banner17

Şeftali ve mümin ne kadar da benzeşir

Afganistan'ın efsânevî lideri Ahmed Şah Mesud hakkında Marcela Grad tarafından hazırlanmış bir biyografi Türkçe'ye çevrildi. Ahmed Sadreddin kitap hakkında yazdı.

Şeftali ve mümin ne kadar da benzeşir

Afganistan'ın efsânevî lideri Ahmed Şah Mesud hakkında Marcela Grad tarafından hazırlanmış bir biyografi Türkçe'ye çevrildi. Mesud / Efsânevî Afgan Liderin Farklı Bir Portresi isimli eseri Seval Yılmaz Crump dilimize kazandırmış. Başlıkta da belirtildiği üzere alışılagelen biyografi kitaplarından biraz farklı bir şekilde hazırlanmış çalışma. Aile üyelerinin, yakın arkadaşlarının ve Ahmed Şah Mesud'la bir şekilde münasebette bulunmuş kişilerin şahitlikleri oluşturulan bir kitap çıkmış ortaya.

Kitabın müellifi Marcela Grad, henüz çalışmasının başında bir uyarıyla karşılıyor okuru. Git gide yükselen objektif olma merakından ve artisliğinden kaçındığını şu cümlelerle ifade ediyor: “Hiçbir sûrette Mesud'a dair objektif bir portre sunma iddiasında değilim. Mesud'un karşıtları ile taraftarları arasında dengeli bir yaklaşım sergileyen akademik ya da tarihsel bir çalışma görmek isteyen okuyucular başka kaynaklara yönelmelidir.

Bu çalışma Mesud'u, kendisini yakından tanıyan, pek çoğu uzun direniş hareketi boyunca onunla birlikte çalışmış ve aynı saflarda savaşmış olanların gözünden yansıtıyor. Bu sıra dışı insanın pek çok farklı yönünü bilmeyi arzulayan okuyucular... Bu kitap işte onlara hitap ediyor.”

Kitabın yazarı Grad, Mesud'u çalışmasını meydana getirmeden yaklaşık sekiz yıl önce tanır. Kitap 2009 yılında yayınlanır. Ne Grad, Mesud'u görebilir, ne de Mesud Grad'ın hazırladığı kitabı. Çünkü 2001 yılında dünyaya veda etmiştir Mesud. Bir arkadaşı Grad'a, Mesud'u anlatan bir belgeseli izlemesini önerir. Daha önce adını dahi duymadığı bu insan kendisi için Afganistanlı sıradan bir vatandaşdır. Afganistan, yazarın zihninde Rus işgali, Taliban kabusu ve artık çok eski zamanlarda kalmış peri masalları yurdudur. 

Askerlerine şiir okuyan bir lider

Belgeselde izlediği Mesud'a ve onun yanıbaşındaki direniş erlerine karşı bir sempati duymaya başlar. Zira yazarın Afganistanlı bir direnişçiden beklediğinin çok üzerinde bir durum vardır ortada. Mesud askerlerine şiir okuyordur. Bununla birlikte askerlerini mümin kardeşleri olarak gören bir lider olmaklığı sebebiyle, çeşitli münasebetlerde bulunur. Buna futbol oynamak da dahil. Bundan sonrasında belgeselin her dakikasında ayrı bir hayrete uyanır Marcela Grad. Büyük fedâkârlıklarla ülkelerini savunan Mesud ve arkadaşlarının olağanüstü kaynaklardan beslendiklerini düşünür ve onlara olan hayranlığı, Mesud'u tanımak ve kendisini besleyen güçten haberdar olmak gayesine dönüşüverir. Gönlünde bu işe kalkışma isteği oluşur. Kendisine neden Mesud hakkında bir kitap yazdın diye soracak olanlara kitabın önsözündeki bir cümle ile cevap veriyor: “Bilmiyorum ama yüreğim biliyor.”

Kitapta Mesud'un dostlarının anlattıklarından ziyade, yazar Marcela Grad'ın kalbine, zihnine, yüreğine tesir eden Mesud'a değinmek istiyorum. Bir İspanyol'un kalbinde tesirler uyandıran yönü, müminliğini daha ön plana çıkardığı için. Mesud hakkında edindiği bilgileri ifade etmeye “Mesud'un gülbahçeleri ve masalcılar, lâtif bir şiir sanatı ve vahşi savaşların olduğu bin yıllık bir gelenekten geldiğini öğrendim” sözleriyle başlar Grad.

Pakistanlılar'ın gelecekte yapmak istediklerini ifade ederken inşallah demelerinden etkilenen Grad, burada kendi dünyasıyla Mesud'un dünyası arasında bir paralellik kurar, ya da bulur. Nasıl derseniz. Ana dili İspanyolca'da da inşallahı karşılayan bir tabir olduğunu söyler. Fakat bir şerh koyar, “Ancak biz bu sözü Mesud ve Afganlar'ın kullandığı itimat ve ısrarla kullanmayız.” der. İhtimal ki, İspanya'ya Endülüs Müslümanlarından kalan bir yadigârdır bu tabir. Zaman geçtikçe nereden geldiği ve ne ifade ettiği unutulan bir hatıra gibi kalmıştır.

Şeftali ve mümin ne kadar da benzer

Afganistanlı bir mücahid söz konusu olunca hemen dünyaya bakışı, radikal olup olmadığı merak ediliyor. Grad, Mesud'un inancı hakkında bir gazeteciyle aynı görüşü paylaşıyor; “Penşir şeftalisi kadar yumuşak”. Şeftali benzetmesinin yerinde bir benzetme olduğunu düşünüyorum. O güzelim meyvenin dışı, dişlere zorluk çıkarmayacak bir derecede yumuşaktır. Mümin de öylesine yumuşaktır, zorluk çıkarmaz, aksine kolaylaştırır. Fakat bu yumuşak şeftalinin çekirdeği belki de meyve çekirdeklerinin en sertidir. Çekirdek asıldır çünkü. Özdür. İnsan için ise öz, Allah'la rabıtasını kuran dinidir. Müminin de özü, dini, mukaddesâtı bu şeftali çekirdeği gibidir. Kendisine yapılacak taarruzlara karşı serttir. Aman vermez. Mümin taviz verdiğinde dininden değil, nefsinden taviz verir. Nefsi yumuşak tarafıdır, onun istediği olmasa da olur.

Mesud'un Kabil'deki Fransız Lisesi'nde okuyup mühendis olabilme imkanı varken, daha genç yaşlarda ülkesini yabancı istilâcılara karşı savunmak yolunu seçmesini ve 14 yıl boyunca Sovyetler'e ve komünizme karşı savaşmasından sitayişle bahseder Grad. Mesud bütün bu mücadelelerin hemen akabinde Allah'tan uzak, merhametsiz insanlar olarak tanımladığı Taliban'a karşı savaşır.

Sulh; hayırdır, hayır; sulhtadır 

Fazlasıyla mâhir bir askerî lider olmasına rağmen Mesud'un en büyük arzusunun barış olduğunu ifade eden Marcela Grad. Zira sulh hayırdır, hayır; sulhtadır. Fakat bu barış isteğinin ülkesinin bağımsızlığından feragat ettirecek bir istek olmadığını, bu sebeple inancıyla, yandaşlarıyla, yerine göre sert, yerine göre yumuşak mizacıyla donanmış bir şekilde, dünyadan ayrıldığı 9 Eylül 2001 gününe kadar savaştığını vurguluyor. “Bütün ömrünü geriye doğru müşahede ettiğimizde” diyor Grad, “daima halkının yanında duran bir lider görürüz.”

Afganistan, bugün yine istikrarsızlıklarla boğuşan bir ülke. İçinde bulunduğu sıkıntıların bir an önce giderilmesini Yüce Allah'tan niyaz ederiz. Dileriz ki; hakkında bir yazı, bir kitap yahut bir sempozyum düzenlemekle anlatamayacak kadar derin bir şahsiyet olan Ahmed Şah Mesud gibi liderlerle takviye etsin Allah, Afganistan'ı. Bizler de böylesi yüce zâtların hayatlarını tedkik ederek, kendi halimizi düzeltelim ve Allah'ı hoşnut eden kullar olalım. İçinde olduğumuz kuyudan bizi çıkarak olan yine Allah'tır. Bizi Hakka yaklaştıracak her vesileye sımsıkı yapışmadıkça dünyada yaşamanın ağırlığını bu omuzlar kaldıramayacak. Kısa kesmek gerekirse, Ahmed Şah Mesud hakkında, yakın çevresinden görüşler, hatıralar toplanarak oluşturulan eser, Afganistan'ın büyük gönüllü sivil lideriyle alakalı başvuru kaynağı olabilecek bir çalışma. Muhabbetle tavsiye olunur.

Ahmed Sadreddin yazdı.

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 17:31
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20