Sevgilisini mücadeleye çağıran bir şair o

Geçtiğimiz ekim ayında yeni bir şiir kitabı daha kitapçı raflarında yerini aldı. Yedi İklim, Dünya Bizim, Yeni Şafak, gibi mecralarda şiir ve eleştiri yazılarıyla dikkat çeken Aykut Nasip Kelebek, şiirlerini Bana Hayran Olsana adıyla yayımladı. Selim Sina Berk yazdı.

Sevgilisini mücadeleye çağıran bir şair o

Geçtiğimiz ekim ayında yeni bir şiir kitabı daha kitapçı raflarında yerini aldı. Yedi İklim, Dünya Bizim, Yeni Şafak, Dil ve Edebiyat, Tetkikçi Blog gibi mecralarda şiir ve eleştiri yazılarıyla dikkat çeken Aykut Nasip Kelebek, şiirlerini Bana Hayran Olsana adlı kitabında birleştirerek okuyucusuna sundu.

Ortalamanın çok üzerinde bu şiirler

Kitap kırk sekiz sayfa ve on dokuz şiirden müteşekkil. Şiirlere bakmadan önce kitabın künyesindeki bir ayrıntıya mercek tutmak istiyorum. Künyede bir yayın evi adı ile karşılaşmıyoruz. Anlaşılan şair kitabını kendi imkânlarıyla bir matbaada bastırmış ve hukuki bütün işleri ile kendisi alakadar olmuş. Bu durum Türkiye’de yayın evleri ile ilgili sıkıntıların, hatta daha geniş bir perspektifte, hatalı okuyucu eğilimlerinin bir sonucudur. Ayrıca yayın evleri şiir dosyalarıyla pek ilgilenmedikleri de malumumuz. Şiir kitaplarını basan yayın evleri ise, istisnalar varsa hariç tutarım, dağıtım ve reklam çalışmalarında sınıfta kalıyorlar. Galiba Aykut Nasip Kelebek, bu sıkıntıları göz önünde bulundurarak kolları sıvamış. Bu arada yayın evinin yerini tutması için bir marka olarak kitabın kapağında ve ilk sayfasında “Usta-Çırak” imzasını görüyoruz. Ben bu imzayı bir yayın evi kurma düşüncesinin ilk somut adımı olarak okuyorum. Neyse zamanla görürüz elbet. Gelelim şiirlere.

Kitabı bitirdikten sonra kendime söylediğim ilk cümle şu oldu: “ortalamanın çok üzerinde iyi bir ilk kitap”. Edebiyat tarihinde iyi şair diye saydığımız birçok ismin ilk kitaplarında yakaladıkları nefesi Bana Hayran Olsana’da bulmak mümkün. Hatta bu yorumumda bir safha daha ileri gidip, Bana Hayran Olsana’yı Cemal Süreya’nın ilk şiir kitabı olan Üvercinka ile karşılaştıracağım. Üvercinka’da otuzu aşkın şiir vardır ve bu şiirlerin yaklaşık on tane kadarı “zayıf” şiir olarak adlandırabileceğimiz cinstendir. Gül, Dalga, Kanto, İngiliz bunlardan aklıma ilk gelenleri. Bu arada yanlış anlaşılmaya meyal vermemek için vurguluyorum, kötü şiirler değil zayıf şiirler bunlar. Öte yandan Nasip Kelebek’in Bana Hayran Olsana’sında, en ince eleyip sık dokuyanımız dahi, ikiden fazla zayıf şiir gösteremez. Nasip Kelebek şiirlerinin olgunlaştığına kanaat getirmeden dergi sayfalarına salmamış.

Nasip Kelebek’in şiirlerini, Dil ve Edebiyat ve Yedi İklim dergilerinde takip etmiştim. Gördüğüm kadarıyla şair, şiirlerini kitaplaştırırken bir jönez çalışmasında bulunmamış. Ancak yayımladığı kronolojiyi kırarak, tematik bir bütünlüğe gitme tercihinde bulunmuş. Bu tercihi ile kitaptaki şiirler arasındaki bütünlük sıkılaştırılmış. Böylelikle okur, bu on dokuz şiiri, tek bir şiir lezzetinde okuma fırsatı buluyor.

Sevgilisini mücadeleye çağıran şair

Okur bu kitapta, lirik, politik ve din dışı olmayan unsurların bir arada nasıl işlendiğinin çok güzel örnekleri ile karşılaşacaktır. Kitaptan bir şiiri ele alalım. “Seçim Sandığı” şiirinde şair, bir sevgilinin özlemini çekmektedir. Ama ondaki sevgili özlemi salt aşk üzerine kurulmamıştır. Şair Batı’daki diktatör üreten fabrikalarla giriştiği kavgada, kendisine destek olabilecek bir sevgili istemektedir. Şair, hem kullandığı üslup hem de şiirini ilerlettiği yön ile Şuara Suresi’ne uygun bir şiir oluşturmaktadır. Böylelikle lirik, politik ve İslamî şiiri bir potada eritmeyi başarmıştır. Ayrıca belirtmekte fayda var: “Seçim Sandığı” şiiri, bir “Leyla”, “Şirin”, “Aslı” reddiyesidir. Şöyle ki, Mecnun, Ferhat, Kerem sıkıntılara karşı her koşulda mücadele ederken, sevgilileri acı çekip ağlamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. Nasip Kelebek ise kendi Leyla’sını mücadeleye davet ediyor. Aslında sevgiliyi mücadeleye davet eden soldan şairlerin olduğunu biliyoruz. Nazım Hikmet, Ahmet Arif gibi isimler ilk elde akla gelen isimler. Ancak bu daveti şiirinde yapan Müslüman duyarlılıkla şiir yazan ilk şairimiz, ilk şairlerimizden biri’’ Aykut Nasip Kelebek’tir.

Nasip Kelebek, şiirde şekle önem veren bir şair. Her ne kadar serbest ölçüyle şiir verse de, hece dağılımına özen gösteriyor. Ayrıca serbest ölçü ile yazması onu redif ve kafiyeden uzaklaştırmamış. Kelebek, öyle anlaşılıyor ki, gelenekle bağlarını sıkı tutmaya çalışıyor. Kitabındaki on dokuz şiirin altısı beyitlerle oluşturulmuş şiirler. Kelebek,  geleneği kimi şairler gibi, istediği hedefe ulaşmak için bir basamak olarak görmüyor, onu kullanmıyor. Ona karşı atasına duyduğu tarzda bir saygı besliyor. Çünkü o da şiirinin oradan doğduğunu iyi biliyor. Gelenekle kurduğu bağı, şekli ve ya ruh akrabalıkları dışında tarihi kişi ve olaylara yaptığı göndermeler ve yarattığı çağrışımlarla daha da sıkılaştırıyor.

eskiden İstanbul bakire Meryemin

kucağında sallanan bir bebekti”

bir an çıkıyorum Nuhun gemisinden

kavalını dinliyorum Musanın

Viyanaya giremediğinden ötürü Kanuni

Tanzimat padişahı Abdülmecit yanmasın mesela”  

bunlara verilebilecek örneklerden sadece birkaçı. Ancak hatırlatmakta fayda var, şair geçmişe takılıp aktüeli es geçmiyor. “Hepi topu bir ülkenin adımı Amerika/tek başına mı saldırdı Amerika Iraka”…

Kitap üzerine daha konuşulacak çok şey olacaktır. Ancak benim gözümde kitabı değerli kılan en mühim özellik, 1990 sonrasında doğan bir şairin kitabı oluşudur. Yirmili yaşların başlarında dergi çevrelerinde birçok genç şair ile karşılaşmamız muhtemel ancak malumunuz bu kuşağa ait çok az kitap var elimizde. Nasip Kelebeğin kitabı ilk örneklerden. Şayet 2000 sonrası şiirimizin yönünü nereye çevirdiği bulmak isteyen biri için Bana Hayran Olsana,bir kılavuz kitap görevi görecektir.

Selim Sina Berk yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 10:06
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26