banner17

Senem Gezeroğlu'ndan Okuru Bir Basamak Üste Taşıyan Öyküler

Senem Gezeroğlu, 'Unuttum Yalnız' kitabında kenarda kalmışların, unutulmuşların, unutulması gerekenlerin, yalnızların öyküsünü anlatıyor. Unutmak istediğimiz, unutamadığımız birçok konuyu sanatın estetik dünyası içinde kaleme alıyor. Recep Şükrü Güngör değerlendirdi.

Senem Gezeroğlu'ndan Okuru Bir Basamak Üste Taşıyan Öyküler

İlk öykü kitabında okurunu zaman kavramı etrafında dolaştıran Senem Gezeroğlu, Unuttum Yalnız kitabında ise kenarda kalmışların, unutulmuşların, unutulması gerekenlerin, yalnızların öyküsünü anlatıyor. Bir evren etrafında gelişen öyküler kuruyor. Okurun zihnini bir merkezde toplayıp dikkatini oraya yoğunlaştırıyor. Unutmak istediğimiz, unutamadığımız birçok konuyu sanatın estetik dünyası içinde kaleme alıyor.

Gezeroğlu, çağdaşları gibi toplumsal meseleleri ele alıyor. Bireysel olayları işlerken bile toplumu ilgilendiren konulara değiniyor. Cemal Şakar, Akif Hasan Kaya, Güray Süngü, Aykut Ertuğrul çizgisinde bir öykü dünyası kuruyor. Öyküde bir toplumsal yürüyüşle adım atıyor. Her öykücü kendini bir dünyaya yaslar. Gezeroğlu’nun yaslandığı dünya insanca yaşamaya, mümince inanmaya ve kalbî bir hayat kurmaya çalışan insanların dünyası. Modern saçmalıklar zihniyetinden uzak, bir tarafı geleneğe dayalı bir tarafı yeniliğe açık öyküler yazıyor.

Ebru’nun Gecesi” öyküsünde “15 Temmuz” gecesini anlatıyor. O gecenin karmaşasını öyküde karmaşa ile veriyor. Canların hiçe sayıldığı, herkesin nefsini düşünmeyip vatan uğruna can feda ettiği geceyi hemen her sanatçı dile getirmeli ve o meşum olay asla unutturulmamalıdır. İhaneti unutan toplum yeniden aynı ihanete uğrar. Gezeroğlu da sanatçı duyarlığıyla kaleme aldığı öykü ile toplumsal bir bilinç uyandırmaya ve hafıza oluşturmaya çalışıyor. “Balık Etkisi” öyküsünde balık hafızalı olma durumunu dile getiriyor. Bir anlamda önceki öyküde dile getirdiği konuyu unutmaması için okurunu uyarıyor sanki.

İstanbul’da Yalnızca Bir Semt Adı” öyküsünde 17 Ağustos depreminde eşini kaybeden bir yaşlının, onun hatırasını korumak için evini çöplüğe çevirmesi anlatılıyor. Yalnız yaşayanların dramı olarak da okunabilen bu öykü, doksan dokuz yılında meydana gelen o ağır depremi hatırlatıyor. “Çok İçli Bir Yıl İçinde” öyküsünde toplu ölümleri ele alan yazar, terör saldırılarını konu ediyor. Ülkemizi yıldırmak isteyenlere karşı okuru, korkma, diyerek cesaretlendiriyor. Unutmak istediğimiz ama unutamadığımız olaylar içimizi kanatıyor. İçimizi kanatsa bile bazı olayları asla unutmamak gerekiyor.

Yetkin yalnızlık öyküleri

Unuttum Yalnız kitabı, Senem Gezereoğlu’nun ikinci öykü kitabı olmasına rağmen oldukça yetkin öykülerden oluşuyor. Özellikle seçilmiş, çalışılmış, tercih edilmiş, damıtılmış öykülerden oluşuyor. Unuttum Yalnız için yalnızlığın öyküleri de diyebiliriz. Yazar, yalnızlığın öyküsünü yazmış. Öykünün muhtaç olduğu yalnızlığın öyküsü. Kitabın ana fikri unutmak. Unutmak temasını merkeze alarak yalnız kalışını da dile getiriyor.

Yazar, öykünün yazılma süreci, karakterler, öyküyü yazma biçimleri ile tam bir postmodern öykü kaleme alıyor “Bir Acayip Başlangıç” öyküsünde. Kitabı başlangıç öyküsüyle bitirerek ilginç bir ironi yapıyor ve her bitişin bir başlangıç olduğu mesajını veriyor. Kurgunun kurgusunu kaleme alıyor. Kitabın hemen her öyküsünde unutmak temasını işliyor. Birbirini tamamlayan, bütünleyen öyküler. Vakaları, kahramanları, kurguları farklı ama vurgu aynı. “Yara-tık Deyip” öyküsünde yazarlık ve yalnızlığını bir yaratık olarak düşünüp kurguya aktarıyor. Yazarların hayalen konuştukları biri vardır. Yazı perisi, yazı kuşu, yazı bülbülü... Gezeroğlu, yazma macerası denen olayı fantastik anlatımla yoğurarak ele alıyor. Kendini bacak sanan adamın anlatıldığı öyküde sınav kaygısı, aile, baba ve toplumsal bunalımlar işleniyor. Bunalmış insanların öyküsü. Bu öykü ile yazar, Gogol ve Çehov’la bağ kuruyor ve okuru dünya öykücülerine ulaştırıyor.

Postmodern öykünün bir başka özelliği de başka başka metinlere ulaştırması okuru. “Gönül Dağı” öyküsü bu bakımdan iyi çalışılmış bir öykü. Öykünün neredeyse her cümlesi bir şiirden alıntı. Yazar da bu metinde sürekli intihal üzerinde duruyor ve kendisinin ne yapmaya çalıştığını anlatıyor.

Öyküler okurunu bir basamak üste taşıyor

Gezeroğlu öyküleri okurunu bir basamak üste taşıyan öyküler. Bir başka yazara, bir başka kurguya götürüyor okurunu. Eco’nun Açık Yapıt eserine gönderme yapması bunlardan biridir. Okuru kurgunun içine çekiyor ve metnin yazılış sürecine dahil ediyor. Metnin yazılış sürecine dahil olanlara şahitlik ediyor. Hem eğlendiriyor hem de bilgilendiriyor.

On dört öyküden oluşan Unuttum Yalnız kitabı, tek bölümden meydana geliyor. Eserin ilk öyküsü “bir pazar. bir park. bir çiçek: unutmabeni”de insanlığın yaratılış serüveni ele alınıyor. İz Yayınları’nın Muhayyel serisinde kitapları yayınlanan yazarların son iki yıldır dikkatimi çeken konuları yaratılış. Her bir öykücü bir yaratılış, insanlığın macerası öyküsü yazıyor.

Kitabını yaratılış ve tekamül açısından ele alırsak insanın yaratılışı, büyümesi, gelişmesi ve kendi macerasını okuma gayretine girmesini gözlemlemek mümkün. İç konuşmalarla, bilinçaltı akışıyla ilerleyen yerlerde içe dönük öyküler bizi sarmalamaktadır.

Gezeroğlu toplum meselelerini işliyor demiştik. Kitabın birinci öyküsü yaratılış macerası, ikinci öyküsü ayna ile halleşen insanın iç yolculuğu, üçüncü öyküde ölüme sürüklenen gençlerin dramı, üniversite sınavı, sınav stersi, kimsesizlik ve toplum baskısı ele alınıyor.

Bir konu etrafında öykü örmesini takdire şayan bulduğum Senem Gezeroğlu, öyküde kalıcı izler bırakacağını şimdiden garantilemiş durumda. Kendine has yeni bir tarzla öykü dünyası kurması onu öykü çizgisinde iyi bir yere konumlandıracaktır.

Senem Gezeroğlu, Unuttum Yalnız, İz Yayıncılık

 

Recep Şükrü Güngör

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2018, 13:16
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20