banner17

Selahattin Yusuf'un İsa'sının peşinde!

Fatma Kebire Hanım Selahattin Yusuf’a sesleniyor: ‘İlk romanı beğendik, başka romanlar da bekliyoruz!’

Selahattin Yusuf'un İsa'sının peşinde!

 

Okuyacağın kitabın yazarına aşinaysan eğer, tıpkı bir dostunla kahve eşliğinde muhabbet ederken nasıl iyi hissedersen, aynen o samimiyette, o rahatlıkta kendini kitabın akışına bırakır gidersin. Hiç bitmesin istersin adeta akıp giden zaman ve biraz rölantiye alırsın, sanki dostunla halleşmenin vaktini olabildiğince uzatmak istercesine.Selahattin Yusuf

Alışılmadık ve isabetli tespitler

Selahattin Yusuf’un Turkuvaz Yayıncılık’tan çıkan ilk romanı İsa Hanginiz?, bana bu duyguları hissettirdi aynen… Kitabı okurken bambaşka ama bana tanıdık gelen çok yeni duygu tanımlamaları ile karşılaşmak içimi ürpertti doğrusu. Çünkü “evet bu hissiyatı ben biliyorum, aynısının tıpkısını yaşadım” dediğim duyguların adını koymuş yazar.

Mesela İsa’nın annesini son kez gördüğündeki kurduğu cümle. Ya da özgür bir sabaha ilk uyandığında kendini ne kadar iyi hissettiğini anlatırken “bal çarpması gibi” ifadesini kullanması. Ancak yaşayan bilir bunun nasıl bir iç çalkantısına uğrattığını insanı. Ayrıca insanın davranışlarına dair de yazarın çok ilginç tarifleri var, sarsıcı ve üzerinde hayli tefekküre vesile olan. “İnsanın hiç giyinmemiş yerleri gözleridir” ifadesi örneğin.

Dikkat et! Kendinle karşılaşabilirsin

Kitap adeta yazarın şimdiye kadar içinde biriktirdiklerinin bir yansıması, dertleşmesi, çocukluğundan, geçmişinden arta kalanların özeti gibi. Nereden mi biliyorum? Çünkü satırlar arasında yol alırken benim geçmişim de önüme döküldü sürekli olarak. Yağmurun, sisin, mısır koçanının, kuzine sobanın, fındığın, mısır ekmeğinin, çam ağaçlarının toplamının enerjisi sizi bu heyecanlı sefere çıkarmaya yeter de artar bile.

İsa ve arkadaşlarının ormanda yaktıkları ateşte çam dallarının yandıkça çıkardığı “tısss” melodisini yakinen bilirsin. Guguk kuşunun sesini tanırsın. Hatta ne vakit ötse babaannenin söylediği o söz gelir, sarsar seni: “Birisi ölecek”. O ses ve ölüm birlikte kodlanmıştır zihnine artık.

Selahattin YusufAcaba deli olan kim?

Kitap bitene kadar “Akıl Oyunları” filmi sürekli zihnimi yoklayıp durdu. Galiba birinin çıkıp bütün olanların gerçek olmadığını ikrar etmesini istedim. Ama o kadar gerçek ki hepsi ve yaşadıkları. Hesapta onlar deli, dışarıdakiler akıllı. Hepimiz kendi durduğumuz yerden diğerlerine bakıp sınıflandırma yapma peşindeyiz. Ama bir de dışarıda durup kendimize bakabilmeyi bir becerebilsek. Belki de o zaman aramızda çok da bir fark olmadığını, hatta bazen deli diye nitelendirdiklerimizden bile daha delice işler peşinde koştuğumuzun farkına varabileceğiz. En büyük delilik Havva Ninenin “dünyaya alıştınız artık” demesi gibi dünyaya alışmış olmak galiba.

İsa Hanginiz?’in, öyle çarçabuk okuyup, çevrenize mutluluk haleleri saçacak bir kitap olduğunu zannetmeyin. Biraz keyfinizi kaçırıp, sizi sorular yumağıyla cedelleştirip, sabrınızı zorlayabilir. Lakin uykunuzu bile kaçıracak kadar bir arzu ve ısrarla okuyup, bitirmek için merakla tutuşuyor, elinizden bırakamıyorsunuz. Yani birazcık gündelik işleriniz aksayabilir, söylemiş olayım.

Kitapta tarifi yapılan her mekân zihnime kazındı adeta. Kitap bitti ama onlar canlılığını muhafaza etmeye devam ediyor. Acayip bir şekilde “Sahipli Evler”i görmeyi ve orada ateş yakıp havasını koklamayı arzu ediyorum. Biliyorum bu delilik, peki kalmak akıllılık mı yani?

 

F.Kebire Gündüz Karaaslan kitabı kendince tercüme etti

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2016, 10:07
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20