banner17

Şeyh-i Ekber yazdı onun hayatını!

Hicrî üçüncü asırda yaşamış Zünnûn-ı Mısrî Hz.'lerinin hayatı, Gelenek Yayınları tarafından Bir Sûfi'nin Portresi-Zünnûn-ı Mısrî adıyla yayınlanmış..

Şeyh-i Ekber yazdı onun hayatını!

Dr. Ali Vasfi Kurt’un, Topkapı Sarayı Kütüphanesi ve Leiden Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan yazmaları esas alarak, hem metnin aslından hem Fransızca tercümesinden çevirip notlandırdığı ve özenle hazırlayarak okura sunduğu Bir Sûfi’nin Portresi-Zünnûn-ı Mısrî kitabı, aynı zamanda İbn Arabî isminden dolayı da ayrı bir önem taşımakta. Zunnun ı Mısri

Şeyh-i Ekber, kitabı hazırlama sebebi olarak şunları zikretmiş; “Ben bu topluluğun içerisinde, Zünnûn-ı Mısrî’den (r.a.) daha çok seyahat eden ve Allah dostlarıyla birlikte olan başka birisini görmedim. İşte bu sebeple de bu kitabı yazdım ve ona şu ismi verdim: “el- Kevkebu’d-Durrî fî Menâkıbı Zinnûn el-Mısrî” ve devamında, salihler anıldığında rahmet indiğini ve bu rahmetin içeride ve dışarıda etkileri olduğunu ve bu vesile ile Allah’a ulaşıldığını ifade ediyor.

‘Balık sahibi adam’ anlamına geliyor

Zünnûn-ı Mısrî (r.a.)’nin hayatı hakkında yazılanlar hep ihtilaf konusu olmuş. Doğum tarihi, künyesi, gençliği ve tasavvufta gösterdiği mertebeler/merhaleler bu ihtilaf konularını teşkil etmiş. Kitabı yayına hazırlayan yazar ise bu konuda şunları ifade etmekte: ‘Zünnûn’ ismi “balık sâhibi adam” anlamında olup, Kur’an’da ismi geçmekte olan Hz. Yunus Peygamberin (a.s.) adıdır ve bir lakaptır. Ve onun gerçek künyesi, Ebu’l Feyz olacaktır. Zünnûn, İhmim’de doğdu. İhmîm, (Kahire’ye 460 km uzaklıkta) Yukarı Mısır’da bir şehirdir.

Ehl-i fütüvvet ile ilişkileri araştırılmalı

Bu arada Zünnûn’un Horasanlı ve ehl-i fütüvvetle bağı olan birisi olarak tanıtanlar da vardır. “Özellikle anlatım tarzı ve Zünnûn’un Horasanlı ehl-i fütüvvet ile sürdürmüş olduğu ilişkileri su yüzüne çıkmayı ve uzun bir biçimde incelenmeyi hak etmektedir. Bu hususta yazar, Zünnûn’un talebelerinin ve ravîlerinin incelendiğinde büyük çoğunluğun Horasanlı, özellikle Melâmetin beşiği Nişabur’dan gelmiş olduklarını hatırlatıyor.”

Zünnûn’un doğum tarihi ise tam olarak belli değildir. 155/771-772 tarihleri arasında veya daha erken tarihlerde doğduğu rivayetlerde aktarılmaktadır. Ve vefatı 246/861 yılının zilkade ayının 2.’si pazartesi günüdür.

“Seyahat et!”

Zünnûn’un seyyah bir sufi olarak anılmasında üstadı Şukrân el-Âbid’in büyük bir rolü vardır. Öyle ki “seyahat et!” nidası ve tavsiyesi Zünnûn’u, “bilfiil bir seyyâh’a dönüştüren; bir seyyah zahid yapan, bıkmadan usanmadan yaptığı rıhlelerle sürekli bir biçimde velilerin tavsiyelerini araştıran, Hakikat yolunda yaptığı ruhanî haccına sebep olan işte bu tavsiyedir.” (s.26) Zünnûn-ı Mısrî Hz.lerinin hadisçi olduğunda da ittifak vardır. Bizzat İmam Malik, Leys, İbn Uyeyne ve Fudayl b. İyad’ın ağzından hadis nakletmiştir. Kitapta Zünnûn-ı Mısrî tarafından nakledilen hadislere de yer verilmiş.

O, hüzün patikasında yürüdü ve melamet yolunda seyahat etti

Tasavvuf dünyamızda önemli yeri olan Zünnûn-ı Mısrî Hz.lerinin yolu, mertebesi konusunda da farklı kanaatler olmuş. Feridüddin-i Attar, Zünnûn’u “ehl-i melâmet şeyhi” olarak kabul ederken, ondan iki asır önce yaşayan Hucvirî ise “Zünnûn hüzün patikasında yürüdü ve melamet yolunda seyahat etti” demektedir. Buradan Zünnûn’un öğretisinin melâmet eğilimli olduğunu çıkaran yazar, bu konuda Zünnûn’dan deliller de getiriyor: “Nefsini kemâliyle bilme konusunda sorguya çekilmişti. Ve O’nun cevabı; “Kişinin, kendisi hakkında sû-i zan beslemesidir” şeklindeydi.

Halleri gizleme olgusuna gelince de, yine Zünnûn, melâmetilerin öğretisine uygun görüşü benimsemiş: “Rabbi için olması gereken sevgisini başkalarına gösteren kişi, O’na olan sevgisinde samimi değildir” demiş ve vefatı anında şu kelimelerle Allah’a yönelmiştir: “Kalbimin Senin Zatına olan bağlılığını ifşa edemem… Kaburgalarımın arasından Senin sevginden ansızın zuhur etmiş olan en ufak bir görünümü bile; ne bir yakınıma, ne de bir arkadaşıma gösteririm.”

“Mutluluğun kuldaki alameti üçtür:…”

Zünnûn-u Mısrî’ye tasavvuf’u sorduklarında şöyle cevap vermiş: “Onlar, Allah’a her şeyi tercih ettikleri için; Allah da onları her şeye tercih etmiştir.” Yine Sûfi’yi tanımlarken şunları söylemiştir: “Sûfi, konuştuğunda kelimeleriyle hakikati açıklayan; sustuğunda da (Allah’dan başka) her şeyle ilişiğini kestiği için, bu hakikatları vücudunun diğer uzuvları konuşan kişidir.”

Zünnûn, hakikat, aşk ve vecd yoluna talipliler için ebedî saadet yolunun işaretlerini de şu şekilde sıralamış: “Mutluluğun kuldaki alameti üçtür; a.) Ömür verildikçe hırsı azalır. b.) Malı çoğaldıkça cömertliğinde ve fedakârlığında artış olur. c.) Kadr u kıymeti arttıkça, tevazuu artar.”

Zünnûn’a sorulmuş: “(Manevi yolda) Zeka ve anlayışlılığa götüren kaç kapı vardır?” O şöyle cevap verdi: “Dört kapı vardır. İlki korku, sonra umut; sonra mahabbet; sonra şevk. Bu kapıların da dört anahtarı vardır; a.) korku kapısının anahtarı, farzdır. b.) Umut kapısının anahtarı nafiledir. c.) Mahabbet kapısının anahtarı, şevk ve kalben devamlı bir biçimde Allah’ı zikretmektir. d.) Şevk kapısının anahtarı, dildir.”

“Cahillerin övgüsünden keyf alan birisine şeytan, ahmaklık elbisesini giydirir.”

Zünnûn’u şöyle derken işitmişler: Kim tamâ nefes borusunu, umutsuzluk kılıcıyla keser de hırs hendeğini kapatırsa, Allah’a hizmetin felsefe taşını ele geçirmiş olur. Vazgeçme kovasına bağlı olan zühd ipiyle su çeken birisi, kendisini hikmet mahabbetiyle sulamıştır. İçin için hüzün vadilerinin yolunu tutan kişi, ebedî yaşama kavuşmuştur. Kim pırat gibi her tarafı sarmış otlarını verâ tırpanıyla biçerse, onun için istikamet bahçesi parıldamış olur. Kim dilini sükût bıçağıyla keserse, râhatın tadını çıkarır. Kim doğruluk zırhıyla zırhlanırsa, bâtıl ordusuyla savaşma gücünü elde eder. Ve cahillerin övgüsünden keyf alan birisine şeytan, ahmaklık elbisesini giydirir.”

Büyük bir kalemin elinden büyük bir sûfinin portresini okumak isteyenler için, Bir Sûfi’nin Portresi kaçırılmayacak bir kitap…

Bir Sûfi’nin Portresi-Zünnûn-ı Mısrî, İbn Arabî, Haz. Dr. Ali Vasfi Kurt, Gelenek Yay. Şubat 2005.

 

 

 

Kâmil Büyüker hikmet bahçesine girdi

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:33
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ender Çınar
Ender Çınar - 9 yıl Önce

Abdülaziz Bayındır Ali Vasfi Kurt'un yanında Hz. Mevlanaya hakaret etmiş zerdüşt demiş mesneviyi yerden yere vurmuştur.Ali Vasfi Kurt bu hakaretlere tek kelime cevap vermemiştir.İlgilenenlere duyurulur.Merak edenler Süleymaniye Vakfının internet sitesine girip bakabilirler...

banner8

banner20