Sen Allah'ı nasıl buldun?

Ümit Aktaş’tan karanlıklarının içinden çıkmaya çalışan adamın romanı: Yeşil Vadi

Sen Allah'ı nasıl buldun?

 

Ümit Aktaş, arayışın içinde olan, hakikatin peşinde koşan bir adamın romanını yazdı. Yeşil Vadi, okurlarına ufuk açıcı ve sorguladıkça yolunu bulan bir hayatı anlatıyor.

Duygu ve düşünce harmanıYeşil Vadi, Ümit Aktaş

Eğer olmalıysa kitap, böyle olmalıdır. Yeşil Vadi, içinde bulunan çalı çırpının bir anlamda insan yaşamındaki yeni başlangıçların olduğunu ifade ediyor. Her yeni yeşermede mutlaka bir umut olduğunu anlatıyor. Duygular ve düşünceler… Bu iki şeyin asla bağımsız olmadığına inandığım için kitapta bu konunun işlenmesi mutlu ediciydi. Bazen ya duygular öndedir, düşünce koşar. Bazen de düşünce önde ve duygu onun peşinde. En nihayetinde bu iki şey buluşur. Volkanik patlamalar ardında kalan soğumuş lavlar gibidir sonuç. Bir şekilde yılların boşluğu dolmuş ya da yıllardır boşa doldurduğumuz yıllar bomboş elimizde kalmıştır. Sıkıntılı zamanlardır bunlar. Kendimizi yeniden tanımamız gerekir. Ve bu hayatı yarılamış bir insan için hiç de kolay değildir. Şimdiye kadar ördüğünüz duvarları bir çırpıda yıkmak…

Ne arıyor bu adam?

Ümit Aktaş ne anlatmak istedi? Belki de bunu hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğiz. Biz ancak içimize işleyenleri yani nasibimiz kadarını alacağız. Ama Yeşil Vadi, bizden, hayattan, Ümit Aktaş’ tan bağımsız bir roman değil. Karmaşıklaşan hayatın düğümlerini çözmek mesele…  Yeşil Vadi romanında bu düğümlerin nasıl çözülmeye çalışıldığını, bazen bir şeylerin kimi insanlar için ne zor olduğuna tanık olacağımız bir kitap. Edebi tarafının yanında, sosyolojik bir roman aslında… Bu yüzden ya; romanın içindeki sancılı adam sosyoloji okumuş bir akademisyen. Taşradan şehre atılmış bir balık gibi çırpınmakta. Siyasetin ağır sillelerini yemiş, hiç olmadığı kadar uzaklaştığı hayata tutunacak bir dal aramakta. Sosyalist diye tanımladığı kendini, bir anda bunlardan kurtulmaya çalışırken buluyor. Hayatının kadını sandığı eşinden içinde bulunduğu örgüt gibi uzaklaşıyor. Bu bağlamda da yaşadığı her çekişmede babasıyla olan ilişkilerini gözden geçiriyor. Toplum ve birey ilişkilerini tanımlamada Ümit Aktaş’ ın yapmış olduğu sosyoloji ve felsefe okumalarıyla paralel anlatımlar yer buluyor Yeşil Vadi’de.

Neden böyle olduk?

Şehrin insanları bir labirentte rutinleşmiştir. Bu rutinleşme insanın ruhunu ele geçirmekte ve aslında hiç olmadığı şeyleri yaptırmaktadır. Çoğumuz dünyaya geliş amacımızı unuttuk. İşte bu düşüncelerin çerçevesinde Yeşil Vadi’de duygularını derin ve yoğun yaşayan bir adamı okuyoruz. Bu adam, avunulan birçok şeyi kendi içinde sorguluyor. Bu sorgulamalarında yaptığı hatalarını geç de olsa kabullendiğini ifade ediyor. Dünyevi hayata bu sıkı sıkıya bağlı olanları, o saçma kuralların dışına çıkmayı hata sayanları eleştiriyor. Dine yönelmeye çekinen ama o çekindikçe kalbinin onu götürdüğünden ve bu çekincesinin de babasından kaynaklandığından yakınıyor. Şehrin o yalnızlaştırıcı havasından ruhunu kurtarmak için verdiği çabaları dile getiriyor. Kendisiyle iletişime geçmeye çalışan ve Allah’ a ulaşma arzusunda olan bir insan portresi görüyoruz. Gitgide değişen bu insanın aslında başından beri Allah’ı aradığını anlıyoruz. Kalbini saran heyecan Kur’an okumakla oluşuyor. Sonrasında tevhid ve hakikat düşüncelerinde birleşiyor. Allah’ tan gelen her şeyin insan için bir nimet olduğunu ve bu sırrın farkına varan insanın da yola çıkmış olacağını söylüyor.

Yeşil Vadi için diyebiliriz ki; Hakkı arama romanı. Bir kutu içinde sıkışmış ruhun özgürlük için mücadelesi.  Vecd halini yakalama ve onu iliklerinde hissetme romanı. Dolambaçlı yolların olduğu bu romanda her yolun sonu Allah’ a çıkıyor. Geriye dönüp baktığımızda Allah’ı göremiyorsak, arayış zamanı bizde…

Sevde Kaya haber verdi

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2019, 12:09
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13