Şehrimiz bizden esinti taşımıyor artık!

Her şehrin bir tarihi, yazılmayı hak edecek bir hafızası vardır. Rize’nin hafızası da artık iki kapak arasında…

Şehrimiz bizden esinti taşımıyor artık!

Rize

Bir süredir memleketimizde yayıncılık anlamında özellikle şehir tarihleri konusunda güzel yayınlar yapılıyor. Gerek yerel yönetimler, gerekse ferdî çaba ve gayretler netice veriyor. Bu gelişmeler sevindirici. “Bu istikamette yol açan ve örneklik teşkil eden çalışmaları Dergâh yayınevi yaptı, yapıyor” dersek herhalde yanlış söylemiş olmayız.

Rize Kitaplığı ve Rize Defteri I

Daha önce Erzurum Kitaplığı ile önemli bir hizmet yapılmıştı. Şimdi Rize Kitaplığı bu hizmet halkasının devamını teşkil ediyor. Rize Defteri I (Dergâh yay. 2012, 236 s.), yayınlanan bu kültür aktarımının önemli kayıtlarından birisi olarak yayınlandı. Yayın düşüncesi İsmail Kara Hoca’ya ait. Nitekim editörlüğünü de kendisi üstlenmiş. Eserin sunuş yazısında bu dizinin esas maksadını şu cümlelerle izah ediyor:

“Netice itibarıyla Rize’nin ve Anadolu’nun büyük tarihine ve hayli ihmale uğramış mahalli kültürüne mütevazı fakat güzel bir katkıda bulunmak, bozulma ve tahribe karşı muhafaza ve devamlılığı sağlama düşüncesini kuvvetlendirmek, nihayet kendi sınırları içinde Türkiye için daha iyi bir gelecek inşası fikrine destek vermek niyeti hedeflerin ve projelerin esasını teşkil ediyor.”

Rize

Alıntıladığım bu bölümde iki şeye dikkat etmek gerekiyor: “bozulma ve tahribe karşı, muhafaza ve devamlılığı sağlamak”. İşte pek çoğumuzun yanıldığı, sendelediği ya da yıkıldığı nokta burası. Şehirlerimiz bizden esinti taşımıyor artık. Hiçbir şehirli o şehrin sahibi değil, o yerin tüketicisi… Tükete tükete mezarlarımıza dahi yer açamaz vaziyete geldik ki mezarlarımızı da şehrin erişilmez ve ulaşılmaz noktalarına attık. Rize Kitaplığı’nın ve Rize defterlerinin bu gayeye matuf olarak yayın yapması bizleri de uyandırmalı. Bizden sonraki kuşaklara ne bırakacağız, bunun hesabını iyi yapmalı. Zira eskiyen her şey ama her şey kapı dışarı ediliyor; sadece metrukat mı, eşya mı, insan mı? Hayır. Bir zihniyet, düşünce de kapının dışına konuluveriyor. Büyük bozulma ve tahribata karşı, dezenformasyonun önüne geçmek için bildiklerimizi aktarmamız ve taşımamız ehemmiyet arzediyor.

Rize

Kutuz HocaRize defterlerinde bizi bekleyen ne var?

Rize Defteri I, bir şehrin hafızasının tutulduğu defter misalidir. Orada kendinizden de izler bulmamanız mümkün değil. Davut Hut, İshak Güven Güvelioğlu, Murat Ümit Hiçyılmaz, Ali Adem Yörük, Kâmil Büyüker, Mahmut Dilbaz, Melek Paşalı, Cemal A. Kalyoncu, Ümit Erkan, İsmail Kara, Recep Koyuncu eserde yazıları olan isimler. Konular, Araştırma Derlemeler, Biyografiler Tipler, Röportajlar, Hatıralar, Ekler olarak sıralanmış. Özellikle İsmail Kara Hoca’nın kaleme aldığı ve sizi 60’lı yılların Rize’sine ve Kur’an talebelerine götüren yazısı “Tarih Olmuş Hakikatler; Güneyce/ Rize’den Birkaç Hatıra” mutlaka okunmalı. Elbette ki okurken yakın zamanda vefat eden Kutuz Hoca’yı da rahmetle anmalı ve dahi tüm ehl-i Kur’an hocaefendileri…

Kâmil Büyüker yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2019, 09:35
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13