Schuon 'Beşer Tecellisi'nde ne anlatıyor?

“Tradisyonalist ekol” deyince akla gelen isimlerden biridir Frithjof Schuon, yani İsa Nureddin el Alavî el Meryemî. Schuon'un Müslüman olmadan evvelki kafa karışıklığı müslüman olduktan sonra ortadan kalkmış fakat bu sefer de eserleriyle insanların kafalarını karıştırmıştır. Ömer Yüceller yazdı.

Schuon 'Beşer Tecellisi'nde ne anlatıyor?

“Tradisyonalist ekol” deyince akla gelen isimlerden biridir Frithjof Schuon, yani İsa Nureddin el Alavî el Meryemî. Schuon'un Müslüman olmadan evvelki kafa karışıklığı müslüman olduktan sonra ortadan kalkmış fakat bu sefer de eserleriyle insanların kafalarını karıştırmıştır. Çünkü Frithjof Schuon eserlerinde Hint, Grek, Maya inanışlarından ve felsefelerinden girerek İncil'e, Talmud'a ve Kuran'a değinip azizlerden, peygamberlerden, mitolojik kahramanlardan alıntılar yapıyor. Tıpkı “Beşer Tecellesi” kitabında olduğu gibi.

Beşer Tecellisi”, İnsan Yayınları tarafından yayınlamış bir kitap. Kitabın kapağında bir “Yin-Yang” ile karşılaşıyoruz. Bu “Yin-Yang” dışarıdan doldurulan, akışkan olduğu anlaşılan bir yapıya sahip. Kapak fotoğrafı, kitabın içeriğine gayet uygun seçilmiş çünkü kitabın önsözünde belirtilmiş olan insanının hayvanîlik ile ilahîlik arasında bir yerde olduğunu bu sembol ile anlıyoruz. Yine önsözde belirtildiği gibi sembolist bir dille "beşer tecellisi" olarak addedilen, insanın süflîlikten kurtulup ilahîye yani özüne yönelmesidir.

Schuon, sezgiyi ve külli aklı hiçe sayan “rasyo”ya, modernizme, modern dayatmalara itirazlar da bulunmaktadır

Kitapta "Düşünce, Sanat ve İş" adlı ilk kısım ve "İnsan, Hakikat ve Yol" adlı ikinci kısım birbirinden bağımsız bölümler değil. Hatta anlatılmak istenenler de sonuç itibariyle birbirinin aynısı. Schuon, kitabın bu iki bölümünde, sezgiyi ve külli aklı hiçe sayan “rasyo”ya, modernizme, modern dayatmalara karşı kendi tezlerini ileri sürmektedir. Schuon'a göre insan, varoluşunun sorumluluğunu idrak etmeli ve dünyada bu şekilde yaşamalıdır. Varoluştan beri süregelen hikmetin izini kadim metinlerde ve söylentilerde bulan "İsa Nureddin", hikmetin ve hakikatin, yani “sophia perennis”in modern çağda uğradığı tahripten ve tahriften şikâyetçidir. Schuon, ruhlarımızı kaybetmemizin ilk sebebinin deneyselcilik olduğu söyleyerek, Batı bilim felsefesine ve bilimselciliğine de itirazda bulunuyor. Rönesans ve Fransız Devrimi'nin “medeniyetçilik” ve “milliyetçilik” adlı iki sakıncalı gelenek ürettiğini söyleyen Schuon, yurtseverliği; dinin emrinde olan milliyetçilik, yurtseverliği ise, dine emreden bir durum olarak addediyor.

Schuon'un ilahî olana, aşkın olana yaklaşmak için yani insanın ezeli hikmeti bulabilmesi için modern "akla" yönelttiği itirazlar haklı olmakla birlikte; kitapta diğer pek çok eserinde olduğu gibi, kafa karıştırıcı pek çok kavram ve mukayese yer almakta.

Schuon’un refaransları arasında Peygamber Efendimiz neredeyse yok gibidir

“Beşer Tecellisi”nde öne çıkan durumlardan biri de, Schuon'un epistemolojik ve ontolojik çözümlemelerde bulunması, bunu da İslam dışı kaynaklara sık sık başvurarak gerçekleştirmesi. Hissetme, algılama, anlamlandırma, iyiliğe yönelme, idrak etme, irade sahibi olma gibi pek çok durumu sezgiden ilham alan fakat aklî deliller ortaya koymaya çalışan bir şekilde, bir bilgi aktarımı yoluyla sunuyor bize Schuon. Fakat kitapta bilginin enfüsî-afâkî yani dikey-yatay boyutu ya da öz-kabuk ilişkisi gayet sarih şekilde işlenmesi, okuyucuya bilgi kategorizasyonu açısından kolaylık sağlamakta.

"Tanrı"nın aşkınlığını ve içkinliğini felsefeyi ve antik inançları harmanlayarak anlatmaya kalkan Frithjof Schuon “Beşer Tecellisi” kitabında, tasavvuftan ziyade metafiziğe başvurmakta, sufîden ziyade mistik gibi konuşmaktadır.

Tasavvuf metinlerini insanı tanımak, ontolojik ve epistemolojik çıkarımlarda bulunmak, tanrının aşkınlığını ve içkinliğini araştırmak açısından okuyan insanlar için Schuon'un Beşer Tecellisi'ndeki dili ve kavramları epey yabancı gelecektir. Bu yabancılamayı “tradisyonel ekol”e mensup Martin Lings, William Chittick gibi yazarların kitaplarını okuduğumuzda hissetmememizin sebebi, belki de Schuon'un bu kitapta beşerin tecellisini ya da beşere tecelliyi açıklamakta "philo-sophia"ya ve "sophia-perennis"e sürekli biçimde başvurmasıdır.

"İsa Nureddin"in kitapta pek çok isme ve kavrama yer verirken Hazreti Muhammed'i "Hakikat i Muhammediye" açısından bile dile getirmemesi tradisyonellerin sık sık eleştirildiği konuyu, yani Peygamber Efendimize pek refere etmemelerini tekrar bize hatırlatıyor.

Kitabın üçüncü kısmı, Schuon'un bazı kavramlar ve tabirlerden bahsettiği kısa mektuplarından oluşmakta. Benim için kitabın en samimi kısmı bu kısım. Çünkü Schuon bu bölümde bir sufî gibi konuşmaya başlıyor. Kurtuluşumuz için doğuştan getirdiğimiz hakikati korumamız gerektiğini söylerken, "Alev hakikat, yakıt ise imandır" diyor.

İyilik-kötülük, günah-sevap gibi karşıtlıkların açıklaması olarak kitabın en başına, kapağa dönecek olursak, "Yin-Yang"in insanda bulunması açısından bugüne dek duyduğum en basit ve güzel cümlelerden birini kuruyor Schuon: "Tanrı iyiliği emretmiştir; kötülüğe ise izin vermiştir."

 

Ömer Yüceller yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2020, 01:20
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
MUHAMMED FAYSAL KALKAN
MUHAMMED FAYSAL KALKAN - 6 yıl Önce

Burada bu büyük veliye bu yazıyla haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Bu zat kitaplarını yazarken kendi başından geçen olayları yazarak insanın hakikat arayışlarına sürükleyerek kendi gibi islamı seçmesi için çaba sarf ediyor.İslam öncesi ve sonrası geçtiği akabeleri bize anlatıp yol gösteriyor. Daha gerçekçi söylemek gerekirse seyrü süluk yolculuğunu bize anlatıyor. Selam ve dua ile...

banner19

banner13

banner26