banner17

Sessizliği en dolu o kullanır!

Nuri Pakdil; ismi iki kelime, kendisi ise üç: gece, Kudüs ve yalnızlık..

Sessizliği en dolu o kullanır!

Bu suskunluk sümsükçe bir susuş değil

Arap Saati, Nuri Pakdil" Kara, kara, öylesine siyah düşmüşsün ki haritaya; bilgece koymuşlar adını vaktiyle. Şimdiyse Cehennem yazıyorum. "

Nuri Pakdil kitapları bir kere okunmakla tükenmeyecek kitaplardandır. Kitaplarındaki mükemmel hüzün, mükemmel karanlık, mükemmel duruş çarpıcı bir şekildedir. Bir kere okumakla bitmeyen kitaplar yazar hep Pakdil. Onun elinde kalem esrarlı mürekkebe dalıp o mürekkepten mükemmel cümleler yakalayıp sayfaya döken bir çengel, bir olta, bir mızrak gibidir. O kelimenin ilk anlamıyla değil, ikinci, üçüncü, dördüncü anlamlarına yönelen bir şair/yazardır. Fizikle pek değil, metafizikle uğraşıp o fizikötesi duruşu sergiler yazdıklarıyla.

Arap saati işte bu bahsini ettiğimiz durumun sivrileşmiş kelimelerle dolu kitabı. Bu kitap tüm Yusufların, tüm Mehmetlerin, tüm Alilerin kitabı. Bu yüzden bu kitaba iyi davranmak lazım. Kelimelerle ve kalple kan kardeş olan yolcuların başucu kitabı.

Pakdil kuşatıcı bir yazardır. Onun ecnebi sırıtışlara karşı duran bir sağanak hali vardır:

" Benimle sizin ve ebedi devirlerce sizinle beraber olan her canlı mahlukun arasında yapmakta olduğum ahdin alâmeti şudur: yayımı buluta koydum ve benimle yerin arasında bir ahid alâmeti olacaktır.’’ Yazılı Tevrat’ta

Bu gece bulutları aradım.

Gözleri taştan bir mahluk şimdi Türkiye; acıklı ve garip. F.Caddesinde gidip geliyorum; ne bir yıldız düşüyor ellerime, ne de ateşin yalımı yakıyor dudaklarımı…her şey çukurda; bir böceğin büyüye büyüye minibüs oluşu; en üretken şey, sanırım, uğultudur; birazdan azmanlaşarak  XX. Yüzyıl olacaktır.

Kimse tedirgin etmek istemiyor sevgili akrabalarını, dostlarını, arkadaşlarını, tanıdıklarını…

Âsi cümleler… daha oknmadan öldürülmelidir; peki, peki, peki; boyun eklemlenme gereksinimi içinde.

Ecnebi, ecnebicilik… sümsükçe dilenmeler mi sanıyorsunuz bu suskunluğu? "

Kudüs

Başka türlü bir suskunluk!

Kudüs’ün geceleyin bir resmini çekseydiler orada bir Pakdil yüreğini gözükürdü. O geceye astığı suskunluğunu beyazlar sofrasında alnından ve gözlerinden yıldızlar akıtarak ağrısız olmayacak bir şekilde kendini salar o resme.

Çok sözle az şey anlatılmak istenseydi Pakdil hakkında üç şey denilebilirdi. Üç kelime:Gece, Kudüs ve yalnızlık.

Gece olarak Pakdil; bir gece gibi içinde kendi can sıkıntısını insanlık adına nedenlerle sıralar. Kudüs olarak Pakdil; bir sabahın asi sesinde sivrilmiş sözlerle intifadaya katkıda bulunur. Yalnızlık olarak Pakdil; işte yalnızlık, gece ve Kudüs olan bir adamın en büyük sırdaşıdır.

Arap Saati

Bu kitabı hakkında çok şey denilebilir. Kitap yazarın bir nevi yazarlığının, düşüncelerinin, çığlıklarının bir çetelesi. Yıkanıp askıya asılan ve kuruması için güneşi bekleyecek olan kelimelerle değil yazılanlar güneşin kendisini kurulaması için güneşi kendine çeken bir hal vardır bu yazdıklarında. Çığlık çığlığa söyler söylediğini.

" Ben toprağı çok az gördüm; bir de Kurtalan’da gördüm toprağı: kırılmış kal gibi: bir türlü okşanmayan çocuk. Geceyarısıydı trenden indiğimde; yalnızlığımı, bavulumu, kitap çantamı; yatağımı da;  sonra, otobüsümsü şeyde: bir dişiydi, bir erkekti; şimdi düşününce, öyle bir şey gibiydi bir gece. Şakacı kayalar yuvarlanarak yolu kapatıyordu ya, araba durmayagörsün, kaçışıveriyorlardı yokuş yukarı: her şey şeffaf bir parkadı.

Silerek de bazen. ‘gelecek’ okunabilir.

Pişmanlığı kullana kullana birtürlü bitiremiyorum: daima bir bakiyesi var "

 

Arap Saati, Nuri Pakdil Edebiyat Dergisi Yayınları

 

Bilal Can okudu

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:17
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20