Seyyid Osman Adapazarî Divanı bize ne söyler?

"Kâdiri tarîkinin Eşrefî koluna müntesib Adapazarî Hazretleri de Kâdiri Eşrefî usûlünce bu beldede talipleri irşada say etmiştir. Hazret aynı zamanda Bor’lu Seyyid Ahmed Kuddusî Hazretleri ile muasır ve aynı manevi yolun yolcusudur." Arzu Bosnevi yazdı.

Seyyid Osman Adapazarî Divanı bize ne söyler?

Sakarya’nın Adapazarı İlçesi Solaklar Köyü’de medfun bulunan Seyyid Osman Adapazarî  18. yy. ikinci yarısı ile 19. yy. ilk yarısında yaşamış, doksan yıla yakın muammer olmuş. Yakın zamana kadar şöhreti pek duyulmamış. Hayatı hakkında da çok fazla bilgiye sahip değiliz.  Divanı olduğu bilinmekte ancak hazret hakkında son zamanlara kadar derinliğine ve genişliğine bir çalışma yapılmamıştır.

Hz. Abdülkâdir Geylâni’nin bu topraklarda neşv ü nema bulmasında Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri’nin hizmetleri pek mühimdir. Kendisinin şu beyitleri de bizim onu daha iyi tanımamıza yardımcı olur.

Benim şeyhim seni Hakk’a yetürür

Nice müşkülleri anda bitürür

Muhammed’in sancağına götürür

Abdulkâdir Sultan derler şeyhime

Giderler gazaya çalarlar satır

Daima yaparlar hoş gönül hatır

Bağdat’ta türbesi nur olmuş yatır

Abdulkâdir Sultan derler şeyhime

Kâdiri tarîkinin Eşrefî koluna müntesib Adapazarî Hazretleri de Kâdiri Eşrefî usûlünce bu beldede talipleri irşada say etmiştir. Hazret aynı zamanda Bor’lu Seyyid Ahmed Kuddusî Hazretleri ile muasır ve aynı manevi yolun yolcusudur.

Bahr-i vahdete fülkün sal çünki bil Allâh Kerîm

Bir müsâ’id rûzgârla verdirir Allâh Kerîm

Ver özün Geylânî Pîr’e her cihet Allâh Kerîm

Gayra bakma kabza-i kudrettedir Allâh Kerîm

Kâdirî’nin kadri âlî hôş olur Allâh Kerîm

Abdülkâdir Geylani Hz. İran’ın Geylan kasabasında 1077 de dünyaya teşrif etmiş Kâdiri yolunun Pir’idir. El-Bâz el-Eşheb (akdoğan)  Muhyiddin, Gavs-ül-A'zam, Kutb-i Rabbani, Sultan-ul-Evliya, Kutb-i A'zam gibi lakabları bulunmaktadır.

Günümüze kadar pek çok mutasavvıf, âlim, mütefekkir divan şairleri Hz. Abdulkâdir Geylâni’ye bağlılığını , muhabbetini beyan eden, tebcil eden şiirler yazmıştır. Bunu Hz. Eşrefzâde Rûmî (1353-1470), Hz. Yunus Emre (13.yy) Hz. Nâbi (ö.1712) Hz. Şeyh Galip (1757-1799) Ahmed Kuddusi hz. (1760-1850) hz. Hamza Nigâri  1797- 1885 hz. Leylâ hanım ( -1847) Hz. Osman Şems Efendi   (1814-1861) Âdile Sultan Hz. 1826-1899, Alvarlı Efe Hz. (1868-1956) Mustafa Fevzi Efendi Hz. (1871-1924) Muzaffer Ozak Hz. (1916-1985) gibi hazretlerin divanlarında görürüz.

Mutasavvıf Seyyid Osman Adapazarî hazretlerinin divanı da çok yakın zamanda latinizesi neşredilmiş, birçok nutk- şerifi  bestelenmiştir. Divânda kâdiriyye tarikatının Pîri Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî’ye ithaf edilen ve onu anlatan pek çok şiir de bulunmaktadır. Tasavvuf menbaının en üst seviyesindeki nutk-u şerîfini okurken ve anlamaya çalışırken bir başka şiirinde daha aşağıya iner. Buradan da kâmil olmaya dair tohumlar barındıran insanı yukarı çekmeye çalışır. Burada meraklılar ve muhibler için  bazı örnekler verelim dedik;

Abdülkâdir bendesi âşık olur cümlesi

Âşık olan bellidir gözleri nem-nâk olur 

****

Bu âcize za’if diye sakın ta’an eyleme nâkıs

Bizi sevk edecek Hakk’a o Muhyiddin’imiz vardır

****

Abd-i Kâdir bendesiyiz zâhidâ bu arsada

Bahr-i aşka daluben mahv oldu hep vücûdumuz

****

“Nefsine arif olamayan nefsini bilmeyeni şirk ateşi yandırır dünya metaına gönül verir ona tapar. Kadiri yoluna giren kişi bu şirkten dünya aldatmacasından mahfuz olur. Tevhid ile meşgul ol ki yolunu şaşırmayasın. Biz vahdet dilinden söyleriz bu dilden çoğu kimse anlamaz. Seyyid Abd-i Kâdir bizim Pîr’imizdir” diye şerh etmeye çalıştığımız dünyayı lüzumundan fazla sevip, maddeye bağlananlara hitap ettiği şiirin bir kıt’ası şöyle;

Ârif-i nefs olmayanı yandırır şirk âteşi

Gir tarîk-i Kâdiri’ye ârif ol sen ey kişi

Kapagör tevhîd topunu sarpa ağdırma işi

Sırr-ı vahdet söyleriz biz kimse bilmez dilimiz

Hazret-i Hünkâr u Seyyid Abdülkâdir Pîr’imiz

Velilerin, Allah dostlarının, dervişanın Pîr’leri ile olan irtibatı münasebeti her daim devam etmekte olduğu ehlince ifade edilmektedir. Bir dara bir sıkıntıya düşüldüğü vakit “meded ya Hz. Pîr, Aman Ya Resullallah, Aman Yarabbi, ” dileyerek yardım destek isteriz.  Eskiden tekkelerde de okunurmuş; “Üç dalda bir gülüm var, dervişim keşkülüm var, medet ya Abdulkâdir, benim bir müşkilim var.”

Ehl-i semâ okur ismini Eşheb

Cümle şefâ’atin ummadadır hep

Sevmek ile doğrulur Hakk’a mezheb

Efendim sultânım imdâda yetiş

Sultân Abdülkâdir imdâda yetiş

Divanın mukaddimesindeki aşağıdaki manzume de muhteşemdir:

“Hz.Seyyid’in Osmanlı toplumunu çok zor durumda bırakan Osmanlı-Rus savaşlarından birine katıldığı Divânı’ndan anlaşılmaktadır. Bu savaşta Hz. Abdulkâdir Geylâni’nin ruhâniyetinden istimdâd ederek duâlar ettiği ve neticede Rus gemisinin battığını anlatır. Dolayısıyla söz konusu nutuk Hz. Seyyid’in hayatının bir kısmında Osmanlı ordusunda bizzat yer aldığının bir delilidir:

Gam yemem üstüme geldikçe Urûs’un kâfiri

Bir figan etsem yetişir Seyyid Abdülkâdir’i

Sandılar Osmân hakîrdir yok çerisi gavgada  

Kâfirin kellesini hep men eder Pîr askeri

Sâye-i Pîran’da gelmez mûyıma hiç belâ

Emr-i Hakk’la hıfz eder sultânım Abdülkâdir’i

Kaçtılar münkir münafık kaldı kemter Pîr ile

Dâmen-i Pîr’de dedim kim sal azâba ekferi

Kâfire gâlibliğe men çok niyâz ettim o gün

Hamdülillâh avn-i Hakk’la suya battı gemisi

Kime mensubiyetin var sorar isen ârifâ

Hazret-i Geylâni Pîr’in bir günahkâr kemteri

Bu gazâ asgar gazâdır bilmiş ol sen SEYYİDÂ

Git yerine nefsin ile et gazâ-yı ekberi

                                                  ****

Lâ-mekândan gelmişiz biz yok bu ilde elimiz       

Meylimiz yok dü cihana cilve-gâhtır yerimiz         

Âşık-ı dîdâr-ı Hakk’tır gayrı görmez çeşmimiz      

Sırr-ı vahdet söyleriz biz kimse bilmez dilimiz

Hazret-i Hünkâr o Seyyid Abd-i Kâdir Pîr’imiz

Nûr göğünden doğmuşuz biz nurdan olduk pür nihâl

Câm-ı vahdet içmeyenler bizleri görmek muhâl         

Âlimin ilmi erişmez eylese bin kıyl u kâl                    

Sırr-ı vahdet söyleriz biz kimse bilmez dilimiz

Hazret-i Hünkâr o Seyyid Abd-i Kâdir Pîr’imiz

Zâhidân ayık dururken anlamaz esrârımız

Kaçma meyden cur’a nûş et bilesin seyrânımız

Korkma bizden gel beri gel göresin meydânımız

Sırr-ı vahdet söyleriz biz kimse bilmez dilimiz

Hazret-i Hünkâr o Seyyid Abd-i Kâdir Pîr’imiz

Ârif-i nefs olmayanı yandırır şirk âteşi

Gir tarik-i Kâdirî’ye ârif ol sen ey kişi

Kapagör tevhîd topunu sarpa ağdırma işi

Sırr-ı vahdet söyleriz biz kimse bilmez dilimiz

Hazret-i Hünkâr o Seyyid Abd-i Kâdir Pîr’imiz

Cümle eşya sırrı ile nâtık-ı Hakk’tır özü           

Bî-cihet hem söyleyen kendine kendidir özü

Cem-i Cem hem cem’le farkı bil de Seyyid kes sözü

Sırr-ı vahdet söyleriz biz kimse bilmez dilimiz

Hazret-i Hünkâr o Seyyid Abd-i Kâdir Pîr’imiz 

****

Dü-cihâna sâye salmış Pîr’imizin himmeti

Dervîşinin yüce olur cümlesinden pâyesi

Gam gider vâsi olur her bendenin dil-hânesi    

Zî-saâdet zî-kerâmettir gürûh-i Kâdirî

Sırr-ı sırrullâh velâyettir gürûh-i Kâdiri 

M.Hakan Alvan’ın Hicaz olarak bestelediği ilahinin sözleri şöyle:

Abdülkâdir cümle pîrlerin pîri

Eşrefoğlu Rûmî pirlikte sânî

Adalı Osman onun edna kulu

Abdülkâdir pirimizdir pirimiz

Hazret-i Mevlâ’nın hâssü’l-has kulu

Hem Resûl-u Kibriyanın has oğlu

Târîkini tutan cümlesi veli

Abdülkâdir pirimizdir pirimiz

Benim pîrim Seyyid Abdülkâdir’dir

Ömrü içre olmamış yalan sâdır

Sıdk ile çağırsan her yerde hâzır

Abdülkâdir pirimizdir pirimiz

Târık-i Abdülkâdir’dir müstakim

Müridi dareynde olmaz hiç sakim

Târîkini tutana cennet-i naim

Abdülkâdir pirimizdir pirimiz

Ey Seyyid Osman uyar sen can gözün

Hakkıyla dinle kâmilin her sözün

Et Pîr'e teveccüh ayırma özün

Abdülkâdir pîrimizdir pirimiz

2021 yılının yaz aylarında Serdivan Belediyesi’nce neşredilen Seyyid Osman Adapazarî Divanı’ndan haberdar olduk. Emeği geçen hocalara, musikîşinaslara, belediyemize şükran ve minnet duymaktayız. İsm-i şerifi geçen hazerata rahmet niyaz ederiz. Himmetleri hazır ola.

Arzu Bosnevi

Yayın Tarihi: 25 Eylül 2021 Cumartesi 10:00 Güncelleme Tarihi: 25 Eylül 2021, 12:44
banner25
YORUM EKLE

banner26