banner17

Şehirde bir tekke, tekkede bir yol eri ara!

Mustafa Kara, sufi literatürü üzerinden şehir okuması yaptığı yeni bir eser yayımladı: ‘Buhara Bursa Bosna: Şehirler/ Sufiler/ Tekkeler’..

Şehirde bir tekke, tekkede bir yol eri ara!

 

Türkçe literatürde tasavvuf tarihi denilince akla gelen ilk isimlerden biri de hiç şüphe yok ki Mustafa Kara. Mustafa Kara Hoca,  ömür denilen yolda biriktirdiği makalelerden, tebliğlerinden ve incelemelerinden yeni bir kitap daha vücuda getirdi: Buhara Bursa Bosna: Şehirler/ Sufiler/ Tekkeler. Mustafa Kara, Dergah Yayınları’ndaki bir serinin 3. kitabı olarak yayımlanan bu eserde, insanları bir arada tutan kültür unsurundan hareketle kültür unsurunun gösterim mekânı olarak şehirleri konu ediniyor.Mustafa Kara

Sufiler gittikleri mekâna “katılarak” görgülerini aktarmışlar

Sufi tecrübe Müslüman dünyanın kolay anlaşılması mümkün olmayan tecrübelerinden biri. Her şeyden evvel bireysel bir tecrübe. Ama bireysel yönü ağır basmakla birlikte toplumsal boyutu da bireysel cephesi kadar yoğun. Hem istenilen bir tecrübe, hem de korkulan bir tecrübe. Hem bir fayda, hem de sakınılması gereken bir eylem. Dervişlerin kimi tecrübelerinde tac u hırka kıymetli, kimi tecrübelerinde tac u hırka kıymetsiz. Kendi aralarında bile anlaşmaları güç. Ama ortak noktaları dervişlerin seyahatleri. Kader sevki onları göçe ya da seyahata icbar kılmış. Her derviş binbir sebeple yola revan olmuş. Buhara’dan yola çıkanlar Bursa’ya, Bursa’dan yola çıkanlar Bosna’ya kadar uzanmışlar; oradakilere görgülerini ya da bilgilerini aktarmışlardır.

Kendi tecrübesi ve doğası içinde dervişlerin seyahati normalken, tabiat-dışılık zuhur ettiğinde seyr u sefer göçe dönüşüyor ve gidilen yerde sürece katılma yerine (mekâna dâhil olmak da bunun içinde), mekânı ve süreci -tabir yerindeyse- baltalamak olarak ortaya çıkıyor. 1950’li yıllarda ülkenin kendi sınırları içinde meydana gelen göçler dengeleri altüst etmiş; şehrin doğal dokusuna zarar vermiştir. El-an bu zarar devam etmekte.

Şehre dönmek şehirde yaşamış olanları tanımakla mümkün

Şehirler bir inşâdır ama bu inşâ bildik bir inşâ etme süreci değildir. Şehirlerin varlığı ibadet zevkindedir. Maddeye ruh geçer. Bugün inşâ edilen şehirlerin de bir ruhu var: Alışveriş mabetleri etrafında ona ibadet eden insanları bir araya getirme. Sadece ruhsal bir dönüşüm yaşanmıyor şehirlerde. Ruhsal dönüşüme bir de görsel/sanatsal değişim de ekleniyor ki bugünkü yapıların sanatla irtibatı yok denecek kadar az.

Bursa

Mustafa Kara, mezkur eserinde şehirler, sufiler ve tekkeler üzerinden bizi bize hatırlatıyor. Hindistan ve Türkistan Buhara ile, Bursa ile Anadolu ve Ortadoğu, Bosna ile Balkanlar ve Avrupa yeniden kurulur. Hoca ile Belh’ten ve Kurtuba’dan Konya’ya, Kaşgar’dan İstanbul’a, Bosna’dan Bursa’ya, Kabil’den Bosna’ya pek çok şehirde gezmek kendi hafızamızın yeniden inşâsı için önemli olsa gerek. Şehre dönmek, şehirdeki şairleri, bestekârları, hattatları, seyyahları, irfan sofralarını bilmek varoluşumuza biraz daha yakın kılar bizi.

Turgut Cansever’in vefatına tarih

Kitabın sonunda Mustafa Kara bilge mimar Turgut Cansever’in vefatına tarih düşürmüş:

Gönüller imar etti mimarbaşımız

Fikirler icad etti mimarbaşımız

Onu arayanlara melekler der ki

“CENNET KÖŞKÜNE GİTTİ MİMARBAŞIMIZ” 2009 M.K.

 

Arda Şeker seyahat ederek yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 14:32
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20