değil, başka her ne varsa tümü de sanat eseri olup olmama kıstasına bağlıdır esas olarak. Eğer bir ‘ürün’ sanat eseriyse, o ürün için yenilik ya da eskilik söz konusu bile değildir. Çünkü sanat her zaman kendini yeniden diriltmekte ve böylelikle de hep yeni kalabilmektedir.

Sözü tekrar şiire getirirsek Şarkdemir’in ifadesine göre (Ya da katıldığı görüşe göre) sanat eseri sayılabilecek her metin aslında yenidir. Bunu Schönberg’ten alıntıladığı “yeni sanattan söz etmek gerekmez; söz edilen sanatsa o zaten yenidir.” cümlesiyle de destekler.

Şiir, dil demektir

Yeni ve eski kavramları açılmışken Şarkdemir, yenilik kavramıyla ilgili olarak dilin işlevine dikkat çeker. Bu dikkat çekme, dolaylı da değil, doğrudandır: “Herhangi bir metnin şiirimize bir yenilik getirip getirmediğini ölçmenin yolu Türkçeden geçer. Söz konusu metin, ne tür bir atılım peşinde olursa olsun, Türkçe olduğu konusunda bizi ikna edebilmelidir.” (s 25) Aynı sayfalarda Şarkdemir, dil-şiir ilişkisine detaylı olarak ve somut örneklerle değinir.

Sadece dile dair değil, geleneğe dair de ilginç düşünceler var bu sayfalarda. Mesela “Geleneğin kırılmaya uğradığı yerde açılan yeni alan, bir süre sonra geleneksel zeminin devamı olup çıkar.” ifadesi bu ilginç ifadelerden biridir.(s.27)

Sahi, kaç tür şiir var?

Kitapta zaman zaman dergilere, zaman zaman şairlere değinilerek eleştiriye yaklaşılmış bazen. Ama bu onun bir şiir teorisi kitabı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Özgün metinlerin bulunduğu kitapta Şarkdemir, birçok konuya değinmiş gerçekten de. Şiirin imkânları ve şiirin ne olduğundan tutun da geleneğe, şiirin biçiminden şiirin içeriğine, şiir-dil ilişkisine kadar birçok konuda kalem oynatmış Şarkdemir.

Kitaptaki metinlerden ‘Türk Şiiri: Tekil Poetikalardan Heteropoetika’ başlıklı metin, şiirin ne olduğuna dair bir tartışmadır, denebilir. Şarkdemir, ‘Şiirin Üç Türü’ alt başlığını uygun gördüğü bu metinde şiirin tanımına dair düşünceleri değil ama şiirin tarifine dair düşünceleri gözden geçirir. Bu düşünceler, “Metinde ne varsa o metin şiirdir?” sorusunun cevabı aslında.

Eklektik şiirin hükümranlığı

Şarkdemir öncelikle artık eklektik bir şiire muhatap olduğumuzu kayda geçirir. Çağın gelip dayandığı son nokta, sanatın günümüzde aldığı biçim ile insan soyunun bilgi birikimi göz önüne alındığında şiiri şiir kılan ne varsa şairin bunlardan yararlanmak zorunda olduğunu ima ederek gerekçelendirir bunu.

Bu kısa açıklamalardan sonra Şarkdemir, şiire dair üç farklı anlayıştan söz eder. Bunlardan birincisi, şiiri biçimsel özelliklerinden ibaret gören ‘klasik anlayış’tır. Bu anlayış şiirde vezin ve kafiye görmeye ayarlamıştır kendisini.

Şiiri ritimden ibaret görenlerin ise bu anlayışa şiddetle karşı çıktığını söyleyerek ikinci anlayışı belirtir Şarkdemir. Bu anlayış, müzikalitenin şiirin aslı olduğunu düşünen bir anlayıştır.

Şiir imgeden ibarettir, “(…) ‘bir tek imge sunmayı başarmak’, bir ömürlük çalışmaya yeğdir.” (s.92) düşüncesinde olanlar da üçüncü anlayışın taraftarlarıdır.

‘Günümüzde şiir nereye gidiyor, gelenek nedir, modern ve postmodern nedir’ gibi daha birçok sorunun tartışıldığı bu kitap, şiire kafa yoran heveskârlara kılavuz olmaya aday kitaplardan biri.

 

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2018, 14:56
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6