banner17

Şerh İmparatorluğu diye bir şey var

13. yüzyıldan 20. yüzyıla, İskenderiye'den İstanbul'a debisi yükselerek akan tasavvuf geleneğinin şah bir kitabının şerhi..

Şerh İmparatorluğu diye bir şey var

12896İslam Medeniyeti'nin nasıl kesintisiz bir şekilde akan geniş ve coşkun bir ırmak olduğunu gösteren önemli bir eseri tanıtıyoruz sizlere. 13. yüzyıldan 20. yüzyıla, İskenderiye'den İstanbul'a debisi yükselerek akan tasavvuf geleneğinin şah bir kitabının şerhi... El-Muhkem fi Şerhi'l- Hikem

İslam Medeniyeti (Tarihi’ndeki büyük eserlere) kabataslak bir baktığımızda şöyle bir manzarayla karşılaştığımızı söylersem, sanırım yanılmış olmam: Büyük düşünürlerin, filozofların, âlimlerin, sufilerin, bilginlerin ekserisinin, özellikle medeniyetimizin kendi dilini kurduktan sonraki o ‘altın şafak dönemi’nde sökun ettikleri olgusu. En baba ve kült eserlerin çoğu, bu bir kaç yüzyıla yayılan ‘Altın Çağ’da verilmiştir.

Elbette bu, oryantalistlerin iddia ettiği gibi düşüncenin dinamik döneminin sona erdiği anlamına gelmiyor. Çünkü onların iddia ettiği ve bazı entellektüellerimizin de kabul ettiği gibi düşünce, felsefe, sanat, tasavvuf, tefsir ve diğer tüm ilmi alanlarda bize yetecek, bizi güzelce yaşatacak fikri, ilmi, irfani eserlerimiz çeşitliliğini ve zenginliğini devam ettirmemiş olsaydı; İslam Medeniyeti’nin birincil ve her bakımdan zengin bir medeniyet olarak dünya üzerinde varlığını devam ettirmesi nasıl mümkün olsundu?

Osmanlı İmparatorluğu değil, Şerh imparatorluğu!

Nasıl Kur’an bütün ilim dallarımızın, sanatlarımızın ve bunlardan neşet eden / bunlarla hayatiyet kazanan yaşam tarzımızın engin-zengin membaı ise, genellikle 9. yüzyıldan. 14. yüzyıla kadar verilen şah ve som devasa eserler de medeniyetimizin bundan sonraki mecrasını/macerasını devam ettirme ve yönlendirme potansiyelini içkindirler. Kriz dönemleri haricinde, Müslümanlar eski eserlerin parlaklığı altında yaşamaya ‘kanaat etmişlerdir. Ama kesinlikle boş durmamışlardır. Geleneğin kendilerine yeten imkânlarını güncelleyerek ve büyük çınarın serinliği altında kendi zamanlarının ruhuna uygun eserler vererek, İslami bir duyarlılıkla şehirlerini güzelleştirmişlerdir.

Girizgâh benzeri bu ön-açıklamayı sözü şerh geleneğine getirmek için yaptım. Osmanlı için –ilmi anlamda- daha çok şerh imparatorluğu yakıştırması yapılır. Bazılarının bunu küşümseyerek yaptığını biliyoruz. Yeni yetişen donanımlı akademisyenlerimiz ve entelektüellerimiz ise bu yanlış yargıyı yavaş yavaş yıkıyorlar. Şimdilik bununla uğraşmayıp tasavvuf alanında önemli ve çok değerli olduğuna inandığım bir eserden bahsetmek istiyorum.

Abdulhamid de Şazeli idi!

İbn Ataullah İskenderi’nin 13. yüzyılda kalbine varid olmuş hikmetleri dilin geniş imkânlarını kullarak ve adeta yeni bir dil oluşturmaya çalışarak yazdığı Hikem’ini şerhiyle beraber okurken, şarihlerin ne denli geniş bir bilgi birikimine sahip olduklarını gördüm. Ondokuzuncu asırda kendisi de bir Şazeli olan Sultan Abdulhamid’in isteğiyle, Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir tarafından telif edilen Türkçe Hikem şerhi tasavvuf geleneğinin yazınsal, düşünsel yönlerini önümüze cömertçe seriyor.

Sufilerin dilleri diğer İslami ekol müntesiplerinden farklı ve daha etkilidir. Çünkü sufiler, yaşadıkları halleri, ulaştıkları makamları yürürlükteki dille aktaramadıklarını söylemişlerdir. Bu da onları sırları, yaşadıkları güzellikleri sadece erbabının ve bu yola meyledip benimseyenlerin anlayabileceği bir şekilde yazmaya itmiştir. Sufi dilinin güzelliklerini (beraberinde zorluklarını) hem İbn Ataullah’ın mücmel hikemlerinde hem de şarihinin mazmun ve mensur açıklamalarında görüyoruz.    

Herkesin anlaması gerekiyor mu?

Miladi 13. asırda İskenderiye’de doğan ve billurlaşarak akan, sonrasında pek çok sufinin kalbinde ve kaleminde renkli, zengin yankılar, yorumlar bularak günümüze kadar ulaşan Hikem-i Ataiyye, Türkçe’deki en güzel şerhine 1922’de vefat eden Kastamonulu Ahmet Mahir Efendi sayesinde kavuşmuştur. Aynı zamanda seyyid de olan Kastamoni Hazretleri kendinden evvelki şerhlerden de yararlanarak hacimli ve çok faydalı bu eseri kaleme almıştır. Kullandığı Osmanlıca dil epey ağdalı ve zordur. Herkesin anlamasının gerekli olmadığını düşünen müellif, eserini anlaşılması epey çaba (seyr-i süluk) ve birikim gerektiren bir üslupta yazmayı da münasip ve hatta zorunlu görmüş.

Eser sadece Şazeli yolunun esasları çerçevesinde şerhedilmemiş elbette. Müellif-şarih ayet ve hadislere başvurmanın yanısıra her bir hikmetin anlaşılması için başka sufilerin sözlerine de yer vermiş. Ayrıca pek çok hikem şerhinde yıllardır dilden dile, kitaptan kitaba dolaşan menakıbı da; hem bir vefa borcu olarak hem de bir güzellik olarak bizlere sunuyor.

Klasik sufi şiiri ciddi bir yekün tutuyor!

El-Muhkem fi Şerhi’l-Hikem’i günümüz dilinde hazırlayan Tahir Galip Seratlı’nın bize büyük bir sevinç ve neşe yaşattığını söylemeliyim. Müellif Hafız Ahmet Mahir Efendi’nin eserinde Arapça veya Farsça olarak yer verdiği beyitleri, manzumları Seratlı bizim için Türkçe’ye çevirmiş. Böylece kitapta, tıpkı diğer tasavvufi eserlerde olduğu gibi, büyük bir yekün klasik sufi şiirinin bulunduğunu da söylemiş oluyoruz. Çünkü müellif aktardığı her hikemi önce manzum olarak kristalize ediyor. Daha sonra ise edinmiş olduğu irfan ile hikmeti çeşitli vecihlerden, genellikle evvelki hikmetle bağlantısını da kurarak açıklamaya koyuluyor. Bilhassa hikemlerin vahdet-i vücud’la bağlantılı olanlarının şerh edilmesinde anlaşılma derecesi gittikçe zorlaşıyor. (Bunu arasıra dipnot olarak yer verilen eserin (orijinal ) Osmanlıca  bölümlerinde belirgin bir şekilde görüyoruz.)

Aklın ve kalbin doyumu için bir başlangıç!

Sufi Kitap'tan çıkan bu muhteşem eser tam 544 sayfa. Günümüz Türkçe'siyle hazırlanmış olan bu kitabı okuduktan sonra daha fazla lezzet ve orijinallik görmek isteyen elbette metnin aslına da yönelebilir. İnşallah aklın ve kalbin doyumunu arzulayan okuyucular için güzel bir 'başlangıç' olur: Afrika'dan doğup İstanbul'da genişleyen bu hikmetler.  

 

Mustafa Nezihi Pesen inşirah bularak okudu ve öneriyor  

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:15
YORUM EKLE
YORUMLAR
çiçek...
çiçek... - 9 yıl Önce

ALLAH razı olsun
harika!..

banner8

banner19

banner20